| ZORUNLU DİN DERSİ |
|
|
|
| Çarşamba, 05 Mart 2008 | ||||
Sayfa 2 Toplam: 2
NTVMSNBC’nin sorularına cevap veren Prof. Ülkü AZRAK Danıştayın Anayasa hükmünün iptaline karar veremeyeceğini ifade ederek Danıştay’ın “Bu ad altında verilen dersler ile o derslerin içeriği örtüşmüyor. Yani burada din kültürü ve ahlak değil, din eğitimi yapılıyor. Bu anayasanın laiklik ilkesine aykırıdır. Başka bir söyleyişle Danıştay bu hükmün uygulanmasında hukuka aykırılığı tespit etmiş bulunuyor” demektedir. Prof Levent KÖKER de Danıştay’ın kararının AİHS’ne uygun olarak karar verdiğini ifade ile “Bu içerikte bir Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini okutursanız, sadece belli bir dini inancı empoze ediyorsunuz, anlamına gelir ve bu bahisle okutulması gereken dersler bunlar değildir demek istiyor” diyerek kararı desteklediğini anlatmaktadır. Bunun sonucunda “din Derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması gerektiğinin de altını çizmektedir. “Din kültürü, İslam kültürü değil ki. Farklı dinler var; İslamiyet, Yahudilik, Budizm, Şintoizm var, ateizm var... İlahiyatçılar bunu biliyorlarsa okutsunlar, ama büyük ihtimalle çoğu bu kadar bilmiyordur. Ya da din felsefesiyle uğraşanlar okutsunlar” diyerek de “Din Kültürü” derslerinin felsefe ve sosyoloji hocaları tarafından okutulan dersler olması gerektiğini söyleyerek meseleye açıklık getirmektedir. Durum özeti bu… ** Gelelim işin gerçek yönüne… Bu milletin mayası İslamiyet ile yoğrulmuştur. Allah’ın birliğine, Kur’an-ı Kerimin Allah kelamı olduğuna ve peygamberin (asv) Allah tarafından görevlendirildiğine ve her sözünün doğru olduğuna inanmaktadır. Hal böyle olunca imanlı bir insan Allah’ın kitabını ve peygamberin sözlerine değer verir. Bu imanının gereğidir. Aksi taktirde kişinin imanı tehlikeye girer. Bu bakımdan: 1. Bilimsel Demokratik Eğitim “Din Eğitimini” bilimsel bulur ve demokratik bir hak olarak görür. Devlet dini vatandaşlarına doğru öğretmezse din istismarcıları insanların dini zaaflarından faydalanarak vatana ve millete zararlı hale getirirler. İşte o zaman “vatanın bölünmez bütünlüğü, din, ırk ve mezhep ayırımları” söz konusu olur. Bu sayılan hususlar dinde yoktur; dini istismar edenlerde bulunur. Çünkü “din gerçeğin ve bilimselliğin ifadesidir.” Din duygusu ise insanda gerçeği arama arzusu olarak tezahür eder. Din bir dogma değil, aklın ve gerçeğin sesidir. Bu bakımdan Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaattin DİNÇER yanılgı içindedir. 2. Biz Alevileri “Müslüman” kimliği ile tanıyoruz. Din dersi İslamiyeti öğretiyor ise neden rahatsız olduklarını anlamakta güçlük çekiyoruz. Diyanet islamı dolayısıyla bütün mezhepleri ve tarikatları temsil eder. Camiler de bütün Müslümanlara mezhep ve tarikat ayırımı yapmadan açıktır. Alevilik bir din olmadığına ve İslamiyet içinde bir mezhep dahi olmayıp bir tarikatı temsil ettiğine göre Diyanetten ve Camilerden neden çekindiklerini anlamakta zorlanıyoruz. Cemevi ise bir tarikat evidir ve kendi tarikatı dışındakilere kapalıdır. Hal böyle olunca Alevi kardeşlerimizin ülke ve milletin bütünlüğüne zarar verenlerce istismar edilebileceklerini veya edildiklerinden endişe ediyoruz. Bu konuda maalesef Alevi kardeşlerimiz yanıltılmaktadır. 3. Lâiklik devlete ait bir kavram olup, devletin bütün dinlere eşit mesafede olması ve hangi dinden olursa olsun bütün vatandaşların dinlerini serbestçe yaşamalarına zemin hazırlayan ve yardımcı olan bir devlet felsefesi olarak biliyoruz. Böylece devlet farklı dine inananlar arasında ayırım yapmayan bir siyasi yapıyı oluşturarak “Din ve Vicdan Hürriyetini” sağlamayı amaçlar. Bu anlamda Osmanlı Lâik bir devlet yapısını yansıtırken Cumhuriyetin dini kontrol eden ve dindar insanlardan şüphelenen ve onlara baskı yapan bir anlayışı uygulamaya koyduğunu görerek endişe ediyoruz. Zira Diyaneti kuran ve devlete bağlı bir dini yapılanmayı gerçekleştiren, İmam-Hatip Liselerini açan ve Okullara zorunlu “Din Dersi” koyan devlet elbette dinden endişe eden ve onu kontrol altında tutan bir Lâiklik anlayışına sahiptir. 4. Din Eğitiminin bağımsız ve hür olmasını inananların kendilerine bırakılmasını her zaman savunuruz. Bu durumda devlet Lâikliği “Din ve Vicdan Hürriyeti”nin teminatı olarak uygulamalıdır. Dinden endişe etmek yerine bütün anarşinin ve ahlaksızlığın kaynağı olan dinsizlikten endişe etmelidir. Diyanet de devlete bağlı olmaz ve yaptığı çalışmalar ve kurduğu vakıflar aracılığı ile faaliyetlerini sürdürür. İnananlar da kurdukları dernek ve vakıflar aracılığı ile dine hizmet eder ve çalışanlarına maaş verir. Devlet zaten denetleme makamındadır. Din ve Lâiklik gibi tartışmalar da ortadan kalkar. Dinin ve din eğitiminin devlete bağlı olmaması bizim en büyük arzumuzdur. O zaman devletimiz de gerçekten Lâik bir devlet yapısına oturur. Etiketler: Din dersi Zorunlu Din Dersi Din Eğitimi Pozitif Bilimler Demokratik Eğitim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|