Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow KURANDA DUA
Advertisement
KURANDA DUA PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 25 Haziran 2008

M. Ali KAYA

Dua Allah'ın yardımını davet etmek, istemek anlamındadır. Yüce Allah kuluna yardım etmeyi istemekte ve sevmektedir. Bunun için de dua etmemizi istemektedir. Dua, halis bir imanın alametidir. Dua eden adam anlar ki birisi var, sesini duyar, ihtiyaçlarını bilir, kendisini görür, ihtiyaçlarını giderir ve her şeye kadirdir. Bunun için dua ibadetin özüdür.


Dua içten, samimi ve kalbî olmalıdır. Yüce Allah “Rabbinize içten samimi bir şekilde yalvararak dua edin. Haddi aşarak bu konuda ifrata ve tefrite varmayın” (A’raf, 7:55) buyurur. Haddi aşma iki şekilde olur. Birincisi kendisini müstağni görerek Allah’tan istemez. İkincisi ise dünyaya ait lüzumsuz ihtiyaçlarını arz eder ve bağırarak ister. Her ikisi de yanlıştır. Allah'ın rahmetinin iyilik yapanlara daha yakın olduğunu (A’raf, 7:56) buyuran Kur’ân-ı Kerim, Allah’a korku ve bu korkunun verdiği şevk ile ibadet etmemizi istemektedir.


Dua etmeye “Sübhaneke Allahümme” şeklinde Allah’ı tespih ederek başlamak, duanın sonunda da “ve’l-hamdü lillahi rabbi’l-âlemîn” diyerek bitirilmesi gerektiğini ders veren (Yunus, 10:10) yüce Allah “Korku ve ümit içinde” dua edilmesi gerektiğini belirtmektedir. (Secde, 32:16)


Dua etmenin usulünü ve adabını da bize öğreten yüce Allah “bütün güzel isimlerin Allah’a ait olduğunu” (Âraf, 7:180) ifade ile Allah’a “Esma-i Hüsnâ”sını şefaatçi yaparak dua etmek gerektiğini ders verir. (İsra, 17:110) Dua ederken sesi fazla yükseltmenin de sessiz bir şekilde hayal ederek dua etmenin de doğru olmadığını, ancak ikisi arasında kendi nefsine işittirecek şekilde kısık bir dille dua etmemizi istemektedir. (İsra, 17:110)


Yeryüzünde fesat çıkartan (Âraf, 7:56) ve Allah’a şirk koşanların dualarını kabul etmeyeceğini de ifade eden yüce Allah (Cin, 72:20) günahlarından tövbe eden ve kibirlenmekten vazgeçerek şirkten sakınanların dualarına cevap vereceğini (Mü'min, 40:60) ifade etmektedir. Bunun dışında kibirlenerek kendilerine güvenen ve Allah’tan istemeyenlerin yarın hor ve hakir bir şekilde cehenneme gireceklerini de haber vermektedir.


İnsanın Allah katındaki değerinin dua ile olduğunu ve duanın insanın değerini Allah katında yücelttiğini, Allah'ın da kullarına dualarına göre değer verdiğini belirten Kur’an-ı Kerim kendisine dua etmeyen inkârcılara hiçbir değer vermediğini de belirtmektedir. (Furkan, 25:77)


Dua için belli bir zamanın ve durumun olmadığını, her hal ve şartta dua edilebileceğini belirten Kur’an-ı Kerim her durumda hatta yatakta bile dua edilebileceğini bize bildirmektedir. (Secde, 32:16)


Halis bir şekilde yapılan duaların Allah katında mutlaka icabet edilerek cevaplandırılacağını, ama aynı şekilde kabul edilip edilmemesinin Allah’ın hikmetine tabi olduğunu belirten Kur’ân-ı Kerim insanın görevinin “ihlâslı bir şekilde, inanarak Allah’a dua etmek gerektiğini ve vazifesinin bu olduğunu, bunun için yaratılmış olduğunu” anlatmaktadır. (Mü'min, 40:14)


Dua bir kulluk ve bir ubudiyettir. Bunun meyvesi ve neticesi ise ahirette alınacaktır. Dünyaya ait neticeler ve faydalar ise bu ibadetin vakitleridir; amaçları değildir. Kuraklık yağmur namazı ve duasının vaktidir. Yağmuru yağdırmak amacı ile dua edilmez. Sadece yağmuru yağdırmak amacı ile dua edilecek olsa bu dua halis olmadığı için kabule layık olmaz. Nasıl ki güneş doğmadan önce ve güneş battıktan sonra namaz kılınmaktadır. Bu namaz güneşin doğması için değildir. Sabah ve akşam namazının vakitleridir. Hem ay ve güneş tutulması “küsuf ve husuf” denilen iki ibadetin vaktidir. Yoksa ne zaman açılacağı belli olan ayı ve güneşin açılmaları için değildir.


Aynı şekilde belaları ve musibetlerin istilası, hastalıklar ve sıkıntılar da dua ve ibadetin vakitleridir. İnsan o zamanlarda acizliğini ve zayıflığını anlayarak dergâh-ı ilâhiye iltica eder. Şayet duanını sonsunda bela ve musibetler kalkmış olsa bu dua ve ibadetin sonucudur denilmez. Belki dua vakti bitti, kaza oldu denilir.


Sonuç olarak dua bir ibadet ve Allah’a karşı kulluk görevini yapmaktır. Kulluk ise hâlis Allah için olmalıdır. Yalnız acizliğini ve ihtiyacını Cenab-ı Allah’a arz ederek, dua ile Allah’a sığınmalı ve Onun rububiyetine ve hikmetine karışmamalıdır. Tedbiri ona bırakmalı, hikmetine itimat etmeli ve rahmetini ittiham etmemelidir. (Sözler, 2004, s.505-506)


En güzel dualar Kur’ân-ı Kerimde Rabbimizin bize öğrettiği dualardır. Yüce Allah bizim şöyle dua etmemizi istemektedir. “Ey Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de iyilik ve ihsanda bulun ve bizi cehennem azabından koru.” Âmin! (Bakara, 2:201)
 

 


Etiketler:  Dua Kuranda Dua Korku ve Ümit Esmai Hüsna
 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ