|

Kapladı baştan başa dünyâ vü mâfihâyı aşk,
Çerh-i gerdüne zer-efşân eyledi kimyây-ı aşk,
Alem içre her gişi andan haberdâr olmamış,
Ya ne bilsin neydüğün nûş etmeyen sahbây-ı aşk.
Can gözün hâbdan uyandır, sen dahi ayânı gör,
Âteş-i aşk içre gel pervâne-veş yananı gör.
Râh-ı aşk içre kadem bas, âşık-ı meydânı gör.
Her biri bir nâm ile sürmektedir dâvây-ı aşk.
Dâd hezâr Tahsin ederler Dertliyâ nazmın gören,
Gerçeği fehmeylemez esrâr-ı aşkı bilmeyen,
Var ise gelsin fütûh-u dâr-ı aşk oldum diyen,
Dil derûnun içre her yüzden verir fetvây-ı aşk.
**
Aşık-ı sâdık muhbb-i Mustafa derler bize,
Derd ile gayret-keş-i âl-i abâ derler bize.
Bir gürûha sorsalar “Ey kavm siz kimlersiniz?”
Tabi-i Şâh-ı velâyet Murtazâ derler bize.
Aşk ile tuğlar çekip münkire karşı durmuşuz.
Ol sebepten kavm-i Süfyan “Eşkiyâ” derler bize.
MISRALAR
İkbâle zevâl erse ne var, sende kemâl var,
Mağrûr-ı kemâl olma ki, ardınca zevâl var.
**
Tek başıma olsam şâha gedâya kul olmam.
Vîrân olası hânede evlâd-u iyâl var.
**
Sa’y ile olmaz imiş câh-u serîr-u saltanat,
Talîi baştan kulun eşref gerek, yâver gerek.
|