|
Sayfa 2 Toplam: 2
1980 SONRASI ZORUNLU DİN DERSİ SÜRECİ:
12 Eylül 1980 Din Öğretiminde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. İhtilalden sonra dönemin devlet başkanı Kenan EVREN’in talimatı ile Genel Kurmay Eğitim Dairesi Başkanı Osman Feyzioğlu başkanlığında “Din Eğitimi Danışma Kurulu” oluşturulmuştur. Bu kurul 28 Mayıs 1981 yılından itibaren çalışmalara başlamıştır. Müzakereler sonucunda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretiminin İlk ve Ortaöğretimde zorunlu olarak okutulması kararı üyelerden ikisi hariç katılan diğer üyelerin tümünün olumlu görüşleri ile uygun bulunmuştur. Özellikle A. Ü. İlahiyat Fakültesi dekanı olan Hüseyin ATAY ve öğretim üyesi Beyza BİLGİN’in çabaları önemli bir etken olmuştur. Karşı çıkan üyelerin gerekçesi ise Laiklik ilkesi ve Müslüman olmayan vatandaşlar açısından sakıncalı olması hususudur.
Din Eğitiminin yapılanması sürecinde “Sevgi” ağırlıklı olması yönündedir. Beyza BİLGİN’in “İslam’da Eğitimin Temeli Olarak Sevgi” isimli çalışmaları 1970’li yıllara dayanır. Beyza BİLGİN bu konuda bir dizi çalışma yapmıştır. Zorunlu Din Öğretimi konusunda en büyük katkıyı Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi yapmıştır.
Talim Terbiye Kurulunun 8.12.1981 gün ve 213 sayılı kararı ile Temel Eğitim ve Orta Öğretimde Din Bilgisi ve Ahlak Bilgisi dersleri birleştirilerek “Din ve ahlak Kültürü” adı altında birleştirilmiştir. Buna göre hazırlanan programlar 28 Mart 1982 tarihli Tebliğler Dergisinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Din Kültürü Derslerinin temel ilkeleri 30 Ekim 1986 tarihinde yeniden düzenlendi ve 2219 sayılı Tebliğler Dergisinde yayınlandı. 1992 yılında yeniden değişiklikler yapıldı ve 13 Nisan 1992 tarih ve 2356 sayılı Tebliğler Dergisinde yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Ancak tartışmalar bitmek bilmemiştir. Dini kültür olarak okunmasını ve öğrenilmesini hazmedemeyen birçok aydınlar Din Kültürü derslerinde “Hanefi Mezhebi” görüşleri okutulduğu ve Alevilik, Yezidilik ve Süryanilik gibi inançlara yer verilmediği hususlarını bahane etmişlerdir. Dinin kendisi değil de dini anlayanların kültürleri din öğretiminde esas alınması istenmiştir.
Din Öğretiminde yeni Yaklaşımların Ortaya Çıkması:
Din öğretiminde yeni yaklaşımlar Ankara’da 1988 yılında toplanan “Din Öğretimi ve Din Hizmetleri Semineri”nden itibarendir. 8–10 Nisan 1988 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı, A. Ü. İlahiyat Fakültesi ve Türkiye Diyanet Vakfı ortaklaşa düzenlenmiştir.
Bu seminerde “Federal Almanya’daki Müslüman Çocukları İçin din Eğitiminin Öğrenim Amaçları ve Metotları” isimli tebliği sunan Johannes Lahnemann, “İslam ve Din Eğitimi (Mezhebe Dayalı Olmayan Yaklaşım) isimli tebliği sunan John Shepherd, Türkiye’de din öğretiminde kültürlerarası bir açılım geliştirmesinde ilk adımları atmışlardır. İngiliz eğitimci Shepherd’in sunduğu mezhebe dayalı olmayan din eğitimi önerisi bilhassa Beyza BİLGİN’i çok etkilemiştir. Bu etki Bilgin’in hazırlamış olduğu “Din Eğitimi” isimli çalışmasına “Türkiye’deki eğitim politikası ve İslam Dininin bütünlüğü açısından din dersleri, devletin okullarında mezhepler üstü olarak öğretim yapmak durumundadır” ifadeleri ile yansımıştır.
Bundan sonra Beyza BİLGİN’in “İslam’da Eğitimin Temeli Olan Sevgi” isimli doktora çalışmasından itibaren A. Ü. İlahiyat Fakültesinin önderlik ettiği çalışmalar, Türkiye’de din eğitiminde yeni yönelişlerin ortaya çıkmasının yolunu açmıştır. Ayrıca “Kültürlerarası Eğitim” tezi ile “Çokkültürlü Din Eğitimi” din eğitiminin yeni alanlarını oluşturmuştur. Bu yaklaşıma göre farklılıklar üzerinde çalışmalar yapılarak bunlar üzerinde din kültürü verilmesi amaçlanmıştır. Bu paradigma “Ankara Modeli”ni ortaya çıkarmıştır.
Ankara Modeli:
Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü 1998 yılından itibaren İmam-Hatip Liselerinin programlarını geliştirmek için bir komisyon kurmuştur. Bu komisyonun çalışmaları sonunda yaptıkları programlar 10.05.1999 tarih ve 39 sayılı Talim Terbiye Kurulu Kararlarıyla kabul edilerek uygulamaya konulmuştur. Aynı komisyon İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Derslerinin programlarını da hazırlamıştır. Ankara, Sivas ve Çorum İlahiyat Fakültelerinin öğretim görevlileri de bu programda görev almışlardır. Bunların hazırladıkları program Talim Terbiye Kurulu’nun 19.09.2000 tarih ve 373 sayılı karar sayısı ile kabul edilmiştir.
Bu model program 2000–2001 Eğitim Öğretim Yılından itibaren İlköğretim Okullarında uygulamaya başlanmıştır. Bu programın özelliği yeni yaklaşım ve yönelişleri hayata geçirmiş olmasıdır. Buna göre din kültürünün amacı “Dinin evrensel barış kültürünün yaratılmasında ve hoşgörü ortamının oluşmasında katkıda bulunması”dır. İnancın akılla bütünleşmesi ve insanların kendi din, örf ve adetleri olduğu kadar, diğer milletlerin din, örf ve adetlerini de saygı ve hoşgörü çerçevesinde değerlendirebilmesidir.
Ayrıca “her şeye karşı sevgi ile olumlu yaklaşım bilincinin verilmesi” Akılcı ve eleştirel yaklaşım sergilenmesi” “Dinin hukukun üstünlüğünü esas aldığının ortaya konması” “Mezheplerin ayrımcılık değil, dinin anlayış biçimlerini çağlara göre ortaya koyan bir zenginlik olduğunun vurgulanması” esas alınmıştır.
Bu bağlamda başkalarının inanç ve yaşayışlarına hoşgörülü yaklaşabilme yeteneğini kazandırabilmek için “İlahi dinler ve İlahi olmayan dinler” “Bozulmuş (Muharref) dinler ve Muharref olmayan dinler “diye ayıran anlayışı ortadan kaldırmayı da hedeflemiştir.
Sonuç Olarak:
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin zorunlu olması ile başlayan tartışma bu dersin mezhep öğretisi ile mi verileceği, yoksa farklı dini anlayışları bir araya getiren bir hoşgörü anlayışı ile mi verileceği noktasına gelmiştir. Hoşgörü ve dinler arası diyalog ile sevgi ağırlıklı bir din anlayışı verilmek istenmesi din eğitiminin yeni aşamasını oluşturmuştur. Ancak bu gerçekten bir din eğitimi ve öğretimi midir, yoksa din üzerinde felsefe yapmak veya sosyolojik çalışmalar üretmek midir? Bu konu tartışılmaya devam edecektir.
Etiketler: Din Eğitimi Türkiye'de Din Eğitimi Din Eğitiminin Geçirdiği Aşamalar Suffa Meslek Eğitimi İmam Hatip Mektebi İmam Hatip Lisesi
|