|
Sayfa 1 Toplam: 2 M. Ali KAYA
İslam Eğitim tarihinde Din eğitimi tüm eğitim uygulamalarının odağında yerini bulmuştur. İlk olarak peygamberimiz (sav) İman ve Kur’an Eğitimi ile işe başlamış, daha sonra da Peyg amberimizin mescidi etrafında “Suffa” denilen medrese eğitimi Camilerin yanında bir Eğitim Modeli olarak yerini almıştır.
Bu model eğitimin amacı öncelikli olarak İmanı ve Kur’anı öğretmekti. Zamanla İlmihali ve Ahlak bilgileri eklenmiş ve program zenginleştirilmiştir. Dinin dışındaki diğer eğitimler “Meslek Eğitimi” olarak görülmüştür.
19. Yüzyıldan itibaren yeni Eğitim Kurumları eklenmiştir. Bu kurumlarda ise Din Eğitimi genel eğitimin bir branşı haline getirilmiştir. 1924 yılında çıkarılan “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”na göre ise Medreseler kapatılarak Mekteplerde tekli eğitime geçilmiştir. Tanzimat’tan itibaren süregelmekte olan eğitimi alan “Daru’l Muallimin” ve “Medresetü’l-Vaizin” gibi medreselerde okuyan talebelerin devam etmesi için de “Daru’l-Fünunda” bir “İlahiyat Fakültesi” ve Orta Öğretimde “İmam-Hatip Mektebi” açılması hükme bağlanmıştır.
1924 yılında İlkokul programında din dersi “Kur’an-ı Kerim ve Din Dersleri” adı ile birinci sınıf hariç, diğer sınıflarda haftada ikişer saat okutulmak üzere programda yerini almıştır. İkinci sınıf için dersin amacı da şöyle belirlenmiştir. “Kur’an-ı Kerim Elifbası gösterildikten sonra Kur’an-ı Kerim tedrisine başlanacak ve amme cüzüne devam olunacaktır. Muallim bu derslerde, münasebet düştükçe Hz. Peygamberin menakıbı seniyesini izah ederek İslam muhabbetini çocukların kalbinde yaşatacaktır.” 1926 yılındaki programlarda bu iki saat bire indirilecektir.
Bu dersin amacı da şöyle değişmişti: “Fırsat düştükçe dini mahiyette gösterilen fikirler, yanlış kanaatler cerhedilecektir. Dünyayı sefil göstererek yalnız ahirete teveccüh etme kanaati sefaletle, tevekkülle ve miskinlikle bir tutmak gibi hal ve hareketlerin hakiki dinde yeri olmadığı, dünyada azami saadet ve refah içinde yaşamanın ve Müslümanların zengin, memleketlerinin mamur olmasının dince de matlup ve mergup olduğu fikirlerinin çocuklara telkini lazımdır.” Tabii burada modernleşme çabalarının etkisini görmek mümkündür.
1928 yılında Harf İnkılâbının yapılması ile Kur’an öğretimi yasaklanmış ve 1930’da Din Dersi şehir okullarında yalnız beşinci sınıflara ebeveynleri isterse yarım saat olarak verilen bir ders haline gelmiştir. 1933 yılından sonra ise müfredattan tamamen kaldırılmıştır. İmam-Hatip Mektepleri de tamamen kapanmış ve artık eğitimde din öğretilemez olmuştur.
Gençler arasında ahlaksızlık sayılan davranışların artması üzerine 15–23 Şubat 1943 yılında toplanan 2. Milli Eğitim Şurası’nda tartışma konusu “Ahlak” olarak belirlenmiştir. Şurada Ahlak Komisyonu oluşturulmuştur. Okullarda ahlaka yönelik eğitim verilmesi konusunda yeni düzenlemeler yapılması karara bağlanmıştır.
DEMOKRASİYE GEÇİŞ DÖNEMİNDE DİN EĞİTİMİ
Ülkemizde 1946 yılında Demokrasiye geçiş ile beraber Din Eğitimi yeniden ele alınmıştır. Çünkü demokrasiye geçişi zorlayan hususlardan en önemlisini halkın “Din Eğitimi” ihtiyacı belirlemiştir. Yaklaşık 16 yıllık dinden mahrum bir eğitimden sonra örgün eğitim içinde yerini almaya başlamıştır. İlk olarak 17 Şubat 1948 tarihinde İlkokulların 4. ve 5. sınıflarına “Din Dersi” konma kararı alınmıştır. Ancak bu derslerde okutulacak kitapların hazır olmaması bahane edilerek uygulamaya başlanması bir sene ertelenmiştir.
1949 yılında Milli Eğitime bağlı on aylık İmam-Hatip kursları açılmıştır. 7 Şubat 1949 tarih ve 542 sayılı Tebliğler Dergisinde yayınlanan kararı ile program dışında kalmak kaydıyla Ahmet Hamdi Akseki’nin yazdığı kitabın İlkokullarda okunması kabul edilmiştir. Bu dönemde ilk yıllarda din dersleri program içine alınmamış, velisinden din dersi okumak istediğine dair dilekçe getirenlere derslerin bitiminden sonra din öğretimi imkanı sağlanmıştır. Din derslerinin müfredat içine alınması 1.11.1949 tarihinde alınan kararla sağlanmıştır. 25.10.1951 tarihinde de alınan bir kararla Köy Enstitüleri ve Öğretmen Okullarında Din Bilgisi Dersleri konulmuştur.
5–14 Şubat 1953 tarihinde düzenlenen 5. Milli Eğitim Şurasında 7. birleşim uygulamaya konan Din Dersleri üzerinde önemeli tartışmalar yaşanmıştır. Beyza BİLGİN, 1948 yılından sonra uygulamaya konan din derslerinin ilmihal ve günlük hayata lazım olan dini bilgiler olduğunu belirlemiştir. 1949 yılında din dersi kitaplarını diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanmıştır.
13.8.1956 tarih ve 4–7805 sayılı İcra Vekilleri Heyeti’nin kararı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın 17.9.1956 tarih ve 921 sayılı genelgesi ile Orta Okullar ve diğer dengi okulların 1. ve 2. sınıflarına “Din Bilgisi” dersleri konuşmuştur. Bu derslere velilerinden dilekçe getiren öğrenciler giremeyebiliyordu.
Liselere Din Derslerinin konma süreci 1967 yılında 271 milletvekilinin meclise önerge vermeleri ile başlamıştır. Bunun üzerine kamuoyunda yoğun tartışmalar yaşanmıştır. Aynı yıl kabul edilen önerge gereğince Talim ve Terbiye Dairesi 23 Ekim 1967 tarihli kararı ile Lise ve dengi okulların 1. ve 2. sınıflarında din dersinin okutulmasını kabul etti.
Bu hususta son gelişme 23.9.1976 tarih ve 345 sayılı Talim Terbiye Kurulu kararı ile Din Bilgisi dersleri İlköğretimin ikinci kademesinin ortaokul üçüncü sınıfı ile Liselerin üçüncü sınıfına konulma kararı alınmıştır. Böylece İlköğretim 4. sınıftan itibaren Lise son sınıfa kadar örgün öğretim çatısı altında din dersleri öğretimi girmiştir.
|