Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Edebiyat arrow ŞAKA VE MİZAHTA ÖLÇÜ
Advertisement
ŞAKA VE MİZAHTA ÖLÇÜ PDF Yazdır E-posta
Pazar, 18 Mayıs 2008
Yazı Index
ŞAKA VE MİZAHTA ÖLÇÜ
Sayfa 2
M. Ali KAYA

Mizah, Arapça (M-Z-H) kökünden gelen bir kelimedir. Eğlence, alay, lâtife ve şakalaşmak anlamına gelmektedir. Bununla beraber Araplar “lâtife, nükte, turfe, duabe” gibi terimleri de mizah için kullanırlar.

Meşhur Arap edibi Câhız’a (v. 255/869) göre “Araplar nüktedan bir millettir. Bunun için çocuklarına “Dehhak” (Çok gülen) gibi isimler koymuşlardır. Sa’lebî de (v. 429/1038) Medine’li ve Hicaz halkının nüktedan bir millet olduklarını “Hicazın nüktedanlığı gibi” meşhur tabirlerin yaygınlığı ile açıklamaya çalışmıştır. Bilhassa çöl Araplarında, yani Bedevi tabir edilen köylülerde “Hiciv” yaygındı.

İslamiyet’ten sonra da Araplar bu özelliklerini devam ettirmişlerdir. Ancak İslamiyet her şeyde olduğu gibi şaka, mizah ve oyun/eğlence gibi insana ait hususlara özellik, güzellik, ciddiyet ve kalite getirmiştir. Oyun, eğlence, şaka ve mizahı yasaklamamış, lâyık olduğu makama oturtarak insan için gerekli olduğunu ve ölçülü olarak yapılması gerektiğini belirtmiştir. Hatta İmam-ı Şafi (H. 150–204/ M.767–819) gibi müçtehit imamlar “Şaka ve mizah yemekte tuz gibi olmalıdır” diyerek gereği üzerinde durmuşlardır.

Bununla beraber İslam’ın mizah ve eğlenceyi yasakladığını savunan ifratkar İslam bilginleri de olmuştur. Bununla ilgili ayetleri söz konusu yaparak tezlerini ispata çalışmışlardır. Örneğin, “Az gülsünler, çok ağlasınlar” ayetinin gülmeyi yasakladığı anlamını çıkarmışlardır. Ancak Arap edebiyatına ve Kur’an-ı Kerimin manasına aşina olan Zemahşeri (v.528/1134) bu ayetin cihattan kaçarak kendilerini tehlikeye atan ve cehennem gibi dehşetli bir azabı hak eden münafıklar hakkında nazil olduğunu belirterek “Onlar yaptıklarından dolayı cehennemi hak ettikleri için çok ağlamayı da hak etmişlerdir” der.

“Güldüren de ağlatan da Allah’tır”
ayetini de gülmeyi de Allah’ın bir nimet olarak insanlara ihsan ettiği anlamında yorumlamak gerektir. Nitekim Kur’an sevinçli haberi alan İbrahim’in (as) hanımının sevinçten gülmesini sitayişle, överek bize anlatır.

Allah gülmeyi insanın rahatlaması için yaratmıştır. Kur’an-ı Kerimi araştırdığımız zaman gülmekle ilgili on ayetin var olduğunu görürüz. Buna mukabil ağlamakla ilgili yedi ayet vardır ve bunun üçü de gülmekle beraber zikredilmiştir. Doğrudan ağlama kelimesi dört ayette geçmektedir. Bundan imanlı bir insanın on defa gülmesi ve buna mukabil dört kere de ağlaması gerektiği gibi bir sonuç çıkarılabilir.

Gülmenin şımarıklığı çağrıştıran kahkaha şeklinde değil, edep ve sorumluluk duygusunu yansıtan tebessüm şeklinde olması gerektiğini de dünyaya hükmeden ve hükmünü tüm canlılara, hatta karıncalara bile geçiren Süleyman (as) gibi bir makam sahibini örnek göstererek ifade eder.

İslam’da mizahın yasaklandığını savunanların bir diğer delilleri de “Mü’minler lağv olan boş söz ve gereksiz işlerden sakınanlardır” ayetidir. Buradaki “lağv” ifadesini yorumlayan bilginler bu kelime ile mizahın değil “Allah’ın emri dışına çıkararak isyana sürükleyen boş işlerin kastedildiği” söylemişlerdir. Bir de kastedilen insanlarla alay etmektir ki bu “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluk ile alay etmesin” ayeti ile kesin olarak yasaklanmıştır. Çünkü alay etmek ve dalga geçmek müşriklerin kötü davranışları olarak Kur’anda Müslümanlarla alay etmelerini örnek göstererek anlatılır. Aynı hataya mü’minlerin de düşmemeleri için Müslümanlar uyarılır.

İslamiyet’te mizahın yasak olduğunu söyleyenlerin dayandıkları hadislerden bazıları da şunlardır. “Arkadaşınla tartışma ve şakalaşma” “Çok gülme, zira çok gülmek kalbi öldürür.” Bu gibi hadislerden dolayı Süleyman ed-Daranî (v. 215/830) ve Ömer bin Abdülaziz (v. 101/719) gibi zahitler mizaha karşı çıkmışlar ve insanın ciddiyetini bozduğunu ileri sürmüşlerdir.

 
< Önceki   Sonraki >