Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Din arrow SAMEDİYET
Advertisement
SAMEDİYET PDF Yazdır E-posta
Salı, 10 Haziran 2008

M. Ali KAYA

Yüce Allah zatını vasfederken “Allah birdir ve Allah sameddir” (İhlâs, 112:1–2) buyurur. Ehadiyetini ve samediyetini öne çıkarır ve böylece bu iki sıfatın bütün diğer sıfatlardan daha önemli olduğunu vurgular.


Ehadiyet Allah’ın her yerde hazır ve her şeye nazır olarak her işi bizzat yaptığını ve fiillerinde şeriki bulunmadığını ifade ederken Samediyet ile de her iş ve fiilin ancak ilmi, iradesi ve kudreti ile meydana geldiğini ve her şeyin bu üç isme dayandığını, dolayısıyle her şeyin Allah’a muhtaç olup, Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmadığını ifade etmektedir.


Her şey Allah’ın ilminde takdir edilmiştir. Sonra Allah onun bu görünen âlem-i şuhuda geçmesini dilediği zaman kudreti ile yaratıp bu âleme gönderir. Bunun için bir şeyin meydana gelmesi “İlim, irade ve kudretin” tecellisine bağlıdır. Varlık bu şekilde zuhura geldikten sonra da varlığını devam ettirmek için ilâhî rahmet ve inayete muhtaçtır. Allah’ın ise bunların hiçbirine ihtiyacı yoktur. Varlığı kendi zatının gereğidir, bunun için hiçbir şeye muhtaç değildir. Varlığı da ihtiyacından dolayı değil, varlığın kendi zatına muhtaç olduğunu göstermek ve hazinelerini ortaya çıkarak yok olan varlığa vücut vermek ve rahmet ve inayeti ile onları nimetlendirmek için yaratmıştır. Yüce Allah’ın rahmaniyet, rahimiyet, rezzakıyet gibi fiilî sıfatları fani mahlûkatın varlıklarını devam ettirmektedir. Sonuçta yoktan yaratılan bütün fani varlıkların her türlü ihtiyaçları hiçbir şeye muhtaç olmayan, kendisinden başka ilah olmayan, mülkünde ve fiillerinde şeriki, ortağı ve yardımcısı bulunmayan, Ehad ve Samed olan Allah tarafından verilir.


Mahlûkatın içinde akıllı ve şuurlu olan, varlıklardan varlığı yaratan yüce Allah’ı tanıyan insandır. İnsan kendisinin ne derece aciz ve ne kadar muhtaç olduğunu bilir. Böyle olunca acizliğinin derecesine ve ihtiyacının çokluğuna göre acizliğini giderecek ve ihtiyaçlarını karşılayacak olan kudreti sonsuz, hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’tan ihtiyaçlarını ister ve kudretine dayanır, yardımına ve inayetine sığınır. Bunun için insan “Samediyetin” ayinesidir. Yüce Allah bu hususu “Allah’tan başka ihtiyaçlarınızı gideren bir başka yaratıcı yoktur. Öyle ise mü’minler Allah’a dayanıp güvensin ve Allah’tan ihtiyaçlarını istesinler” (Tegâbün, 64:13) buyurur. Çünkü tüm ihtyaçların mercii, bütün sıkıntıları gidermenin kaynağı ve herkesin eşedd-i ihtiyaç ile muhtaç olduğu tek varlık “Allahü’s-Samed”dir.


Yüce Allah her nevi ihtiyaçtan münezzehtir. Varlığı ihtiyacı için değil, varlığı âdemden vücuda çıkarmak ve onların ihtiyaçlarını gidermek, kendisinin de hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermek için yaratmıştır.


Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Her bir varlığın üzerinde Sâni-i Ehad ve Samedin bir sikkesi ve bir mührü olup o mevcudun Sani-i Ehad ve Samedin mülkü, sanatı ve eseri olduğuna şehadet ettiğini” ifade eder. (Mesnevi, 2006, s.60) Bahar mevsiminde yeryüzünde mükemmel bir yoktan yaratma hadisesi görülmketedir. Bu icad, yoktan mahlûkatı yeniden yaratma ve yeryüzünü yeniden diriltme hadisesi son derece cömert ve sonsuz hazinelere sahip biri tarafından yaratıldığını göstermektedir. Hem çok kolay ve bütün yeryüzünde çok çabuk bir şekilde yaratılmaktadır. Bu da yaratıcının her şeye kadir olduğunu göstermektedir. Ayrıca çok çabuk ve çok süratli yaratıldığı halde mükmmel bir düzen ve nizam içinde olaylar cereyan etmekte ve bir iş bir işe karışmamakta, hiçbir varlık unutulmamaktatır. Bununla beraber her varlık en küçüğünden en büyüğüne kadar insanı hayrette bırakacak dercede sanatlı vücuda gelmektedir. Hiçbir çirkinlik, eksiklik ve noksanlık görülmemektedir. Sonra bitkiler, hayvanlar ve tabiat arasından mükemmel bir uyum söz konusudur ve hiçbir yerde bir uyumsuzluk görülmemektedir.


Bir bahar mevsiminde yeryüzünde görmüş olduğumuz bu son derece mükemmel yoktan yaratılış, intizam ve nizam, uyum, sür’at ve ucuzluk içinde son derece kıymetli ve sanatlı varlıkların yaratılışı, ihtiyaçlarının mükemmel bir şekilde karşılanması son derece mükemmel bir ilim, irade ve kudretin eseri olabilir. Bu ise hiçbir şeye muhtaç olmayan ve her varlığın ihtiyacını gideren ve işine hiçbir varlığın müdahale edemeyeceği bir olan “Ehad ve Samedin” eseri olabilir. (Mesnevi, 60)


Bahar mevsiminde bütün şaşası ile görülen bu son derece mükemmel hayat gerek bütün yeryüzünde gerekse her bir hayat sahibi, canlı varlıkta yüce Allah’ın “Ehadiyeti ve Samediyeti” görülmekte, hissedilmekte, yani tecelli etmektedir. Şöyle ki: Her bir zerrede yüce Allah’ın varlığına ve vahdetine işaret eden deliller vardır. Birincisi, her bir zerre, her atom ve molekül son derece aciz ve muhtaç olduğu halde pek çok mükemmel işleri görür, birkaç vazifeyi birden yapar. Cansız, şuursuz ve akılsız olduğu ve hiçbir bilgiye de sahip olmadığı halde her canlının vücuduna girerek mükemmel bir şekilde işler. Bu durum elbette kendisinden kaynaklanmaz. Ancak son derece mükemmel bir varlık olan, ilim, irade ve kudreti ile her yerde hazır olan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın eseri olduğunu gösterir.


Her bir varlıkta hem Allah’ın “Ehadiyeti” ve “Samediyeti” aşikâr görünür. Her bir canlı varlık kâinatın bir küçük numunesi gibi hayatı ile bütün varlıklar ile münasebet kurar. Bir canlının bütün kâinat ile uyum içinde olması Yüce Allah’ın Ehadiyetini gösterirken, bütün canlıların her şey için Allah’a muhtaç olması da Samediyetini göstermektedir. Her bir canlının hem bütün diğer canlılarla, hem güneş, toprak, su ve hava ile münasebeti ve uyumu gösterir ki, “Onun öyle bir rabbi var ki, ona, her şeye bedel bir teveccühü var ve bütün eşyanın yerini tutar bir nazarı var; bütün eşya Onun bir teveccühünün yerini tutamaz. Hem o Hem o hal gösteriyor ki, onun o Rabbi, hiçbir şeye muhtaç olmadığı gibi, hazinesinden hiçbir şey eksilmez ve kudretine de hiçbir şey ağır gelmez. Demek, herbir zîhayatta bir sikke-i ehadiyet, bir turra-i samediyet vardır. Evet, herbir zîhayat, hayat lisanıyla “Kul Hüvellaahü Ahad. Allahüssamaed” okuyor. (Sözler, 2004, s.474–475)


Yüce Allah Sameddir, hiçbir varlığa benzemez. Bu benzememek sadece zatı ile ilgili değil, sıfatları da isimleri de hiçbir varlığa benzemez. Allah’ın hiçbir varlığa benzememesi sair zati sıfatlarla birliktedir. Yani, Allah Sameddir, hiçbir şeye muhtaç değildir. Çünkü birdir, ezelî ve ebedidir, hiçbir şeye benzemez, (İhlas, 112:1–4) “Onun misli gibi bir şey yoktur” (Şura, 42:11)


Yüce Allah’ın sıfatları kulların sıfatları gibi değildir. Allah birdir, yani şeriki ve naziri yoktur. Ezeli ve ebedidir. Hiçbir şeye muhtaç değildir. Bunlar hiçbir fanide olmayan vasıflardır. Bunun gibi Allah’ın işitmesi, görmesi, bilmesi, konuşması, kudreti, iradesi ve hayatı hiçbir varlığa benzemez. Bütün bunlar için Allah’ın sebeplere ve vasıtalara ihtiyacı yoktur. Her yerde hazır ve nazır olduğu ve bütün varlıklar onun nazar-ı şuhudunda ve huzurunda olduğu için hiçbir şeye muhtaç değildir. Yani Sameddir. Bunun için “Leyse ke-mislihî şey’ün / Onun benzeri gibi bir şey yoktur.” (Şura, 42:11) burada kastedilen yüce Allah’ın esma ve sıfatıdır. Yani Allah’ın isim ve sıfatlarının benzeri yoktur” demektir. Zatının ise zaten benzeri olmadığı açıktır ve bedihidir. “Onun isim ve sıfatları her şeyi kuşatmıştır; ama insanların ilimleri onu asla ihata edemez.” (Taha, 20:110) Bunun için peygamberimiz (sav) “Ey Rabbim! Senin kendini bize anlattığın ve methettiğin gibisin. Biz senin künhünü anlayarak senin kendi zatını övdüğün gibi övemeyiz” buyurmuştur. (Müslim, Sahih, 1:352)


Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Ey İnsanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Allah’a iman ile itaat ve ibadet ediniz ki takva mertebesine vasıl olasınız. O öyle lütufkâr bir yaratıcıdır ki yeryüzünü size döşek, semayı da binanıza dam yapmış ve sizin için gökyüzünden yağmuru yağdırarak yeryüzünden her nevi mahsulü çıkararak ikram etmiştir. Bütün bunları bildiğiniz ve Allah’ın nimetlerinden istifade etmiş olduğunuz halde bile bile Allah’a şirk koşmayınız” (Bakara, 2:21–22) buyurarak şirk koşmamayı ve Allah’a denk, eş ve benzer bir şeyin olamayacağını bütün insanlara duyurmuştur.
 


Etiketler:  Samediyet Allah sameddir Allah birdir Ehadiyet Her şey Allah'a muhtaçtır Sani-i Ehad
 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ