Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow Peygamberimiz Ficar Savaşında
Advertisement
Peygamberimiz Ficar Savaşında PDF Yazdır E-posta
Cuma, 22 Haziran 2012
M. Ali KAYA
1. Peygamberimizin (sav) Ficar Savaşlarına Katılması (M. 591)

Cahiliye döneminde Araplar arasında kanlı savaşlar ve cinayetler yaşanıyordu. Kabileler arasında kan davaları çok yaygındı. Bununla beraber Araplar Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarında bu ayların kutsallığı ve hac mevsiminin emniyeti için her türlü kan akıtmayı haram saymışlardı. Bu aylara bundan dolayı “Haram Aylar” deniyordu. Bu ayların herhangi birinde bir savaş vuku bulursa buna “günah işlemek” anlamında, “Ficar Savaşı” adını veriyorlardı.

Ficar savaşları da eksik olmuyordu. Peygamberimiz (sav) 20 yaşlarında iken dördüncü Ficar Savaşı kaçınılmaz olmuştu. Bu muharebe Ukaz Panayırında Kinâneoğulları ile Kays-ı Aylan yani “Havazin” kabilesi arasında vuku bulmuştu. Kureyş Kinaneoğullarının müttefiki olduğu için bu savaşa müttefikinin zorlaması ile istemeyerek katılmıştır. Bilhassa Ebu Talip bu savaşa haram aylarda olduğu ve çok büyük günah olarak telakki ettiği için hiç taraftar olmadığı halde katılmaya mecbur kalmıştır. Ebu Talip o zaman 20 yaşlarında bulunan peygamberimizi (sav) iki defa savaş meydanına götürmüştür. Peygamberimiz bizatihi savaşa katılmamış, ancak karşı cepheden atılan okları toplayarak amcalarına getirmiştir. Nihayet bu savaş ölenlerin diyetleri ödenerek anlaşma ile sonuçlanmıştır.

2. Peygamberimizin (sav) “Hılfu’l-Fudul” Cemiyetinde Bulunması:
Mekke’de can ve mal güvenliği kalmamıştı. Bu durum Kureyş’i rahatsız ediyordu. Mekke’nin güvenliği de tehlikeye giriyordu. Bundan dolayı hac ve ticaret güvenliğini tekrar sağlamak için bir cemiyetin kurulmasına ihtiyaç vardı. Bilhassa son “Ficar” muharebesinden sonra bu ihtiyaç daha da artmıştı. 

Yemen’in Zebid kabilesinden bir tüccarın devesi malı ile beraber gasp edilmişti. Zebidli hangi kapıya gitmiş ise kapı yüzüne kapandı. Bunun üzerine Ebû Kubeys tepesine çıkarak uğradığı zulüm ve hakareti Kureyş’e şikâyet etti. Bunun üzerine peygamberimizin (sav) amcası Zübeyir yanına Haşim, Muttalip, Zühre, Esed, Hâris ve Teymoğullarından bir çoğunu alarak Mekke’nin zengin ve ileri gelenlerinden Abdullah bin Cüdâ’nın evinde toplandılar. Burada “Hılfu’l-Fudul” (Fazilet Yemini) yaptılar. Sonra şu hususları karar altına aldılar:
1.    Mekke’de zulme asla meydan verilmeyecek,
2.    Zâlime asla fırsat ve imkan tanınmayacak,
3.    Hakkını alana kadar mazlum ile beraber olunacak.

Sonra bunu bir cemiyet haline getirdiler. Cemiyet ilk olarak Yemenli Zebidi’nin gasp edilen mallarını As b. Vâil’den alarak sahibine geri iade ettiler.

Peygamberimiz (sav) kendisine risalet görevi verildikten sonra daha sonra bu cemiyete iştirak ettiğini ifade ederek şöyle buyurmuşlardır: “Abdullah b. Cüdâ’nın evinde yapılan yeminleşmede ben de bulundum. Bence o yemin kırmızı tüylü develere sahip olmaktan daha değerli ve sevimlidir. Şu anda ben yine öyle bir cemiyete davet edilsem, yine icabet ederim” buyurmuşlardır. 

3. Peygamberimizin (sav) Şam’a İkinci Gidişi: (M. 593)
Peygamberimiz (sav) 23 yaşlarına gelmişti. Bu arada Ebu Talip büyük bir geçim sıkıntısı içinde idi. Mekke’nin zengin ve dul bir kadını olan Hatice binti Huveylid’in Şam kervanına malları ile iştirak edeceğini öğrenmişti. Hatice kendisi ticaret kervanına iştirak etmeyecek ama mallarını kârı bölüşme karşılığında emanet edeceği güvenilir bir ortak aracılığı ile ticaret yapacaktı. Hizmet ve mallarını korumak için de kölesi Meysere’yi ortağının yanında gönderecekti.

Ebu Talip peygamberimizi (sav)   yanına çağırarak bu kervana iştirak etmesi için konuştu ve: “Gerçi seni Şam’a göndermekten çekiniyorum. Yahudilerin sana bir zarar vermesinden korkuyorum. Ama ne yapalım ki başka da çaremiz yoktur” dedi.  Peygamberimiz (sav) amcasının bu teklifine “Nasıl istersen öyle olsun” diye cevap verdi.

Durum Hz. Hatice’ye ulaşınca peygamberimizi (sav) yanına çağırttı. Peygamberimiz (sav) amcası Ebu Talip ile gitti. “Sizin doğruluğunuza ve ahlakınıza güveniyorum. Size herkesten daha çok mal ve ticaretten hisse vereceğim” dedi.

Ebu Talip, “Senin falana iki deve yükü mal vermek için anlaştığını işittik. Biz dört deve yükü mal isteriz” diyince Hz. Hatice: “Sen kolay ve hoşa gidecek bir ücret talep ettin. Daha fazlasını istemiş olsaydınız ona da razı olur ve kabul ederdim” dedi. 

Ebu Talip buna fazlası ile memnun oldu. Hz. Hatice kölesi Meysere’yi de yanına çağırarak “Sen Muhammed’in emrinde olacaksın. Ne isterse yapacak, bir dediğini iki etmeyecek ve her halini bana bildireceksin” şeklinde talimat verdi.

Ticaret kervanı çeşitli belde pazarlarında ticaret yaparak üç aylık bir yolculuktan sonra Şam yakınlarında Busra panayırının münasip bir yerine tezgâhını açtı. Peygamberimiz (sav) de orada bulunan bir manastırın yakınında bir yerde zeytin ağacının altına konakladı.

Peygamberimiz (sav) 12 yaşlarında iken yine aynı yere gelmişti. O zaman manastırda bulunan rahip Bahira vefat etmiş yerine rahip Nastura geçmişti. Zeytin ağacının altına inen kervanı seyrediyordu. Önceden tanıdığı Meysere’yi yanına çağırdı ve sordu:

“Bu zat kimdir?”
“Kureyş’li Mekke halkından birisidir.”
“Hayret o ağacın altına Hz. İsa’dan (as) bu güne kadar kimse konaklamamıştır. Onun gözlerinde biraz kırmızılık var mıdır?”
“Evet vardır.”
“O halde o ahir zaman peygamberidir. Ona iyi dikkat et!” dedi.
Bu söz Meysere’nin kalbine nakşoldu.

Satışlar yapılarak alım-satım işleri tamamlanınca baktılar ki peygamberimizden (sav) daha karlı alış-veriş yapan olmamış. Meysere ile beraber kafilede bulunan herkes bu duruma hayret ettiler. Kervan Mekke’ye dönmek üzere harekete geçti.

Kervan Mekke’ye doğru yol alırken Meysere’nin dikkatinden kaçmayan bir şey daha vardı. O da peygamberimizin (sav) üzerinde bir bulut parçasının gölgelik ediyor olması idi. Bu durumu Mekke’ye girerken kervanı karşılamak üzere evinin damına çıkarak kervanı uzaktan takip eden Hatice’nin de gözünden kaçmamıştı. Yanındakilere bunu göstermişti.  

Meysere Hz. Hatice’ye gördüklerini ve duyduklarını anlatınca Hz. Hatice şöyle dedi: “Bu söylediklerin doğru ise şüphesiz o bu ümmetin peygamberidir. Ben zaten bu Mekke halkından bir peygamber çıkacağını biliyor ve bekliyordum. Bu zaman tam onun zamanıdır”  dedi.

Peygamberimiz (sav) Hz. Hatice hesabına Şam tarafına bir, Yemen’e ise tam dört sefer yapmıştır.

4. Peygamberimizin (sav) Evliliği (M. 595)
Peygamberimiz (sav) 25 yaşlarına gelmişti. Hz. Hatice’nin malı ile ticaret yapıyor, çok iyi de kazanç sağlıyordu ama bu amcası namına olduğu için kendisine ayrıca bir mal biriktirememişti. Hz. Hatice ise o zamanda 40 yaşlarındaydı. Hz. Hatice’nin babası Huveylid b. Esed Kureyş kabilesinin Esedoğulları kolundandı. Ficar savaşından önce vefat etmişti. Soyu peygamberimizin (sav) dedesi  “Kusay” da birleşiyordu.

Hz. Hatice iki defa evlenmiş olduğu halde zevceleri vefat etmiş olduğundan dul kalmıştı. İlk kocası Mahzum oğullarından Atik b. Âbid, İkinci kocası ise Abduddar oğullarından Nebaşoğlu Ebu Hâle idi. Kocalarından kalan malları sayesinde çok zengindi. Okuryazar olup, tahsilli ve bilgiliydi. Henüz cahiliye döneminde iffeti ve güzel ahlakı, doğruluğu ve temizliği ile “Tahire” lakabını almıştı. İslamiyet’ten sonra ise kendisine “Haticetü’l-Kübra” denilecekti. Babası vefat ettiği için velayetini amcası Amr b. Esed yürütüyordu.

Hz. Hatice şerefli ve dul, zengin ve güzel bir kadın olduğu için kendisine Kureyş’ten pek çokları talip olmasına rağmen o hepsini geri çevirmişti. Peygamberimizi (sav) tanıyınca onunla evlenmek için yakın arkadaşı Nefise binti Münye ile evlenme teklifini peygamberimize kendisi götürmüştür.

Bir gün Nefise peygamberimize (sav) gelerek: “Seni evlenmekten alıkoyan nedir?” diye sordu. Peygamberimiz (sav) ona: “Elimde evlenecek kadar malım ve param yoktur” diye cevap verdi. Nefise: “Eğer ben bu parayı sana temin edersem, malı şerefi, güzelliği ve sana denkliği olan biri ile evlenmek istemez misin?” dedi. Peygamberimiz (sav) : “Kimdir bu?” dedi. Nefise: “Hatice binti Huveylid” dedi. Peygamberimiz (sav): “Ama bu nasıl olur?” diyince, Nefise: “Orasını ben bilirim, sen o işi bana bırak” dedi. Peygamberimiz (sav) de: “O zaman kabul ederim” şeklide cevap verdi. 

Nefise hemen giderek durumu Hz. Hatice’ye haber verdi. Hz. Hatice de bunun üzerine peygamberimize (sav) haber gönderdi ve: “Ey amcamın oğlu! Sen benim akrabam, kavmin içinde şerefli, güvenilir, güzel huylu ve doğru sözlü olduğun için seninle evlenmek istiyorum” dedi. 

Bu teklifi alan peygamberimiz (sav) amcası Ebu Talib’e haber verdi. Ebu Talip de hemen düğün hazırlıklarına başladı. Düğün merasimi Hz. Hatice’nin evinde yapıldı. Koyunlar kesilip yemekler yendikten sonra iki tarafın büyükleri bir araya gelerek geleneklere göre konuşmalara başladılar. İlk konuşmayı erkek tarafın büyüğü ve temsilcisi olarak Ebu Talip yaptı ve şöyle dedi:

“Allah’a hamd olsun ki bizi İbrahim’in zürriyetinden ve İsmail’in soyundan yarattı. Derim ki kardeşimin oğlu Muhammed b. Abdullah sizin de akrabanızdır. Kureyş içinde hiçbir genç onun ile şerefte, asalette, akıl ve fazilette boy ölçüşemez. O hepsinden üstündür. Gerçi malı azdır; ama malın bu saydığımız değerler yanında ne kıymeti olabilir ki?! Onun şerefi ve mertebesi daha da büyüyerek devam edecektir. Şimdi o sizden kızınız Hatice’yi istemektedir. Mehir olarak da 20 deve vermeyi taahhüt etmektedir.”

Bu konuşmadan sonra kız tarafını temsilen Hz. Hatice’nin ammizadesi olan Varaka b. Nevfel ayağa kalktı ve şöyle dedi: “Allah’a hamd oldun ki bizi de sizin anlattığınız gibi yarattı. Bizde sizinle akrabalık kurmak ve şerefimizi daha da artırmak istiyoruz. Ey Kureyş’liler, sizler de şahit olun ki, ben Hatice binti Huveylid’i 20 deve Mehir mukabilinde Muhammed b. Abdullah ile evlendirdim.”

Böylece peygamberimiz (sav) Miladi 595 yılında 25 yaşında nübüvvetinden 15 yıl önce Hz. Hatice ile evlenmiş oldu.


Ebu Talip de kendi evinde iki deve keserek ziyafet verdi. Hz. Hatice’yi Ebu Talibin evine gelin olarak indirdiler. Hatice orada üç gün kadar gelin olarak kaldı. Sonra peygamberimiz (sav) ile kendi evlerine yerleştiler. Peygamberimizin (sav) Hz. Hatice’den “Kasım, Zeynep, Rukiye, Ümm-ü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah isimlerinde altı çocuğu oldu. 

Peygamberimiz (sav)  Hz. Hatice hayatta iken hiçbir kadınla evlenmedi. Vefatından sonra da asla unutmadı. Daima ondan övgü ve saygı ile bahsederdi. Bundan dolayı peygamberimizin (asv) en sevgili hanımı olan Hz. Aişe (ra): “Ben ‘Hatice-i Kübra’ dışında peygamberimizin (asv) hanımlarından hiçbirisini kıskanmadım”  demiştir. Çünkü peygamberimize (sav) herkes düşman iken o dost oldu; çocuklarının annesi idi ve herkes ona sırt çevirmiş iken o ona elini uzatmış ve her zaman yanında yer alarak destek olmuştu. Malını onun için harcamış ve onun ile beraber her çeşit sıkıntıya, açlığa ve zulme katlanmıştı ve asla şikâyet etmemişti.

Peygamberimiz (sav) Medine’ye hicret edene kadar Hz. Hatice’nin evinden ayrılmamıştır. Hicretten sonra o evi Ebu Talib’in oğlu Akil zaptetti. Muaviye b. Ebi Süfyan (Hz. Muaviye) hilafeti zamanında o evi satın alarak mescid yaptırmıştır.

Peygamberimiz (sav) nübüvvetine kadar Hz. Hatice’nin (ra) malı ile ticaret yaparak çok servet elde etti. Mekke’nin sayılı zenginleri arasına girdi. Ebu Talib’e yardım etmek için Hz. Ali’yi yanına alarak büyüttü. Böylece Ebu Talib’e olan vefakârlığını gösterdi.

Peygamberimiz (sav) Hz. Hatice ile 25 yıl çok mesut bir aile hayat geçirdi. Bunun on beş senesi nübüvvetinden önceye tekabül eder. Nübüvvetinden sonra da en sıkıntılı ve işkenceli olan on yılını da beraber geçirmiştir. Bu sıkıntılı dönemde peygamberimizin (sav) en büyük yardımcısı ve destekçisi şüphesiz Hz. Hatice olacaktı. İleride bu durum anlatılacaktır. Hz. Hatice vefat ettiği zaman 65 yaşında bulunuyordu. Peygamberimiz (sav) ise 50 yaşında idi. Peygamberimiz (sav) Hz. Hatice’nin vefatı ile yalnız kaldı ve bu yalnızlığı 3 yıl devam etti. Hicret senesi olan 622 yılında peygamberimiz (sav) 53 yaşında iken Hz. Aişe (ra) ile nişanlandı ve beş çocuklu Hz. Sevde ile evlendi.

 

Etiketler:  Ficar Savaşı Haram Aylar Hılful Fudul Cemiyeti Peygamberimizin Şam Yolculuğu Peygamberimizin hz. Hatice ile evlenmesi
 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ