|
Perşembe, 23 Haziran 2011 |
|
M. Ali KAYA
İlm-i Münazara’ya “İlm-i Cedel” adı verilmiştir. İlm-i Cedel, Latince “Dialectica” sözcüğünün karşılığıdır. Dialectica, terimi ise “dia+legein” yani dil ve nutuk, karşılıklı konuşma ve istidlal, yani delil getirerek karşıdakini susturma sanatı anlamına gelmektedir. Dialektik genellikle muhatabı çelişkiye düşürerek reddetme metodunu takip eder. Dialektiğin mucidi Yunanlı filozof Zenon (v. MÖ. 430) olarak kabul edilir. Zenon kendi fikirlerini kabul ettirmek için bu metodu yine çağdaşı olan filozof Permanides’e (v. MÖ. 470) karşı kullanmıştır.
İslam Felsefesinde Yunan Felsefesinden alınan “Diyalektiğe” “Cedel” adını vermişler sonra da tam Müslümanlaştırarak “İlm-i Adab ve’l-Münazara” adını vermişlerdir. Cedel, delile karşı delille cevap vererek kavga edercesine kendi fikrini müdafaa etmektir. Bu metot muhatabı kırıcı olduğu ve kazananı olmadığı için yasaklayan İslam bilginleri daha da yumuşatarak “göze bakıp kalbe hitap etmek” için yumuşak bir dil kullanarak terbiye etmiş ve “İlm-i Adab-ı Münazara” adı altında faydalı bir ilim haline getirmişlerdir.
Münazara kelimesi “Nazara” kelimesinden türemiş olup “delilleri ortaya koyarak düşünmeye ve gerçeği anlamaya sevk eden konuşma” şeklinde tarif etmişlerdir. Daha sonra filozoflar da diyalektik adını verdikleri bu ilm-i münazarayı gerçek bilginin ve hakikatin elde edilmesi için birinci metot olarak kullanmışlar ve öyle sistemleştirmişlerdir. Etiketler: Münazara Münakaşa Münazara Adabı Münazara İlmi Cedel Dialektik İlm-i Adab Fikirler Nasıl Öldürülür Kesin Delil Delil Münazaranın Şartları |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cuma, 14 Ocak 2011 |
|
M. Ali KAYA
1. Adamın biri davet edildiği bir düğüne giderken yolda şeytana rast gelmiş. Şeytana nereye gittiğini sormuş. Düğüne gideceğini söylemiş. Adam da Şeytan’a “ne olursun bu düğüne gelme!” demiş. Şeytan kabul etmiş. Adam düğüne gitmiş, şeytan da yol kenarında beklemiş. Bir müddet sonra düğüne davet edilen bir başka adam oradan geçiyormuş şeytan ona seslenmiş ve yanına çağırmış. “Bir müşkülüm var, bir türlü doğru cevabını bulamadım. Bir de sana sorayım demiş. Adam “sor bakalım” demiş. Şeytan “yeryüzünde ala karga mı çok, yoksa karakarga mı?” demiş. Adamın kafası karışmış ve ben bunun cevabını bilemeyeceğim” demiş. Şeytan “O zaman düğündeki adamlara sor, belki bilen çıkar” demiş.
Adam düğüne gitmiş yemek esnasında “yeryüzünde alakarga mı çok, karakarga mı?” diye sormuş. Düğündekilerin bazıları “alakarga” demişler, bazıları da “karakarga” demişler. Aralarında anlaşamamışlar, iş münakaşaya dökülmüş. Münakaşa sonuçta kavga ile sonuçlanmış. Şeytana ilk rast gelen bakmış şeytan gerçekten düğünde yok. “Şeytan düğüne gelmemiş; ama selam göndermiş” demiş.
Etiketler: Şeytan Düğün Hoca Bektaşi Hacı |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cuma, 14 Ocak 2011 |
|
M. Ali KAYA
1. Allah’a gerçekten kulluk eden kimseye Allah arzu ettiklerinden fazlasını verir.
2. Kim Allah’tan bir şeyler umarak ibadet ederler; bunlar tacirlerin ibadetidir. Bazıları korkarak ibadet ederler; bunlar da kölelerin ibadetidir. Bazıları da Allah’a şükür olarak ibadet ederler; bu da hür insanların ibadetidir. En faziletli ibadet budur.
3. “Benden yukarıda beni gören bir Rabbim var, cehennem önümde, ölüm peşimde, hesap beni çepeçevre kuşatmış, amellerim beni rehin almış, sevdiğimi bulamıyorum, sevmediğim şeyi kendimden uzaklaştıramıyorum, Allah dilerse beni azaplandırır, isterse affeder bir durumdayım. Söyleyin bana, benden fakir kimse var mıdır?” Etiketler: Hz. Hüseyin Hikmet Hikmetli Sözler İyilik ve İhsan Mehdi Şeref |
|
Devamını oku...
|
|
|
Perşembe, 13 Ocak 2011 |
|
M. Ali KAYA
1. Bir fakir İskender’in önüne çıkar ve “Az bir şey olsun ihsanda bulunmaz mısınız?” diye bir şeyler ister. İskender: “Az vermek bana yakışmaz” diye cevap verir. Fakir ümitlenerek “O zaman siz de çok veriniz” der. İskender “Ona da sen layık değilsin” diye cevap verir.
**
2. Karadeniz’de bir köyle ayı dadanır. Köyden her çıkanı döverek geri çevirir. Kimse köyden dışarı çıkamaz olur. Köylülerden biri cesaret gösterisinde bulunur ve eşeğine binerek köyden çıkmak ister. Köyün çıkışında yine ayı karşısına çıkar ve adamı eşekten indirir ve önce eşeği dövmeye başlar. Sonra eşeği bırakır ve adama yönelir. Adam sorar “Neden önce eşeği dövdün?” Ayı “Şayet önce seni dövecek olsaydım eşek kaçardı” diye cevap verir. Etiketler: Fıkra Nükte Temel Cemal İskender Karadeniz |
|
Devamını oku...
|
|
|
Perşembe, 13 Ocak 2011 |
|
M. Ali KAYA
YAPICI VE MÜSPET HİZMET
Müspet hizmet, yapıcı ve tesis edici bir gayret gerektirir. Sabır, gayret ve ustalık işidir. Ehil ve usta eller zaman alıcı çalışmalar ile kalıcı bir hizmet oluştururlar. Bu bina yapmak gibi, insan eğitme gibi bir şeydir. Zübeyir Gündüzalp ağabey “tuğlayı üst üste koymak tekrar değil, tesistir” demektedir. Bir binayı bu şekilde yaparsınız. Müspet hizmet budur. Yapıcıdır, yıkıcı değildir.
Yapmak çok zordur, yıkmak ise kolaydır. Yapılan şeyler zaman ister ve kısa zamanda kendisini göstermez. Sabır ister, gayret ister ve sebat, yani devamlılık ister. Bir de menfî, yıkıcı ve tahribe yönelik hizmet ve faaliyet vardır. Kolaydır, tesiri hemen görülür, ama yıkıcıdır. Bir binayı bir yılda, bazen beş yılda yaparsınız; ama bir saatte ve bir dakikada yıkarsınız. Yaparken sizi kimse görmez, yaptıklarınızı duymazlar; ama yıktığınız zaman haber olursunuz ve sizden bahsedilir. Müspet hizmet zordur, zira tamir etmek ve tesis etmek zordur. Tahrip ise kolaydır. On senede yapılan bir hizmet bir müfsidin ifsadı ile yıkılır. Etiketler: Marifetullah Allah Korkusu Yapıcı ve Müspet Hizmet Yaratılış Amacı İman Kalp Ayine-i Samed Marifet En büyük günah |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 19 - 27 Toplam: 67 |