Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow Peygamberimizin Kisraya Mektubu
Advertisement
Peygamberimizin Kisraya Mektubu PDF Yazdır E-posta
Pazar, 21 Mart 2010
M. Ali KAYA
Peygamberimiz (sav) sahabelerden Abdullah b. Huzafe’yi de İran Kisrası Perviz b. Hürmüz’e elçi olarak gönderdi. İran’a giderek saraya girmek ve kisra perviz ile görüşmek için izin isteyen Hz. Abdullah b. Huzafe (ra) bir müddet sonra huzura kabul edildi. Saray adabına ve Kisra’nın adetine göre gereken saygıyı göstererek peygamberimizin (sav) mektubunu koynundan çıkarıp öperek bizzat Perviz’in eline takdim etti. Kisra mektubu yanındaki Arapça bilen kâtibine okuttu. Peygamberimiz (sav) mektupta şunları yazıyordu: “Bismillahirrahmanirrahîm. Allah Resulü Muhammed’den Farsların büyüğü olan Kisrâ’ya…” Kisra bu hitaba son derece öfkelendi. Mektubun geri kalan kısmını dahi okutup mehtevasını dinlemeden kâtibin elinden alarak yırttı ve parçalayarak “Bu ne cür’et! Benim emrim altında bulunan birisi kalkıyor bana mektup yazıyor!” dedi. Sonra Abdullah b. Huzafe’ye dönerek “Mülk ve saltanat bana hastır. Bu konuda ne mağlubiyeti kabul ederim ne de saltanatıma ortak kabul ederim. Firavun İsrailoğullarına hükmetmişti. Sizler ise onlardan daha güçlü değilsiniz. Size ne oluyor ki bize mektup yazarak emir verme cesareti buluyorsunuz? Bizim sizi himayemiz sizlere yetmiyor mu? Şayet açsanız sizi doyuralım. Çıplaksanız giydirelim. Düşmanınız var da korkuyorsanız sizleri ordularımı göndererek himaye edeyim…”  dedi ve adamlarına onu dışarı çıkarmalarını söyledi.


Hz. Abdullah b. Huzafe (ra) görevini yapmıştı. Hemen atına binerek Medayin’i terk etti ve Medine’nin yolunu tuttu. Kisra onu yeniden huzuruna kabul etmek için arattı ama bulamadı. Abdullah peygamberimizin (sav) huzuruna çıkarak durumu haber verdi. Kisra’nın yaptığını söyledi. Peygamberimiz (sav) ellerini açtılar ve şöyle buyurdular: “Ya Rabbi! O nasıl benim senin adına yazdığım mektubumu paraladı. Sen de onu ve onun mülkünü parça parça et!”
 
Bu dua Allah tarafından kabul edildi. Oğlu Şireveyh saltanatını elinden almak için babasını yatağında doğrayarak parçaladı. Hz. Ömer (ra) da onun mülkünü parça parça etti. Bin yıllık Sasani devletinin hiçbir yerde şevketi ve saltanatı kalmadı.

Peygamberimizin (sav) Kisra’ya gönderdiği mektup şu mealdeydi:
“Bismillahirrahmanirrahîm. Allah'ın Resulü Muhammed’den Farsların büyüğü Kisra’ya! Doğru yolda gidenlere, Allah’a ve peygamberine iman edenlere, bir olan Allah’tan başka ilah olmadığına, Onun hiçbir ortağı bulunmadığına ve Muhammed’in Onun kulu ve Resulü olduğuna şahadet edenlere selam olsun!

Ben seni İslam’a davet ediyorum. Çünkü ben bütün insanlara öldükten sonra gelecek olan azabı haber vermek ve iman edenleri ebedi saadet müjdesini vermek için gönderilmiş bir peygamberim. Müslüman ol ki selamet bulasın. Şayet bu davetimden yüz çevirirsen Mecusi kavminin günahı senin boynuna olsun!”

Kisra’nın Yemen Valisine Mektubu ve Direktifi:
Kisra kendisine gönderilen mektubu her ne kadar okumamış olsa da kalbine bir korku ve dehşet kaplamıştı. Ya gerçekten o bir peygamber ise Allah onun yardımcısıdır. O zaman çok büyük bir tehlike kendisini ve milletini beklemektedir. Bu nedenle Yemen Valisi’ne bir elçi göndererek şu direktifi verdi:

Duyduğuma göre Kureyş’ten biri ortaya çıkmış peygamberlik dava ediyormuş. Sen güçlü ve kuvvetli adamlarını gönder onu yakalayıp getirsinler” dedi. Vali Bazan hemen iki adamını Medine’ye göndererek peygamberimizin Kisra’ya teslim olmasını bildiren emirname’yi kendisine tebliğ etmesini söyledi. Babaveyh ve Hurre Husre isimlerindeki iki elçi Medine’ye gelerek peygamberimizle (sav) görüştüler. Babavyh peygamberimize hitaben şöyle dedi: “Kisra Perviz b. Hürmüz vali Bazan’a mektup yazarak seni tutup götürmemiz için ona emri verdi. O da bu iş için bizi görevlendirdi. Şayet bizimle gelirsen senin için valimize rica ederiz bir mektup yazarak sizi bağışlamasını isteriz. Şayet bizimle gelmezseniz Kisra ordularıyla gelir, sizi de kavminizi de yok eder, memleketinizi de yıkar”   dedi. Sonra da Bazan’ın mektubunu takdim etti.

Peygamberimiz (sav) onları güzel bir şekilde ağırladı. Sonra mektubu okuttu ve gülümsedi. Vakar ve sükûnet içinde dinledi. Sonra onlara insanın ve kâinatın yaratıcısı olan Allah'ın azameti ve şanını anlattı. İnsanın dünyaya başıboş göndermediğini söyledi. Ölümün ve ahret hayatının mahiyetini anlattı. Sonra mülkün Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın dilediğine mülkü vereceğini söyledi. Kendisinin Allah'ın elçisi olduğunu ve insanlara bu gerçekleri hatırlatmak inananlara cenneti müjdelemek, inkâr edenleri cehennemle korkutmak için gönderildiğini söyledi.

Elçiler peygamberimizin bu sözlerinden çok etkilendiler. Heybetinden ve vakarla konuşmasından titremeye başladılar. Peygamberimiz (sav) daha sonra elçilere dönerek “Sizler bu gece istirahat ediniz. İnşallah yarın ne yapacağımı size haber veririm”  dedi.

Ertesi günü peygamberimiz (sav) elçileri huzuruna çağırdı. Onlara şöyle dedi: “Yüce Allah bu gece Kisra Perviz’e oğlunu musallat kıldı. Oğlu Şireveyh bu gece babasını öldürdü. Bu nedenle Perviz’in hükmü ve saltanatı bitti. Emri de geçerliliğini yitirdi.” buyurdu. Sonra “Şimdi gidin Bazan’a diyin ki benim dinimin hükmü ve hâkimiyeti Kisrâ’nın saltanatının ulşatığı yerlerin tümüne ve daha ilerisine ulaşacaktır. Sonra ona söyleyin ki, şayet Müslüman olursa şimdi idare ettiği yeri ona veririm ve Ebnâlıların hükümdarı yaparım” dedi

Elçiler bu haber karşısında şaşırıp kaldılar, dilleri tutuldu ve ne diyeceklerini bilemediler. Mecburen Yemen’e döndüler. Vali Bazan’ın huzuruna çıktılar ve olanı biteni haber verdiler.

Bazan adamlarına “Peki onu nasıl buldunuz?” diye sordu. Onlar “Biz ondan daha heybetli, hiçbir şeyden korkmayan ve muhafız barındırmayan bir hükümdar görmedik. Bununla beraber çok mütevazı olup halk arasında yaya yürüyordu” dediler. Sonra peygamberimizin konuşmalarını ilettiler. Medine’de peygamberimizin ve sahabelerin ilim ve ibadet hayatından gördüklerini de naklettiler.

Bunun üzerine Vali Bazan “Vallahi, bu hükümdar sözü değildir. Öyle sanıyorum ki bu zat dediği gibi kesinlikle bir peygamberdir” demekten kendisini alamadı.  Bununla beraber İran’dan gelecek olan haberi beklemeyi tercih etti. “Onun Kisra hakkında söylediği sözün gerçek olup olmadığını anlayalım. Şayet sözü doğru çıkarsa kesinlikle o bir peygamberdir. Şayet doğru çıkmazsa o zaman gereğini yaparız” dedi.

Aradan birkaç gün geçmemişti ki İran’dan haber geldi. Kisra’nın oğlu Şireveyh Bazan’a bir mektup göndermişti. Mektup şu mealdeydi: “Ben Kisra’yı öldürmüş ve yerine geçmiş bulunuyorum. Bu mektubun sana geldiği zaman benim adıma halkın biatını al. Kisra’nın sana yazdığı zât hakkında da ben ikinci bir emir verene kadar hiçbir şey yapma!” diyordu. Gerçekten de peygamberimizin (sav) verdiği haber, haber verdiği gibi gerçekleşmişti.

Bu haber üzerine Bazan “Muhammed gerçekten Allah tarafından insanlara gönderilmiş bir peygamberdir” diyerek Müslüman oldu. Onun Müslüman olmasıyla Yemen’de oturan Ebnâlılar da Müslüman oldular.  Bu durumu da peygamberimize (sav) haber verdi. Peygamberimiz (sav) de onu resmi olarak Yemen Valisi tayin etti. Böylece peygamberimizin (sav) ilk atadığı vali Bazan olmuştur. İran halkından ilk Müslüman olan da bu zat olmuştur.


Etiketler:  Peygamberimizin Kisraya Mektubu Perviz İran Kisrası Abdullah b. Huzafe Bazan Yemen İran Şireveyh Yemen Valisi
 
< Önceki   Sonraki >