| TAKVA (ALLAH KORKUSU) NEDİR? |
|
|
|
| Pazartesi, 04 Şubat 2008 | |||||||||
Sayfa 1 Toplam: 7 M. Ali KAYA
İman Allah korkusu ile mi yoksa Allah sevgisi ile mi kemalini bulur? Bu husus çok tartışılmakta ve genellikle Allah sevgisinin esas Ama ne var ki, Allah sevgisi ne derece işlenirse işlensin bu inananları Allah’a ibadete ve itaate sevk etmemektedir. Bilakis bu sevgi söylemleri “Allah’ı biz seviyoruz, Allah da bizi seviyor. Bu durumda Allah sevdiklerine azab etmez, günahlarımız olsa da Allah affedici ve merhametlidir. Öyle ise bizleri affeder. Hem inkârcı ve zalimler varken Allah bize neden azap etsin?” gibi düşüncelerle işlediği günahlarının affedilme ümidi günaha devam etmeyi netice vermektedir. İnananları tövbeye ve itaate yönlendirmemektedir. Hâlbuki yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Şeytan sizleri Allah’ın rahmeti ile ümitlendirerek aldatıp günah işlemeye sevk etmesin” ayeti ile bu tehlikeye dikkatimizi çekmektedir. Gerçekte ise yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Allah katında en şerefli olanınız Allah’tan en çok korkanınızdır” buyurarak bu hususu defalarca vurgulamıştır. Allah korkusunu ifade eden “Takvâ” Arapçada “VGY” kökünden gelir. Takva, Allah korkusunun ismidir. Anlamı da “Allah’tan korkarak Allah’ın razı olmadığı şeylerden kaçınmaktır.” Takva, Allah korkusu ile günahlardan uzak durmak anlamına gelmektedir. Bu anlamda Kur’an-ı Kerimde “Takva” kökünden 250’ye yakın ayet vardır. Bundan dolayıdır ki peygamberimiz (sav) sahabelerine Allah’tan korkmalarını tavsiye ederken, İslam büyükleri de nasihatlerinin başında daima “Allah’tan kork” cümlesi ile başlamayı adet edinmişlerdir. Kur’an-ı Kerim “Salihat ve Takvayı” mutlak ve müphem zikreder ta ki her zamanı, her yeri ve her durumu kapsasın. İnsan takva kalesine girmekle şeytanın ve nefsin her nevi tehlikesinden korunur. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Terakki ve asayişin de ancak takva ile sağlanacağını ifade etmişlerdir. Bir toplumda Allah korkusuna dayanan hak ve hukuka riayet, israf ve günahlardan sakınmak olmazsa elbette asayiş ve gelişme de beklenemez. İnsanın yaratılışının hikmeti ve ibadetin neticesi takvâdır. Takvâ insan için en büyük mertebedir. Çünkü bir insan bir iş için bir adamı teçhiz ettiği zaman, o işin o adamdan yapılmasını ümit eder. Bunun gibi, Cenâb-ı Haki insanlara kemal için bir istidat, teklif için bir kabiliyet, bir ihtiyar ve irade vermiştir. Bu durumda Cenab-ı Hakkın insanlardan yaratılış amacına uygun işlerin yapılmasını beklediği anlaşılabilir. Bu ise ancak takva ile olur. 2. Peygamberimizin (sav) Allah Korkusu: Bizzat peygamberimiz (sav) Takva ve Allah korkusunda bütün insanlardan daha ileride idi. Peygamberimiz (sav) Allah’tan öylesine korkardı ki rengi kaçar, heyecanla evin içinde gezinir, bir içeri girer bir dışarı çıkardı. Korkusu ümmetinin başına bir sıkıntının gelmesi idi. Bir gece peygamberimizin uykusunu tutmadığını ve kıvranıp durduğunu gören hanımlarından biri sebebini sorunca “Yanımda bir hurma tanesi buldum ve yedim. Onun sadaka hurması olabileceğinden korktum” buyurarak sebebini izah etmişlerdir. Peygamberlere sadaka haram olduğu için Allah korkusundan peygamberimizi (sav) uyku tutmamıştır. Hz. Ömer (ra) peygamberimizi (sav) omuzlarının çöktüğünü ve hüzne büründüğünü görerek “Ya Resulallah sizi ihtiyarlamış görüyorum” demişti. Peygamberimiz (sav) “Beni Hud, Vakıa, Mürselât, Nebe ve Tekvir Sureleri ihtiyarlattı” Peygamberimiz (sav) “Allah’tan korkun! Beş vakit namazınızı kılın.” gibi nasihatlerinde ümmetine hep Allah korkusunu tavsiye etmişlerdir. |
|||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|