Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
Peygamberimizin Necranlılarla Münazarası PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 03 Mayıs 2010
M. Ali KAYA
Hicretin 9. senesi Necran heyeti 60 atlı olarak Medine’ye geldiler ve peygamberimiz (sav) ile görüştüler. İçlerinde 14 kişi vardı ki bunlar Hıristiyanların ileri gelen bilginlerindendi. Bu on dördü içinden de Abdulmesih, Eyhem ve Ebu Harise b. Alkame onların lideri sayılıyordu. Abdulmesih toplumun önderi ve danışmanı, görüşlerinden istifade edilen kişsiydi ve “Âkıb” lakabını almıştı. Eyhem, kafile başkanı ve dini toplantıları yöneten lideriydi ve “Seyyid” lakabı ile anılıyordu. Ebu Hâris b. Alkame ise o toplumun başpiskoposu olup çok değerli bir bilgin olarak biliniyor ve dinde içtihat seviyesinde oldupu için de kralların kendisine itibar ettiği değerli birisiydi.

Necran papazlarının ünü her tarafa yayıldığı için krallar onlara itibar ediyor ve maddi olarak da onları destekliyorlardı. Onlar da bu desteği dinlerini daha da güçlü hale getirmek için kullanıyorlardı. Necran’da bir kilise yaptırmışlardı ki bu kiliseyi Kabe’ye denk tutuyorlardı. Heyet Medine’ye geldikleri gibi peygamberimiz (sav) ile görüşmek istediler. Onları görenler “Biz bunlar gibi ihtişamlı bir heyet görmedik!” diyorlardı. Peygamberimiz (sav) onların altın kaplamalı, sırmalı ve ipekli süslü giyimlerini ve ihtişamlı bir şekilde Medine’ye gelmelerini hoş karşılamadı ve bu şekilde dünya metaına değer vererek kendilerini süsledikleri için onları kabul etmedi.

Mescid-i Nebeviye girerek ibadet etmek istediler. Peygamberimiz (sav) onlara müsaade etti ve mescidi boşalttırdı. Onlar da kendi inançlarına göre ibadetlerini yaptılar. Ertesi günü peygamberimiz (sav) ile görüşmek istediler. Peygamberimiz (sav) onların sade kıyafetlerle geldiğini görünce kabul etti. Peygamberimiz (sav) onlara “Hoş geldiniz!” dedikten sonra içlerinden üç kişiyi kabul ederek onlarla görüşeceğini söyledi. Onlar da  “Âkıb” unvanıyla meşhur Abdulmesih, “Seyyid” unvanına sahip Eyhem ve bilginleri olan Ebu Hâris b. Alkame ile görüştü.

Onlar öncelikli olarak peygamberimize (sav) “İslam dini nedir?” sualini yönelttiler. Peygamberimiz (sav) “İslam tevhid-i hakiki dinidir. Allah’tan başka ilah yoktur ve ben onun son elçisiyim ve davam da Allah kelamı olan Kur’ân-ı Kerimdir” şeklinde cevap verdi.

Sonra onlar “Sen bizim efendimize hakaret ediyormuşsun!” dediler. Peygamberimiz (sav) “Ben onu Allah'ın temiz ve pak olan Meryem’e ilka ettiği ruhudur” şeklinde tanıyor ve onu her türlü eksik ve noksanlıklardan beri olan Allah'ın kulu ve nebisi olarak tanıyorum ve kabul ediyorum. Ne diye ona hakaret ediyormuşum?” buyurdu.

Onlar dediler ki “Allah'ın kulu demeniz ona hakarettir!” Peygamberimiz (sav) “İsa (as) Allah’a kul olmakla şeref duyar ve iftihar eder. Ben de Allah'ın kulu ve elçisiyim” buyurdular. Sonra “Siz de ona Allah'ın kulu diyerek Müslüman olun ve Allah'ın dinine teslim olun” buyurdu. Onlar “Biz zaten Müslümanız” dediler. Peygamberimiz (sav) “Yalan söylüyorsunuz! Allah’a oğul isnat etmeniz, teslisi kabul etmeniz, haça tapmanız ve domuz eti yemeniz sizin Müslüman olmanıza engeldir” buyurdu.

Onlar “Her insan bir babadan dünyaya gelir. O zaman söyler misiniz, İsa’nın babası kimdir?” dediler. Peygamberimiz (sav) “Allah Âdemi nasıl babasız ve anasız yarattı ise İsa’yı da babasız yaratmıştır. Her varlığı babasız ve anasız yoktan yaratan Allah'ın İsa’yı babasız yarattığına neden inanmıyorsunuz? Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misiniz?” buyurdu.

Onlar daha sonra ertesi günü tekrar konuşmak üzere ayrıldılar.

Onlar gittikten sonra yüce Allah Âl-i İmran Suresi’nin şu ayetlerini inzal buyurdu:
 
“Bismillahirrahmanirrahîm! Elif, Lâm, Mîm!
Allah, kendisinden başka ilah olmayan, hayy ve kayyum olandır. Her şeye hayat veren ve onları koruyup kollayan, hayatı devam ettiren kayyum O’dur. O Allah sana kitabı önceki gönderdiği kitapları ve peygamberleri doğrulayıcı olarak inzal buyurdu. O Allah senden önce de Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için hak ve hidayet rehberi olarak indirmiştir. Hak ile batılı ayran Furkan olan Kur’ânı da aynı şekilde hak ve hidayet rehberi olarak inzal buyurmuştur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler için de şüphe yok ki şiddetli bir azap hazırlamıştır. Allah güç, kuvvet sahibidir, intikamını mutlaka alır.
Şüphe yok ki yerde ve göklerde hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. O Allah size rahimlerde dilediği gibi şekil verir. Ondan başka ilah yoktur. O Allah güç, kuvvet, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Ertesi günü peygamberimiz (sav) Necran heyetini yeniden kabul etti ve onlara nazil olan ayetleri okudu. Allah'ın birliğini, oğula ve hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını açıkladı. Tevhit dersi verdi. Ezeli ve ebedi olduğunu izah etti. Allah hakkında sonradan uydurulan şeylerin batıl olduğunu ifade etti.

Onlar dinledikten sonra bir önceki gün kaldıkları yerden devam ettiler ve “Ya Muhammed! Söyler misin, İsa’nın babası kimdir?” dediler. Peygamberimiz (sav) onların takıldıklarını görünce şöyle buyurdu:

- Sizler her çocuğun babasına benzediğini bilmiyor musunuz?
- Evet biliyoruz!

- Rabbimizin ezeli ve ebedi hayat sahibi olduğunu ve daima hayy ve kayyum olduğunu ölümlü olmaktan uzak olduğunu, İsa’nın ise sonradan yaratıldığını ve ölümlü olduğunu bilmez misiniz?
- Evet, biliyoruz!

- Rabbimizin her şeyi yarattığını, sevk ve idare ettiğini, onları koruduğunu ve rızıklarını verdiğini bilmiyor musunuz?
- Evet, biliyoruz!

- Sizce İsa bunlardan birisine sahip midir?
- ……

- Aziz ve Celil olan Allah’a yerde ve gökte herhangi bir şeyin gizli kalmadığını bilmiyor musunuz?
- Evet, biliyoruz!

- İsa’nın Allah'ın kendisine bildirdiği hususlar dışında, yerde ve göklerde olan şeyler bilebilir mi?
- Hayır, bilemez!

- Rabbimiz İsa’yı ana rahminde dilediği gibi şekillendirdiğini biliyor musunuz?
- Evet, biliyoruz!

- Rabbimizin yemek yemediğini, su içmediğini, bizim gibi bir takım beşeri ihtiyaçlarının olmadığını bilmiyor musunuz?
- Evet, biliyoruz!

- Annesi İsa’ya diğer kadınlar gibi hamile kalmadı mı? Diğer kadınların çocuk doğurması gibi doğurmadı mı? İsa da diğer çocuklar gibi beslenmedi mi? İsa yemek yiyip su içmiyor muydu? Diğer ihtiyaçlarını gidermiyor muydu?
- Evet öyleydi!

Peygamberimiz (sav) buyurdu:
- Hal böyle olunca bir insan nasıl olur da sizin dediğiniz gibi olabilir?
Onlar sustular ve cevap veremediler…

Sonra dediler:
Ya Muhammed! Sen onun Allah'ın kudret ile ‘Kün! / Ol!” emrinin sonucu mu’cize eseri olarak ilâhi bir lütufla yaratıldığını söylememiş miydin? Sonra Allah onu rahmetini müjdeleyen, toplumu ihya ile görevlendirdiği bir elçisi olduğunu iddia etmiyor muydun?” dediler.

Peygamberimiz (sav):
- “Evet! Ben böyle söylüyorum!” buyurdu.
Onlar:
- “Şimdilik bu bize yeter!” dediler ve ayrıldılar.

Etiketler:  Necran Necran Papazları Hırıstiyanlar Mescid-i Nebevî Peygamberimiz Tevhid İsa Meryem
 
< Önceki   Sonraki >
PEYGAMBERIMIZ
MESCID-I NEBEVî
HıRıSTIYANLAR
İSA
TEVHID
NECRAN
MERYEM