Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow Nasıye-i Kâzibe ve Secde
Advertisement
Nasıye-i Kâzibe ve Secde PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 17 Eylül 2009

M. Ali KAYA
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Biz onu yalancı ve günahkar olan nâsıyesinden, perçeminden tutup sürükleriz” (Alak, 96:15-16) buyurur. Hud suresinde de bu ayeti te’yiden  “Şüphesiz yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, biz onun nâsıyesinden tutmuş olmayalım” (Hud, 11:56) buyurarak nâsıyenin insanın kaderini tayin eden “irade”nin Allah'ın iradesinde olduğunu ifade etmektedir. İrade sahibi olmayan varlıkların kaderi doğrudan Allah'ın iradesine tabi iken, insan gibi iradesi kendisine verilmiş ve hür olarak yaratılmış varlıkların iradesi ise Allah'ın teşri-i iradesi ile yönlendirilmiştir. Bu da hak ve adaletin temini, doğruluk ve hakkaniyet prensipleri çerçevesinde cereyan etmekte ve iman ve küfür, haksızlık ve zulüm, günah ve sevap kavramları çerçevesinde cereyan etmektedir.

Nâsıye, insanın alın kısmıdır ve saçın bu kısma gelen bölümüne “perçem” denir. Nâsıye kelimesinin nekra, yani belirsiz olması ayetin anlamını genel hale getirmektedir. Bunun kinaye için olduğunu müfessirler ifade ederler ve bundan kastın “şahsın kendisi” ve “nefsi” olduğu belirtilir. Burada kinaye olarak “Alın yazısı ve kader” manaları yüklenebilir. Yüce Allah her canlının kaderini belirlemiştir. Hiçbir canlı kaderini değiştirme durumunda değildir. Allah onun genlerine neyi kodlamışsa onu göstermek ve ortaya koymak durumundadır. Bu noktada yüce Allah “Sırat-ı Müstakim” üzeredir. Yani yaptığı her şey doğru ve âdildir.

İradesi olmayan varlıkların hayatı ve hareketleri zaten Allah'ın iradesini yansıtır. Bunun dışında olamaz. Ancak yaratılışı Allah'ın iradesi dışında olmamakla beraber “insan” gibi “irade” sıfatı ile mevsuf olup davranışları kendi iradesine bağlı olan varlıklar yüce Allah'ın tekvinî iradesine tabi olmakla beraber “teşrii iradesine” aykırı davranış sergileyebilmektedir.

Her iki durumda da insanın “Allah'a tevekkül içinde olup” “Allah'ın iradesine güvenmesi ve teslim olması gerekir.” Hud suresindeki ayette yüce Allah bunu ders verir. “Allah'a tevekkül edin, güvenin. Her şeyin dizgini onun elinde ve her şeyin hazinesi onun yanındadır. Ondan isteyin ve onun verdiğine razı olun. Bilin ki kaderiniz onunu iradesi ile çizilmiştir. O Allah'ın her yaptığında hikmet ve istikamet vardır. Her yaptığı doğrudur ve sizin için hayırlıdır” buyurmaktadır.

Alak suresinde “Nasıye” iki defa geçer. Birincisinde marife, yani belirli bir şahsın nasıyesidir ki, o da “Ebu Cehildir.” İkincisi ise “En-Nâsıye”den bedel olarak “nekra” yani belirsiz gelmiştir. Bu ise genel anlamdadır. Ancak bu genel ifade de “yalancı ve günahkâr” ifadesi ile tavsif edilince bir nevi marifelik kazanmıştır. (Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ, 23:272-273) Dolayısıyla bütün insanlığı ve varlıkların tümünü ilgilendirir.

Yemenli araştırmacı Abdülmecid el-Zidani “Ve Yarın İman Çağı” isimli eserinde “nasıyesinden yakalarız” cümlesi üzerinde yaptığı inceleme ve araştırmasında Kanada’lı bir ilim adamının Kâhire’de verdiği bir tıp kongresinde “İnsanın alın kısmına gelen beyin bölümünün karar merkezi olduğu ve hatalardan sorumlu olduğunu ifade ettiğini” bu araştırmanın Kur’ânın “Nasıyesinden yakalarız” ayetini izah ettiğini ifade eder. Bu durumda “Biz azimüşşan kişinin iradesi ile verdiği yanlış kararların sonucu olan günahları ile yakalarız” anlamına gelmekte olduğu anlaşılmaktadır. (http://www.timeturk.com/Alak-Suresindeki-mucize_90876-haberi.html)

Allah'ın hikmeti gereği ibadetin en önemli rükünlerinden birisi “Secde”dir. Secde kulun tevazu ve mahviyetle alnını yere/toprağa koymasıdır. Bu ise tevazu ve mahviyetin zirvesidir. Allah'ın iradesine boyun eğmek ve teslim olmak anlamındadır. Peygamberimiz (sav) “Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır, öyle ise secdede duayı çok yapın.” (Müslim, Salât 215; Ebû Dâvud, Salât 152) buyurarak secde halinin Allah'a en yakın bulunduğumuz hal olduğunu ifade etmektedir.

İnsanın Allah'a karşı görevi olan İmandan sonra itaati simgeleyen ibadetin başı olan namazda iradesi ile işlediği günahların karar merkezi olan alnını secdeye koyarak affını ve merhametini talep etmesi gerçekten enteresandır. İnkârcı ve isyankârları da yüce Allah'ın perçemlerinden tutarak cehenneme atması aynı şekilde anlamlıdır. 
  
Not: Bu yazı Zafer KARLI’nın “Alak Suresinin Bir Mucizesi” şeklinde bize göndermiş olduğu “Timeturk.com”un haberi üzerine yazılmıştır. Kendilerine teşekkür ediyorum. (M. Ali KAYA)
 


Etiketler:  Secde Namaz İman Küfür Cehennem Kader İrade Alın yazısı ve Kader Tevekkül
 
< Önceki   Sonraki >
İMAN
CEHENNEM
TEVEKKüL
NAMAZ
KADER
İRADE
KüFüR
SECDE