Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
Selman-ı Farisi'nin İmanı PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 20 Şubat 2010
M. Ali KAYA
Isfahan’ın Ceyy karyesinde Farslı ateşperest bir aileye mensup olan Selman çocukluğunda çok dindar olarak tanınıyordu. Ateşgedenin bakımını üzerine almıştı. Bir gün Hıristiyan bir kiliseye uğradı. Merakla onların ibadetlerini izledi. İbadetleri hoşuna gitti. “Bu din bizim dinimizden hayırlıdır” dedi. Sonra bu dini en güzel şekilde nasıl öğrenirim?” diye sordu. Kendisine Şam’a gitmesini tavsiye ettiler. Babasından ayrıldı ve Şam’a gitti. Şam Piskoposu bilgin olmakla beraber paraya çok düşkün olup kilise için toplanan paraların bir kısmını kendisi için biriktirirdi. Selman onun bu durumunu görünce kendisinden nefret etti. Kısa zaman içinde öldü.

 
Onun yerine yeni bir papaz geldi. Çok dindar ve Allah’tan korkan birisiydi. Dünyaya onun kadar değer vermeyen, ahrete onun kadar değer veren birisi yoktu. Gece gündüz kendisini ibadete vermiş düşkün birisi yoktu. Bu nedenle Selman onu çok sevdi ve kendisine hizmet etti. Bu zat da yaşlı olduğu için ölüm döşeğine düştü. Selman-ı Farisi ona “Seni gerçekten Allah’a kendini vermiş biri olarak gördüm ve seni sevdiğim gibi hiç sevmedim. Sen beni bırakır gidersen senden sonra benim ne yapmamı istersin?” diye sordu.

Papaz efendi Selman’a şöyle dedi: “Evladım! Bu gün benim durumumda olan birini bilmiyorum. İyi insanlar hep öldü ve ahrete gitti. Hayatta olanlar da dini değiştirdiler ve kendi hevalarına uydurdular. Ancak Musul’da bir din adamı papaz vardır, o benim gibi dünyadan yüz çevirmiş ve kendisini ahrete vermiştir. Sen onun yanına git.”

Bu muhterem papaz vefat edince Selman Musul’a gitti. Onu da önceki gibi değerli ve yüce bir din adamı olarak buldu. Bir müddet de o muhterem zata hizmet etti. Sonra ona sordu: “Senden sonra kime hizmet etmemi istersin?” O muhterem zat Selman’a “Sana tavsiye edebileceğim hiç kimse bilmiyorum. Yalnız şunu söyleyebilirim: Ahir zaman peygamberinin gelmesi çok yakındır. O peygamber İbrahim (as) dini üzere gelecektir. Kendisi Araplar içinde çıkacak, iki siyah dağın ortasında hurma bahçeleri bulunan bir beldeye hicret edecek. O hediyeden yer, sadakadan yemez. İki kürek kemiği arasında peygamberlik mührü vardır. Şayet o diyara gitmeye gücün yeterse oraya gitmeni isterim” dedi.

Bir müddet sonra Kelb kabilesinden bir ticaret kafilesi rast geldi. Onlara “Beni Arap diyarına götürün” der. Kabul ettiler ve yanlarına aldılar. Vadiu’l-Kura’ya geldikleri zaman Selman’a zulmettiler ve köle olarak bir Yahudi’ye sattılar. Yahudi’nin yanında bir müddet kaldı. Daha sonra Beni Kureyza Yahudilerinden birisi gelerek Selman’ı satın aldı ve Medine’ye getirdi.

Selman Medine’yi görünce Musul’daki din adamının tarif ettiği yer olduğunu hemen anladı ve Allah’a şükretti. Artık Medine’de kaldı ve ahir zaman peygamberini beklemeye başladı. Efendisine hizmet edip köleliğin gerektirdiği işleri yaparken peygamberimizin (sav) Medine’ye hicret edip geldiğinden haberi olmadı. Ancak bir gün efendisi olan Yahudi’nin hurma bahçesinde efendisi ile çalışırken efendisinin amcazadesi gelerek “Allah Evs ve Hazrec’in belasını versin! Onlar Mekke’de peygamberlik iddia eden birisini getirmişler ve etrafında toplanmışlar” diyince Selman’ın beyninde şafak atar.

Akşam olunca hemen yanına biraz yiyecek alarak peygamberimizin (sav) yanına gelir. Peygamberimize (sav) “Senin salih bir zat olduğunu işittim. Yanında kimsesiz ve muhtaç arkadaşların varmış. Ben bu yanımdakileri sadaka olarak vermek üzere getirdim” der. Peygamberimiz (sav) sahabelerine “alın bunları yiyin” diyerek uzatır ve kendisi ondan hiç almaz. Selman “Evet bu zat sadakayı yemiyor. Öyle ise alametlerinden biri kendisinde var” der.

Ertesi günü yine yanında bir miktar yiyecekle yanına gider ve “Sizin sadakayı yemediğinizi gördüm. Bu benim biriktirdiğim şeylerdir ve bunu size hediye olarak getirdim” der. Peygamberimiz (sav) bunu kabul eder ve sahabeleri ile beraber yer. Selman bu ikinci alameti de görür ve inancı biraz daha kuvvetlenir.

Üçüncü gün, peygamberimiz (sav) sahabeleri ile beraber otururken yanına gelir ve arkasına geçerek oturur. Peygamberimiz (sav) Selamanın kendisini izlediğini görünce arkasından ridasını sıyırır ve peygamberlik mührünü gösterir. Peygamberlik mührünü görünce hemen öpmek için atılır ama peygamberimiz (sav) “bu tarafa dön” buyurarak ön tarafına alır. Selman gelir ve peygamberimizin önüne oturarak kelime-i şahadeti getirir ve Müslüman olur.

Selman (ra) köle olarak çalışmak zorunda olduğu için Bedir ve Uhud gazalarında peygamberimizin (sav) yanında bulunamamıştır. Bununla beraber peygamberimiz (sav) "Selaman bendendir, ehl-i beytimdendir" buyurmuşlardır.


Etiketler:  Selman Selman-ı Farisi Yahudiler Mekke Medine
 
< Önceki   Sonraki >
YAHUDILER
MEKKE
MEDINE