|
Peygamberimizin Necâşiye Mektubu |
|
|
|
|
Pazar, 21 Mart 2010 |
M. Ali KAYA
Habeş Necaşisi Asheme’ye verilmek üzere peygamberimiz (sav) şöyle bir mektup yazdı. “ Bismillahirrahmanirrahîm. Resulullah Muhammed’den Habeş Meliki Necâşî’ye! Ey Melik! Müslüman olmanı dilerim. Ben Senin nâmına kendisinden başka ilah olmayan Melik, Kuddus, Selam, Mü’min, Müheymin olan Allah’a hamd-ü sena ederim. Ve şehadet ederim ki, Meryemoğlu İsa Allah'ın kulu ve kelimesidir. Allah o kelimeyi ve o ruhu, çok temiz ve afif olan ve dünya hayatından tamamıyla çekilmiş bulunan Meryem’e nefhetti. Bu suretle Meryem İsa’ya hamile kaldı. Allah İsa’yı böyle yarattı. Nasıl Âdem’i kudretiyle yoktan bir mucize olarak yarattı, İsa’yı da babasız yarattı. Ey Melik! Seni eşi ve benzeri olmayan bir tek Allah’a imana ve yalnız O’na ibâdete, bana uymaya ve Allah tarafından bana inzal edilenlerin hak olduğuna inanmaya davet ediyorum. Seni de halkını da Aziz ve Celil olan Allah’a imana davet ediyorum. Böylece ben size İslam hakikatlerini tebliğ ettim ve nasihatte bulundum. Siz de nasihatimi kabul ediniz! Selâm hidâyete tâbî olanlara olsun.”
Mektubu mühürleyerek Amr b. Ümeyye’ye veren peygamberimiz (sav) ayrıca kendisine daha önce Habeşistan’a hicret etmiş olanları ondan istemesini, muhacir hanımlarından Ümm-ü Habibe’yi kendisine nikâhlamasını da istedi.
Amr b. Ümeyye (ra) Necaşî’nin huzuruna çıktı ve peygamberimizin (sav) mektubunu öperek takdim etti. Necâşi vezirleri ve keşişlerinin huzurunda mektubu aldı, öperek başına koydu. Sonra kâtibine okuttu. Büyük bir saygı ve huşu içinde okunan mektubu dinledi. Sonra tahtından mütevâzi bir şekilde indi ve kölelerin efendisinin yanında oturduğu gibi tevazu ile dizlerinin üzerine yere oturdu. Sonra “Belî Ya Resûlallah! Diyerek kelime-i şahadeti getirerek imanını izhar etti. “Şayet yanına gitmem mümkün olsaydı giderdim. Onun arkadaşlığını ve kendisine hizmet etmeyi bu saltanata tercih ederdim” dedi.
Sonra kendi vezirlerine ve keşişlerine dönerek şöyle dedi: “O, Ehl-i Kitap olan Yahudi ve Nasranîlerin geleceklerini bekledikleri ümmî peygamberdir. Musâ peygamberin ‘merkebe biner’ İsâ peygamberin de ‘deveye biner’ diye Muhammed’in geleceğini haber vermiştir. Keşke şu saltanata bedel Muhammed-i Arabî’nin hizmetkârı olsaydım. O hizmetkârlık saltanatın pek fevkindedir” dedi.
Necâşî Asheme daha sonra fil kemiğinden yapılmış çok değerli bir kutu getirtti ve mektubu içine koydu. Kutuyu sarayın en değerli bir yerine koydurdu. “Bu mektup kendilerinde bulundukça Habeşlilerden hayır ve bereket kesilmeyecektir” dedi.
Peygamberimizin (sav) elçisi Amr b. Ümeyye Necaşi Asheme’den peygamberimizin (sav) ricalarını da iletti. O da “Ale’r-re’si ve’l-ayn /Baş göz üstüne!” diyerek muhacirlerden isteyenlerin Medine’ye gitmelerine müsaade ve yardım etti. Sonra Ebu Süfyan’ın kızı olan islam kahramanı Ümm-ü Habibe’yi (ra) bizzat Necaşi Asheme devlet töreni ile peygamberimize (sav) 400 dirhem mehir karşılığı gıyaben şahitler huzurunda nikâhladı. Sonra da Sahabe-i Kirama ve davetlilere dönerek “Nikâhtan sonra yemek vermek peygamberin sünnetidir” diyerek davetlilerin tümüne bir ziyafet verdi.
Sonra Câfer b. Ebî Talip başkanlığında muhacirler için bir gemi hazırlatarak isteyenlerin Medine’ye gitmeleri için yardımcı oldu.
Peygamberimizin (sav) Mekke reisi olan Ebu Süfyan’ın kız kardeşi ile nikâhlanması Ebu Süfyan’ın kalbini islama karşı yumuşamasına sebep olmuştur.
Amr b. Âs’ın Necâşî’den İsteği:
Kureyşin siyaset dâhilerinden sayılan Amr b. Âs bu zamanda Habeşistan’da bulunuyordu. Bütün bu olanı biteni görüyor ve peygamberimizin haberlerini işitiyordu. Peygamberimizin (sav) elçisi Amr b. Ümeyye’nin (ra) Necaşi’nin huzuruna rahatça girip çıktığını gördü. Eski samimiyetine güvenerek yanına gitti ve “Ey hükümdar! Senin yanına birinin girip çıktığını gördüm. O bize düşman bir adamın elçisidir. Onu bana teslim et de vücudunu ortadan kaldırayım!” dedi.
Necaşi bu teklife çok öfkelendi. Ani bir hareketle Amr’a bir darbe indirdi. Amr neye uğradığını şaşırdı. Necâşi öfkeyle “Sen Musa’ya ve İsa’ya gelmiş olan Nâmus-u Ekber” Cebrail’in kendisine vahiy getirdiği bir zatın elçisini öldürmek için sana teslim etmemi nasıl istersin?” dedi. Amr b. Âs “Ey Hükümdar! O gerçekten bir peygamber midir?” dedi.
Necaşi bunun üzerine “Yazıklar olsun sana ey Amr! Sende onun sözlerini anlayacak kafa yoksa hiç olmazsa benim sözüme kulak ver de hemen ona tabi ol! O gerçekten Allah'ın peygamberi olup kısa zamanda Mekke’yi de fethederek Kayser’e ve İran’a hâkim ve hükümran olacaktır. Çünkü Allah onun yardımcısıdır. Hak üzeredir ve kendisine karşı çıkan herkesi mağlup edecektir. Sen bilmez misin Musa peygamber en zayıf ve güçsüz gibi göründüğü bir anda firavunu ve ordusunu suya gark ederek helak etmiş ve Allah'ın yardımı ile galip olmuştur. Sonra onun arkasından gelen Davud ve Süleyman dünyaya hükmetmiştir” dedi.
Amr b. Âs Necaşi’den bu sözleri işitince büyük bir nedamet ve pişmanlık duymaya ve kendi aptallığına ve basit düşüncesine hayret etti. Bir müddet sessiz ve sedasız kaldıktan sonra göz yaşları içinde “Ey Necaşi! Sen benim biatımı onun yerine alır mısın?” diye inledi. Necâşi bu teklifini kabul etti. Amr b. Âs’ın imanına şahit olarak biatını kabul etti. Amr imanını bir müddet arkadaşlarından gizledi. Bir müddet daha Habeşistan’da kalmaya devam etti. Zaman zaman Necaşi’nin yanına gelerek İslamiyet ve diğer dinler hakkında bilgi aldı ve pek çok konularda sohbetlerde bulundu. Bir sene sonra hicretin 8. senesinde Medine’ye gelip peygamberimize (sav) açıktan biat ederek Müslümanlığını izhar ederek peygamberimizin (sav) yanında yerini aldı. Etiketler: Peygamberimizin Mektubu Necaşiye Mektubu Necaşi Asheme Ehl-i Kitap Habeş Meliki Amr b. Âs |