Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Edebiyat arrow MÜZİK
Advertisement
MÜZİK PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 26 Nisan 2008
Yazı Index
MÜZİK
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4

Hevesât nefsin gıdasıdır.
İbadet kalbin gıdasıdır.
Müzik ruhun gıdasıdır.
İlim aklın gıdasıdır.

M. Ali KAYA

GİRİŞ:
Dünyada en yaygın sektör oyun ve eğlence sektörüdür. Bu sektörden beslenen pek çok alt ve yan dallar oluşmuştur. İnsanların büyük bir çoğunluğu bu meslekten kazanç sağlamaktadır. Evinde ve cebinde bir müzik aleti olmayan hiçbir insan kalmamıştır. Çoklarımızın evinde birkaç tane müzik aleti ve buna bağlı ürün bulunmakta, insanlar ve Müslümanlar günlerinin en az dört beş saati evinde, iş yerinde çeşitli müzikler dinlemektedir. Parklarda ve bahçelerde dinlenmeye giden insanlar çalınan müziklerle kendilerini dinlendirmektedirler. Konserler ve müzikli şenliklerde izdiham yaşanmakta, belediyeler ve siyasi partiler bile kalabalık toplamanın yolunu konser verdirmekte bulmaktadır.


Bu derece hayatımıza giren müzik konusunda maalesef Müslümanlar yeterince aydınlatılmış değiller. Müziğe haram diyerek karşı çıkanlar bile gününün dört-beş saatini müziğe vermekten kendilerini alamamaktadır. Teknoloji hayatı kolaylaştırdığı için bilhassa ev hanımları işlerini makinelere gördürmekte ve boş kalan zamanlarını müzikle geçirmektedir. Çalışanlar da dinlenmek için müziği tercih etmektedirler. Sıkıntılarını müzikle giderme yolunu gitmektedirler.


Müzik ve eğlence artık toplumun vazgeçilmezi olduğu gibi, sinema, televizyon ve bunların gerektirdiği müzik ve eğlence programları müziğe ayrı bir boyut eklemiştir. O da klip adı altında müstehcenlik kokan ve gayr-i meşru olup müziğin de ruhuna tamamen aykırı olan  bedeni teşhir etme unsurudur. Bu da ses sanatı olması gereken müziği mecrasından saptıran önemli bir problem olarak karşımızda durmaktadır. Bu haliyle de müziğin bu yönü kanayan bir yara olarak müzik sanatını tahrip etmeye devam etmektedir. Bu husus bilhassa müziği bir sanat dalı kabul eden çevrelerin üzerinde durması gereken önemli bir konudur. Mecrasından çıkmak üzere olan veya çıkmış bulunan müziği yeniden bir sanat dalı haline getirmek öncelikli olarak onların vazifesidir. Biz, bir ufuk açmak ve bir bakış açısı sunmak amacı ile bu çalışmayı yaptık. Bu çalışmaların daha ehliyetli eller tarafından yapılması büyük bir ihtiyaçtır.


Bir ses sanatı olan müziği çeşitli açılardan yaklaşmaya çalıştık. Bir bakış açısı sunabilirsek kendimizi bahtiyar hissedeceğiz. Bakış açımızı Bediüzzaman’ın asrımızı aydınlatan Kur’ânî görüşleri belirleyecektir.

İnsanın İhtiyacı Açısından:
Seslerin ritmini ve en gizli inceliklerini ve ölçülerini insan ruhu anlar. Gerçi müziğin ritminin harekete getirmediği ve coşturmadığı bir canlı yoktur. Yapılan araştırmalar bitkilerin bile müzikten anladığını ve olumlu tepki verdiğini ortaya çıkarmıştır. İşin bu tarafını araştırmacılara havale ediyoruz.


Kainatı bir musiki alemi olarak yaratan, seslerin frekanslarını ve inceliklerini en ayrıntıları ile anlama kabiliyetini insan kulağına koyan yüce Allah, insan ruhunu da müziğe ihtiyaç duyacak bir şekilde yaratmıştır. İşte insan fıtratının bu ihtiyacını nazara vererek meseleye bu açıdan bakan Bediüzzaman:“Beşer hakikate muhtaç olduğu gibi, bazı keyifli hevesata da ihtiyacı var. Fakat bu hevesat beşte biri olmalı”   diyerek ölçüyü koymuştur.


Bediüzzaman’a göre insan gününün beşte birini keyifli hevesata ayırabilir ve bu bir ihtiyaçtır. Bilhassa günümüz dünyasında ve kalabalık kentlerde pek çok konularda strese giren ve ruhen sıkılan insanın ruhunu dinlendirmesi büyük bir ihtiyaçtır. Ancak bunu gayr-i meşru şekilde gidermesi hem dünyasına hem ahiretine zarar verir. Öyle ise ahiretine zarar vermeyecek şekilde bu ihtiyacını nasıl karşılayacaktır? İşte bu husus üzerinde de duran Bediüzzaman şöyle der:


“Yabani edebin insana verdiği şevk, nefsi heyecana getirir, hevesleri ortaya çıkarır, genişler ve yayılır. Ruha ferah vermez. Kur’anın verdiği şevk ise ruhu heyecana getirir. Çok yüce şevkler verir. Bunun için Şeriat lehviyatı istemez. Bazı lehiv aletlerini haram ederek bir kısmına helâl diye izin vermiştir. Hüzn-ü Kur’ânî veyâ şevk-i tenzîlî veren âlet zarar vermez. Eğer hüzn-ü yetîmî veya şevk-i nefsânî verse, âlet haramdır. Değişir eşhâsa göre, herkes birbirine benzemez.” 


Bu ifadelerden ruhu şevk ve heyecana getiren, ruha ferah veren ve dinlendiren müziği ve aletlerini meşru ve helal sayarken, nefsi uyandıran müziği ve aleti meşru saymaz. Bu hususun da kişilere göre değiştiğini ifade eder. Bunun sebebi de imanın insana verdiği bakış açısıdır. Çünkü iman insana farklı bir bakış açısı sunar. Onun bakışı nefsani değildir.


 
< Önceki   Sonraki >