| MÜZİK NEDİR |
|
|
|
| Çarşamba, 12 Mart 2008 | |
|
M. Ali KAYA
Müzik kulağa hitap eden seslerden kaynaklanan bir güzelliktir. Bu güzelliği ancak insan ruhu hisseder ve zevk eder. İnsan ruhen terakki ve tekamül ettikçe seslerdeki ritmi, musikiyi ve güzelliği daha iyi anlar ve kavrar. Müzik zevki insanın ruhen tekamülünün de bir göstergesidir. Basit bir ruhtan yüksek kaliteli müzik çıkmaz; onun ruhu ulvi olan musikiyi anlamaz ve kavramaz.
Müzik ayrıca bir insanın ve milletlerin kültür seviyesinin de bir ölçütüdür. Bir insanı tanımak için sevdiği ve hoşlandığı müziği bilmek yeterlidir. Bir milletin de kültür seviyesini anlamak için de o milletin müziğine bakmak gerekir. Müziği meydana getiren şey sesteki ölçüdür. Ölçülü sese müzik denir. Ölçüsüz sesler gürültüden ibarettir. Bu durumda gürültü olmayan her ses müzik sayılır. Bu açıdan kainat büyük bir musikî dairesidir. J. J. Rousseau müziği, “Kulağa hoş gelen ses” olarak değerlendirir. Ölçü sese güzellik kazandırır. Güzellik ise Allah’ın “Cemil” isminin tecellisidir. Peygamberimiz (sav) “Allah güzeldir, güzeli sever” buyurmuşlardır. Sahabelerden Ebu Musa el-Eş’arî hazretlerine “Allah sana Davud’a verdiği mizmarlardan birini vermiştir” buyurarak iltifat etmiştir. Mizmar, Davud (as)ın Zebur’unun nağmeler şeklinde okunmasıdır. Musikiye ilk ölçüyü getiren Yunanlı “Pitagor” dur. İslam dünyasında bu konuyu ilmî olarak ele alarak inceleyen ve geliştiren bilginler IX. asırda yaşamış olan el-Kindî ve Farâbî olmuştur. “el-Musikî” “el-Kelâm fî Mûsikî” “el-Musikî’l-Kebîr” gibi eserler ile bu sahada çok önemli çalışmalar yapmışlardır. İbn-i Haldun, “Musiki bir medeniyet ölçüsüdür. Musikî bir sanat olup ancak sosyal ve medenî bakımdan gelişmiş muhitlerde yaygındır. Ekonomisi gelişmiş cemiyetler buna ihtiyaç duyarlar. İktisadî bakımdan sıkıntı içinde bulunanlar musikî ile ilgilenmeye vakit bulamazlar” der. Fıtratın dini olan ve insan ihtiyaçlarına gereken önemi veren İslam dininin elbette insan ruhunu dinlendiren ve ruhun gıdası olan müziği ihmal etmesi düşünülemez. Bu açıdan peygamberimizin (sav) hadislerine baktığımız zaman şunları görmekteyiz. Peygamberimiz (sav) müziğe teşvikte bulunmuştur. Bilhassa düğünlerde bunu daha fazla teşvik etmiştir. “Helal ile haram arasındaki fark türkü söylenmesi ve def çalınmasıdır” buyurarak nikahın böyle olmasını istemiştir. “Nikahın def çalarak ilan edilmesini” istemiştir. Def çalınarak, türkü söylenerek ilan edilmeyen nikahlardan hoşlanmadığını belirtmişlerdir. Hatta evine gelen şarkıcı bir kadının şarkısını Hz. Aişe’ye dinletmiş ve “Bu kadının burun deliklerine şeytan üflemiştir” buyurarak takdirlerini dile getirmiştir. Bayramlarda da bu şekilde cariyeler tarafından türkü söyleyerek eğlenilmesini istemiştir. Bütün bu rivayetler müziğin ve şarkıcı kadınların türkü söylemelerinin meşru olduğunu göstermektedir. Prof. Dr. Süleyman Uludağ’ın bu konu ile ilgili yazdığı “İslam Açısından Musikî ve Semâ” isimli değerli bir çalışması vardır. Okunup iyi incelenmeden bu konuda uluorta konuşmamak gerekir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|