M. Ali KAYA
Veda Haccından sonra hacceden ve peygamberimizi (sav) dinleyen sahabeler memleketlerine dönmüşlerdi. Peygamberimizin (sav) Veda Haccındaki ihtişamını, 120 000 sahabenin Kâbe’yi ziyaret edişini ve peygamberimizin (sav) tavsiyelerini her tarafa yayamaya başladılar. Herkes peygamberimizden duyduklarını ve Allah'ın kitabı olan Kur’ân-ı Kerimi öğrenmeyi ve bir başkasına öğretmeyi birinci vazife olarak kendilerinde görüyorlardı. Peygamberimiz (sav) Kur’andan bir sure ve bir ayet öğrenip öğretmenin faziletini anlatmış ve “ Benden bir söz işiten onu bir başkasına anlatsın ve öğretsin!” buyurmuşlardı. Peygamberimizin kısa zamanda muhteşem bir cemaat meydana getirdiğini, bütün Arabistan’ı maddi ve manevi hakimiyetine aldığını, dünyanın en güçlü devletleri olan Bizans’ı ve İran’ı korkuttuğunu gören şöhret sevdalıları peygamberimize (sav) karşı çıkmanın mümkün olmadığını görünce bu defa kıskançlıkla onun gibi peygamberlik iddiasında bulunmaya başladılar.
Esved-i Ansi’nin Ortaya Çıkışı ve Akıbeti:
İlk olarak peygamberlik iddiasında bulunan Yemen’de Esved-i Ansî olarak bilinen Abhele b. Ka’b adındaki o zamanın bilginlerinden kâhinlik yapan birisi oldu. Bilgin, şâir ve kâhin olduğu için konuşmalarıyla halkı tesir altına aldı.
Yemen’in Necran halkı ona tabi oldu. O da kendisine tabi olanlarla San’a ya giderek orayı zapt etti. Ortalığı fesada ve ifsada verdi. Yemen’de bulunan Hz. Muaz b.Cebel (ra) Mağrip bölgesinde bulunan Hz. Ebu Musâ el-Eş’ârî (ra) gibi görevli memur sahabeler Yemen’i terk ederek Hadramut’a gitmek durumunda kaldılar.
Peygamberimiz (sav) Yemen’de bulunan Müslümanlara “Yalancı Abhele’nin hakkından gelmeleri” konusunda talimat gönderdi. Bunun üzerine orada bulunan Müslümanlar ortalığı bulandırmadan, savaş yapmadan bu fesadın önünü almak için Esved’i ortadan kaldırmanın planlarını yaptılar ve onu kendi evinde öldürdüler.
Esved-i Ansi’nin öldürüldüğü haberi Medine’ye geldiği zaman peygamberimiz (sav) hastalanmıştı. Peygamberimiz (sav) bu haberi alınca Allah’a hamd etti. Yalancı Esved’in öldürülmesinden sonra oradan ayrılan sahabe kadı ve muallimler tekrar Yemen’e görevlerinin başına döndüler.
Müseyleme-i Kezzab’ın İddiası ve Sonu:
Yemâme halkından olan Müsylime Benî Hanif temsilcileriyle görüşerek Müslüman olduğunu ifade etmişti. Yemâme’ye dönünce irtidat etti, dininden döndü ve ilmine, hitabetine ve şairliğine güvenerek peygamberlik iddiasında bulundu. Kahinlik ve sihir gücünü de kullanarak bir takım gaybî haberler yaymağa başladığı gibi göz boyama ile yaptıklarını da “mucize” olduğunu iddia ediyordu. Bu nedenle Benî Hanif ve Yemâme halkından pek çoklarını aldatarak etrafına topladı.
“Rahman” isminde bir meleğin kendisine vahiy getirdiğini iddia eden Müseylime Kur’ân-ı Kerime nazire/benzer olacak şekilde sözler söylemeye başladı. Kuru bir taklitçilikten öte bir anlamı olmayan sözlerle cahil insanların katında değerli görünürken, ehl-i ilim ve ehl-i hakikat karşısında maskara ve gülünç duruma düşüyordu.
“El-Karia” suresine nazire yapacağım diye “El-fîlü, mel fîlü, ve mâ edrake melfîlü, fiylün hortumun tavîlü” gibi saçma sözler söylüyordu. Kıyametin tasvirini yapan Kur’an ayetlerine karşı filin büyüklüğünü, hortumunun uzunluğunu ifade eden cümlelerle nazire yapacağım diye gülünç durumlara düşüyordu.
Uydurduğu sözlerden birisi de “El-Hakka Suresi”ne nazire olarak ortaya koyduğu şu cümlelerdi. “Ey kurbağa kızı kurbağa! Ne diye nak nak ve vak vak edip duruyorsun. Üstün suda, altın balçıkta. Sen ne suyu bulandırabilirsin ve ne de içene mani olabilirsin! Yarasa sana ölüm haberini getirene kadar bekle!”
Müseylime haddini aşarak küstahça peygamberimize mektup gönderme cesaretini de göstermiştir. “Allah Resulü Müseylime’den yine Allah Resulü Muhammed’e! Sanan selam olsun. Ben de seninler birlikte peygamberlik vazifesine ortağım. Yeryüzünün yarısı bize, yarısı da Kureyş kabilesine âittir. Ancak Kureyş haddini aşan bir kavimdir” şeklinde bir mektup gönderdi.
Peygamberimiz (sav) mektubu okuttuktan sonra elçiye dönerek “Şayet ‘elçiye zeval olmaz’ kaidesi olmasaydı sizin boynunuzu vurdururdum” demiştir. Sonra Ubeyy b. Kâ’ba bir mektup yazdırarak Müseylime’ye göndermiştir.
Peygamberimizin (sav) mektubu şu mealdeydi: “Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla! Allah'ın Resulü Muhammed’den yalancı peygamber Müseylemetü’l-Kezzab’a! Selam hidayete tabi olanlara olsun! Bundan sonra bilmelisin ki yeryüzü Allah’ındır. Onu kullarından dilediğine ihsan eder. Hüsn-ü âkıbet ise müttakilerindir. Sen ve beraberindekiler şayet tövbe ederseniz umulur ki Allah seninle beraber tövbe edenleri affeder.”
İddiasından vazgeçmeyen Müseylime için peygamberimiz (sav) Necid halkına haber göndererek “Müseylime kezzaptır, yalancıdır. Onun hakkından gelin!” ferman etti. Bu nedenle Müseylime’nin adı “Müseylime-i Kezzab” oldu. Müseylime ifsadına devam etti. Ancak peygamberimiz’in (sav) vefatından sonra Hz. Ebubekir (ra) Halid b. Velid (ra) komutasında bir ordu göndererek Müseylime ile savaştı, ordusunu dağıttı ve Hz. Hamza’yı şehit eden Vahşi b. Harb, Hz. Hamza’yı şehit ettiği aynı mızrağı ile Müseylime’yi öldürdü ve Hz. Hamza’yı öldürmesine mukabil olmasını diledi.
Diğer Yalancı Peygamberler:
Gatafan’lı bir kadın olan Umm-ı Kırfe’nin kızı Umm-u Zemîl Medine’ye karşı tertiplenen bir ayaklanmanın başında bulunuyordu. Temimli Secahî de peygamberlik iddiası ile ortaya atılandan birisiydi. Kendisini dişi bir peygamber olarak ilan etmişti. Peygamberimiz (sav) hastalanmıştı ama bütün bunlara rağmen yalancılarla mücadele etmek için Temim, Hımyer, Kays, Hanife ve sair kabilelere elçiler ve mektuplar göndererek kendilerini uyardı ve yalancılarla mücadele etmelerini istedi.
Peygamberlik iddiası ile ortaya çıkanların amacı “Zekât vermeme ve vergi ödememe” gibi sadece malî bir mükellefiyetten kaçmak olarak görmek ve göstermek gerçeği tam olarak yansıtmaz. Onların ortaya çıkış sebeplerini sıralarken, inançsızlık, cahiliye’nin ırk ve kabile taassubu, kâhinlik ve cahiliye ilimleri gibi hususlarla, Kureyş’e karşı kıskançlık ve Kur’âna nazire getirme çabaları gibi hususları da unutmamak gerekir.
Peygamberimizin (sav) başlatarak Hz. Ebubekir’in (ra) taviz vermeden aldığı tedbirler ve gerek siyasi, gerekse askeri ve mali tedbirler sayesinde Araplarda cahiliye devrinin anarşi ve taassubu yerine Asr-ı Saadetin cemiyet nizamı ve medeniyeti yerleşmiş ve toplumlara mal olmuş oldu. Etiketler: Yalancı Peygamberler Peygamber Esved-i Ansi Müseylime-i Kezzab Yemen Mekke Medine Necid |