|
M. Ali KAYA
1. Adamın biri davet edildiği bir düğüne giderken yolda şeytana rast gelmiş. Şeytana nereye gittiğini sormuş. Düğüne gideceğini söylemiş. Adam da Şeytan’a “ne olursun bu düğüne gelme!” demiş. Şeytan kabul etmiş. Adam düğüne gitmiş, şeytan da yol kenarında beklemiş. Bir müddet sonra düğüne davet edilen bir başka adam oradan geçiyormuş şeytan ona seslenmiş ve yanına çağırmış. “Bir müşkülüm var, bir türlü doğru cevabını bulamadım. Bir de sana sorayım demiş. Adam “sor bakalım” demiş. Şeytan “yeryüzünde ala karga mı çok, yoksa karakarga mı?” demiş. Adamın kafası karışmış ve ben bunun cevabını bilemeyeceğim” demiş. Şeytan “O zaman düğündeki adamlara sor, belki bilen çıkar” demiş.
Adam düğüne gitmiş yemek esnasında “yeryüzünde alakarga mı çok, karakarga mı?” diye sormuş. Düğündekilerin bazıları “alakarga” demişler, bazıları da “karakarga” demişler. Aralarında anlaşamamışlar, iş münakaşaya dökülmüş. Münakaşa sonuçta kavga ile sonuçlanmış. Şeytana ilk rast gelen bakmış şeytan gerçekten düğünde yok. “Şeytan düğüne gelmemiş; ama selam göndermiş” demiş.
**
2. Bir mecliste şeytan söz konusu olunca herkes şeytanın şerrinden ve kötülüğünden bahsederek lanet okumaya başlamışlar. Hocanın biri dayanamamış “Yahu sizler günah işliyor, suçu şeytana yıkmaya çalışıyorsunuz. İçinizde şeytanı göreniniz var mı?” diye şeytanı müdafaa etmiş.
O gece hocanın rüyasına şeytan girmiş. Hocaya “Herkes bana lanet okurken sen beni müdafaa ettin ve bana iyilik yaptın. Ben bu iyiliğin altında kalmak istemem, sana bir iyilik yapayım” demiş. Hoca “Sen bana ne iyilik yapabilirsin ki” demiş? Şeytan “Sen zengin olmak istemez misin?” diye sormuş. Hoca “kim istemez” diye cevap vermiş. Şeytan “O zaman şu tarlada bir hazine var. Ben yerini göstereyim, orayı kaz ve bulduğun hazine ile zengin olursun” diye cevap vermiş.
Bu zengin olma düşüncesi hocanın çok hoşuna gitmiş ve sevinçle “Tamam, anlaştık; ama sen bekle, ben evden kazma kürek getireyim” diyince şeytan: “Benim işim çok, beklemeye zamanım yok. Sen gösterdiğim yere işersin kuruyana kadar evden kazma ve küreği getirirsin” diye akıl vermiş. Sonra şeytan hocaya hazinenin yerini göstermiş. “İşte burası demiş” ve gözden kaybolmuş. Hoca gösterdiği yere işemeye başlamış. Birden hanımı hocayı dürtmüş “ne yapıyorsun be adam yatağı suluyorsun!” diyince hoca uyanmış ve bir de ne görsün, yatak su gölü olmuş. Başlamış şeytana lanet okumaya “Şeytandan insana ancak böyle iyilik gelir” demiş.
**
3. Mahkemede bir cinayet davası görülüyordu ve adamın katil olduğu kesinleşmiş gibiydi. Bunu gören davalının avukatının aklına bir şeytanlık geldi. Söz aldı ve “Bayanlar, baylar! Hepinize bir sürprizim var” dedi saatine baktı ve devam etti. “Tam bir dakika sonra müvekkilim tarafından öldürüldüğünü iddia ettiğiniz kişi bu mahkeme salonundan içeriye girecek” dedi. Bunun üzerine başta mahkeme reisi olmak üzere tüm orada bulunanlar başlarını kapıya çevirerek beklemeye başladılar. Bir dakika geçti ve tabii ki ölen adam gelmedi.
Bunun üzerine avukat ayağa kalkarak: “Bakın, ben ortaya bir iddia attım ve hepiniz bir dakika boyunca kapıya bakıp beklediniz. Demek müvekkilimin katil olduğunuzdan şüpheniz var ve tamamıyla inanmış değilsiniz” dedi.
Bundan sonra hâkim kararını açıkladı ve adamı suçlu buldu. Avukat şok içinde “Ama nasıl olur biraz önce siz de kapıya bakmıştınız. Nasıl böyle kesin karar verirsiniz” diyince hâkim “Evet doğru. Hepimiz bakmıştık, ama müvekkiliniz bakmamıştı” diye cevap verdi.
**
4. Bektaşi oruç tutmamaktadır; ama her gece sahura kalkmaktadır. Onun her gün sahura kalktığını gören komşuları bir gün merak ederek sorarlar. “Baba erenler, siz oruç tutuyor musunuz?” “Bektaşi, “Hayır tutmuyorum” diye cevap verir. “O zaman” derler “neden her gece sahura kalkıyorsunuz?” Bektaşi cevap verir: “Beyler, oruç tutmayarak günaha giriyoruz. Sahura kalkmayalım da hepten gâvur mu olalım?” der.
**
5. Bektaşi’nin biri bir hacı ile içki içerken yakalanırlar. Kadı mahkemede “İçki içmenin suç olduğunu bilmiyor musunuz?” diye sorar. Hacı, “Hâkim Bey, uyduk şeytana ve hata ettik” diye özür beyan eder. Bunun üzerine hâkim hacıya seksen değnek vurulmasına hükmeder.
Sıra Bektaşi’ye gelir. Bektaşi de “kadı efendi ben Müslüman değilim. Ben gayr-i müslimim, bana ceza veremezsiniz” der. Hâkim de “Evet, bu ceza Müslüman olanadır. Sen madem Müslüman değilsin, bırakın gitsin” der. Bunun üzerine Bektaşi: “Hâkim bey! Ben Müslüman olursam bu hacının cezasını affeder misin?” diye sorar. Hâkim de düşünür ve “Şayet kelime-i şahadet getirerek Müslüman olursan hacıyı affederim” der. Bektaşi kelime-i şahadet getirir, hâkim de hacıyı affeder. Beraber mahkemeden ceza almadan çıkarlar.
Yolda giderlerken hacı Bektaşi’ye çıkışır: “Yahu sen ne biçim adamsın? Bir dinli oluyorsun, bir dinsiz oluyorsun! Sende din iman yok mu?” der.
Bektaşi cevap verir: “Gâvur oldum kendimi kurtardım, Müslüman oldum seni kurtardım. Peki, sen ne işe yaradın?” der.
**
6. Bir gün şeytan büyük bahçeli koskoca bir malikâneye girmiş. Merdivenleri çıkmış. Bir kuzu görmüş. Kuzunun boynunda bir ip varmış. Şeytan ipi çıkarmadan sadece biraz gevşetmiş. Kuzu malikânenin önünde bulunan aynayı görmüş. Şaşırınca bir hamle yapıp aynayı kırmış. Çıkan gürültüye evin hizmetçisi gelmiş. “Sen ne yaptın? Ben şimdi burayı nasıl temizleyeceğim. Evin beyi bunu duyunca kesin beni kovar” demiş ve kuzuya bir tekme atmış. Kuzu merdivenlerden düşünce ip yetmemiş ve kuzunun boynunu sıkıp onu öldürmüş.
Bu sırada evin uşağı gelmiş. Neler olduğunu sormuş. Kadın anlatınca “Bunu nasıl yaparsın. Bey şimdi ikimizi de kovacak. O kuzu onun için çok değerliydi” demiş. Ve hafifçe kadını itmiş. Kadın dengesini kaybetmiş ve merdivenlerden düşüp boynunu kırmış. Sesi duyunca evin hanımı gelmiş. Olanları öğrenince sinirlenmiş. Tam uşağı dövmek için uşağa yaklaşırken uşak lütfen beni bağışlayın ve beni kovmayın diyerek diz çökmüş. Uşağın üstüne hızla gelen kadın ise ona çarpıp merdivenlerden yuvarlanmış ve ölmüş. Evin beyi gelip de olanları dinleyince öfkeyle belinden silahı çıkarıp uşağı vurmuş. Sonra kendi kendine “Eyvah ben ne yaptım? Bir kuzu, aynanın kırılması ve sevmediğim karım için elimi kana bulamaya, katil olmaya değer miydi?” demiş ve silahı çekip bir kurşunda kendine sıkmış. Bütün bu olanları bir kenardan izleyen şeytansa sırıtarak “Ben hiçbir şey yapmadım ki. Sadece acıyarak kuzunun boynundaki ipi gevşettim, o kadar...” demiş… Etiketler: Şeytan Düğün Hoca Bektaşi Hacı |