Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow Peygamberlik Müessesesi
Advertisement
Peygamberlik Müessesesi PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 25 Aralık 2010

M. Ali KAYA
Peygamberlik müessesesi bir “Eğitim ve Öğreti” kurumudur.
Her peygamber “öğretisi” ile gelmiştir. Peygamberlerin öğretisi ise Allah’ın Vahy ile peygambere öğrettiği, “Tebliğ” görevi ile insanlara “Beyan” edilen öğretisidir. “Kitabı,” “İnanç Esasları,” “İbadet ve Muamelatı” ile hayatın her yönüne hitap eder.

Allah peygamberine iki şey vermiştir. Biri “Kitap” diğeri ise “Hikmet”tir. (Bakara, 2:151) peygambere verilen Kitap elbette Kutsal Kitaplardır. Hikmet ise yine “Vahye” yani “Peygamber ilhamına” dayanan bu kitabın beyanı, açıklaması ve uygulaması olan “Sünnet” dediğimiz sözleri, fiilleri ve takrirleridir. Yüce Allah peygamberine “Ey Resulüm! Sana indirdiğim Kur’ânı beyan etmelisin ki insanlar öğüt alsın ve uygulasınlar” (Nahl, 16:44) emrederek peygambere bunu emretmiştir. 

Peygamberimiz (sav) Allah’ın “Kitabını” “Hikmet” olan kendi sözlerinden ayırmak için “Benim sözlerimi yazmayın” buyurmuş ve vahyi/kitabı üzerinde dikkatle durarak yazdırmış, okutmuş, ezberletmiş ve öğretmiştir. Ne zaman ki insanlar “Kitabı” “Hikmetten” ayıracak seviyeye çıkmışlar o zaman “Artık benim sözlerimi yazabilirsiniz” buyurarak müsaade etmişlerdir. Ümmetin uleması da peygamberimizin hikmetlerini, sünnetini toplayarak Kitabın beyanını, açıklamasını ve Allah’ın emirlerinin uygulanmasını sağlamışlardır. Şayet hadisler yazılmamış ve toplanmamış olsaydı Allah’ın emirlerini uygulamak ve peygamberin ahlakını öğrenip hayatımıza tatbik etmek mümkün olmaz ve din ortadan kalkardı.

Hıristiyanlar Hz. İsa’nın (as) İncil’ini yazarak korumak yerine Hz. İsa’dan duydukları her şeyi yazarak İncil’i tahrif ettiler. Bu nedenle hangisi Allah’ın sözü, hangisi İsa’nın açıklaması ve hangisi Havarilerin ve Azizlerin sözü bilinmez oldu. Hz. İsa’dan sonra “Baba-Oğul ve Ruhu’l-Kudüs” inancını yayarak Hz. İsa’yı bir nevi İlahlaştırdıkları için peygamber inancını tahrif etmiş ve Sünneti, yani Hikmeti ortadan kaldırmışlardır. Bu nedenle Hıristiyanlarda “Peygamberlik Müessesesi” oluşmamıştır. Bundan dolayı da “İbadet Hayatı” olmamıştır. Bunun için Hıristiyanlarda İbadet ortadan kalkmıştır.

Peygamberimiz (sav) “Nebilerin evveli Âdemdir. (as) Âdem’den bu güne 124.000 peygamber gelmiştir. Bunun 315 tanesi kendisine kitap ve şeriat verilen Resuldür” (Müsned-i Ahmed, 5:179) buyurmuşlardır. Çünkü yüce Allah her ümmete peygamber göndermiş ve uyarmıştır. “Biz peygamber göndermediğimiz kavme azap etmeyiz” (İsra, 17:15) buyurmuştur. “Her millete peygamber göndermiştir.” (Nahl, 16:36)

Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Peygamber ve mü’minler bütün peygamberlere ve kitaplara inanır, aralarından ayırım yapmazlar” (Bakara, 2:285) buyurarak peygamberlere iman konusunda ayırım yapılmamasını emretmiştir. Bu nedenle peygamberimiz (sav) “Peygamberleri birbirinden ayırmayın” (Müslim, Fedâil, 159, 163) “Beni de Yunus b. Metâ’dan üstün tutmayın” (Müslim, Fedail, 166) buyurmuştur.

Peygamberlere iman bakımından aralarında ayırım yapmak ve biri birinden üstün görmek yanlış olmakla beraber bir kısım peygamberler vazife ve sorumluluk, Allah’a yakınlık ve gösterdiği gayret bakımından birbirlerinden faziletlidirler. Yüce Allah “Peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden daha faziletli kıldık” (Bakara, 2:253) buyurur. Üstünlükleri kendilerine kitap ve şeriat verilmesi, bir kısmını Resul, bir kısmını da Nebi olarak görevlendirmiş olmasındandır.

İnsalar fazilet bakımından birbirlerinden üstündürler. Nitekim peygamberimiz (sav) “Dünya kadınlarının en iyisi Meryem binti İmran ve Hatice binti Huveyliddir” (Müslim, Fedail, 69) buyururken onların çektikleri mihnetlere ve sıkıntılara rağmen Allah’a olan imanları ve asla isyan etmemelerini ve ibadete olan düşkünlüklerini ve Allah’ın dinine yaptıkları yardımları ve gayretlerine dikkatimizi çekmiştir. Bir başka hadisinde buna “Firavun’un Hz. Musa’ya iman eden karısı Âsiye ve kendi kızı Fâtıma’yı (ra) da ilave eder.” (Tirmizi, Menâkıb, 62)

Peygamberimiz efendimiz (sav) “Nübüvvet Müessesesini” mükemmel bir saraya, bir konağa benzeterek şöyle buyurur: “Bir padişah çok güzel bir saray yaptırmıştır. Ancak bu sarayın tuğlalarından biri noksandır. Onu görenlerin gözü oraya takılmakta ve ‘ne olaydı bu mükemmel binanın şu taşı da konmuş olsaydı’ demektedirler. İşte ben o tuğlayım.” (Buhari, Enbiya, 18) Sonra peygamberimiz (sav) kendisini şöyle tarif eder: “Ben atam İbrahim’in duası, İsâ’nın müjdesiyim. Annem beni doğururken bir nurun Şam saraylarını aydınlattığını görmüştür.” (Müsned-i Ahmed, 5:262) “Benim beş ismim vardır. Ben Muhammed’im. Ben Ahmed’im. İsmim İncilde Ahmed, Kur’ânda Muhammed’dir. Ben Mâhî’yim. Allah benimle küfrü imhâ eder, yok eder. Ben Hâşir’im ki kıyamette halk beni takip ederek haşrolunurlar. Ben Âkıb’im, yani son peygamberim ve benden sonra peygamber yoktur.” (Buhari, Enbiya, 17)

Sonuç olarak: Hz. Adem (as) ile inşasına başlanan “Peygamberlik Müessesesi ve Sarayı” Hz. Muhammed (sav) ile tamamlanmıştır. Bu nedenle yüce Allah “Bu gün dininiz tamamladım” (Maide, 5:3) buyurmuştur. Peygamberlerin dini birdir ve her peygamber kendisinden önceki peygamberin dini ikmal ederek son peygambere kadar gelmişlerdir. Nihayet Allah’ın ekmel kitabı Kur’ân-ı Kerim ve ekmel peygamber Hz. Muhammed (sav) ile din tamamlanmıştır. Bu nedenle Kur’ân-ı Kerim kendisinden önceki dinleri neshetmiş ve hükümlerinin kalmadığını ilan etmiştir.


Etiketler:  Peygamberlik Peygamberlik Müessesesi Tebliğ İbadet ve Muamelat Kitap İlim Hikmet Beyan Eğitim Öğreti Nebi Resul
 
< Önceki   Sonraki >
EğITIM
HIKMET
İLIM
KITAP
TEBLIğ
NEBI
BEYAN
RESUL