Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Eğitim arrow Eğitim Sistemi Önerileri
Advertisement
Eğitim Sistemi Önerileri PDF Yazdır E-posta
Cuma, 27 Ocak 2012

M. Ali KAYA
Milli Eğitim Bakanımızın “Yeni Eğitim Sistemi” konusunda 1+4+4+4 olmak üzere 13 yıl “Zorunlu Eğitim” projesi konusunda 27 senelik bir “Eğitimci” ve “Eğitim Yöneticisi” olarak sorulmasa da söz söylemeye hakkımdır.
Her şeyden önce 13 yıl zorunlu eğitim yanlıştır. Eğitim Bakanlığının İlk ve Ortaöğretimde çocuklarımızı 13 sene zorunlu olarak güya okumaya zorlaması kadar eğitime zarar veren bir durum yoktur.

Bir çocuğun altı yaşından itibaren 19 yaşına kadar her gün sekiz-dokuz saat okulda kuru tahtanın üzerinde oturduğu bir eğitim sistemini düşünün. İlköğretim dördüncü sınıftan itibaren “çoktan seçmeli test tekniği” ile yarış atı gibi koşturulduklarını düşünün… Aileler öğrencilerini yarışa hazırlayan görevliler… Aileleri büyük bir etki altına alan ve çocuklar üzerinden büyük bir rant elde etmeye çalışan ekonomik bir sistem… Aileler gelirlerinin büyük bir kısmını eğitime ayırıyorum diye bu sektöre yatırım yapmaktan başka bir şey yapmamaktadır.

Okumayı isteyen istemeyen, zekâsı olan ve olmayan tüm öğrenciler “Öğrenemeyen öğrenci yoktur; öğretemeyen öğretmen vardır” anlayışı ile zorunlu olarak her sene tekrarlanan sınavlara girmeye mecbur bırakılmakta bu nedenle her sene öğrencilerin %30’u “Sıfır” çekmektedir. Sonra fatura öğretemeyen öğretmenlere çıkarılmaktadır.  Her velinin öğrencisi süper zekâ olduğu için devletin okulunda öğretemeyen öğretmenlere nispet “Özel Dershanelere” gönderilerek devlet okulundan esirgenen paralar “Özel Eğitime” verilmektedir.

Muhakeme, anlama, yorumlama, analiz, sentez ve değerlendirme gibi zihin becerileri yanında el sanat ve becerilerinden de yoksun “uydum kalabalığa” coşkusu ile 19 yaşına geldiği halde nereye gideceğini bilmeyen tüm öğrenciler üniversiteye okumaya yönlendirilmektedir.

Veliler çocuklarını eğitim almaları için değil, memur olup çalışmadan para kazanmak için göndermekte, öğrenciler de minimum emek ile maksimum gelir elde etmeyi amaçlayarak okula gitmekte ve tercihlerini buna göre yapmaktadırlar. Kabiliyetlerin gelişimi, bilgi ve beceri gibi eğitimi ilgilendiren hususlar ikinci ve üçüncü plana itilmektedir.

Devlet “Sınav sistemine dayalı” eleme sistemine göre planlanmıştır. En zekiler Fen Liselerine ve Askeri Liselere, ondan sonrakiler Öğretmen Liselerine, sonra Popüler Anadolu Liselerine, Özel Anadolu Liselerine, kalburun altında kalanlar ise Meslek Liselerine zorunlu olarak kaydolmak zorunda kalmaktadır. Her ilçeye bir Fen ve Öğretmen Lisesi açıldığı için Meslek Liseleri zekâ ve beceriden yoksun öğrencilere kalmaktadır. Bu ise ülke ekonomisine çok büyük bir zarar ve zekâ ve akıl tutulmasına en büyük sebep olacak bir eğitim sistemidir. Böyle bir sistemden ülke kalkınmasına, sanata, ticarete ve ziraata hiçbir fayda gelmeyeceği açıktır. Ülkenin bütün öz kaynakları akıl ve zekâdan yoksun insanların ellerinde heba olmaya mahkûmdur.

Şu andaki eğitim sistemimizin durumu budur…

**
Yeni Eğitim Sistemimiz Nasıl Olmalıdır?

Her şeyden önce detaylarda boğulmamalıdır. İnsanın ve ülkenin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde olmalıdır. Öğrenciyi ders yükünden kurtaran, nitelikli öğretiye dayanan ve kabiliyetleri dikkate alan bir eğitim olmalıdır.

Eğitim üç kategoride değerlendirilir. Bunlar: Temel Eğitim, Hayata Hazırlayıcı Eğitim ve Akademik Eğitimdir. Temel eğitim her insanın öğrenmesi gereken temel bilgileri içerir. Hayata hazırlayıcı eğitim insan ihtiyaçlarına cevap verecek meslek eğitimi olarak adlandırılan eğitimdir. Akademik eğitim ise ihtisas eğitimidir. Şimdi bunları açıklayalım.

1. Temel Eğitim: (6-12 Yaş) 
Temel eğitim 6 yaşından itibaren 12 yaşına kadar her öğrencinin öğrenmesi gereken temel bilgileri veren eğitimdir. Bu eğitimde öğrencilere Okuma, yazma, konuşmayı öğretme yanında, temizlik ve ahlak/davranış eğitimi verilmelidir. Çocuk işlerini görgü kurallarına göre yapmasını öğrenmelidir. Ayrıca Matematik, Dini Eğitim, Fen Bilgileri ve Sosyal Bilgileri öğrenmelidir. Ayrıca “Çoklu Zekâ Kuramı” esas alınarak öğrencinin zekâ tanımının yapılacağı, el becerileri ve kabiliyet testlerinin uygulanacağı ve buna göre yönlendirme yapılacağı bir eğitimdir. Öğrenci bu dönemde akademik eğitime veya sanat eğitimine yönlendirilmelidir. Bilhassa sanat ve kabiliyet becerileri keşfedilerek buna göre yönlendirmenin yapılacağı dönem bu dönemdir. Bu nedenle bu eğitim “zorunlu eğitim” olmalıdır.

Temel eğitim altı senede tamamlanmalıdır. Eğitimi tamamlayan öğrenciler ya Akademik Eğitim için Orta öğretime veya Meslek Eğitimine yönlendirilmelidir.


2. Orta Öğretim ve Meslek Eğitimi: (12-15 yaş)
Ortaöğretim “Akademik Eğitim Liseleri” ve “Meslek Eğitimi Liseleri” olmak üzere ikiye ayrılmalıdır. Akademik Eğitim ülke ihtiyaçlarına göre, Meslek Eğitimi ise yerel ihtiyaçlara göre düzenlenmelidir. Esefle belirtelim ki günümüzde “Meslek Eğitimi” işe yaramaz görünen öğrencilerin zorunlu olarak gidebileceği alanlar olarak görülmektedir. Meslek okullarında mesleksiz ve mesleğini sevmeyen elemanlar yetiştirilmektedir. Sanayide istihdam edilecek “kalifiye eleman” yetişmediği gibi, meslek dallarında istihdam edilecek çırak dahi bulunamamaktadır. Ayrıca ihtiyaç olan temel meslekler öğretilmemektedir. Örneğin “İnşaat Sektörü” bilgi ve eğitimden yoksun insanlara bırakılmaktadır. Hiçbir Meslek Lisesinde “İnşaat Bölümü” yoktur. Ziraat Liseleri kapanmıştır ve Hayvancılık Liseleri yoktur. Bir ülke için gerekli olan “Ziraat ve Hayvancılık, Ticaret ve Sanat, Teknoloji ve Kalkınma” eğitimsiz ve bilgisiz insanlara bırakılmıştır. Böyle bir ülkenin geleceğinin parlak olacağını ve gelişme kaydederek çağdaş uygarlığı yakalayacağını hayal etmek dahi mümkün değildir.

Akademik Liselere giden öğrenciler “Üniversite Sınavına” ihtiyaç duyulmadan okul başarı puanları ve diploma notlarına göre istedikleri Akademik Üniversitelere yerleşmelidir.

Meslek Liseleri yerel yönetimlere bırakılmalı, yerel yönetimler Ticaret ve Sanayi Odaları, Meslek Kuruluşları ve Esnaf Kooperatifleri ile beraber ihtiyaca göre bölümler açarak meslek eğitimi vermelidirler. Öğrenciler haftanın üç günü okulda teorik eğitim aldıktan sonra haftanın diğer günleri mesleğine göre uygulamalı ve pratik eğitim almalı ve kendilerini hayata hazırlamalıdırlar.

İlköğretimden sonra Lise 4 yıl olmalıdır. 12 yaşında liseye başlayan bir öğrenci 15 yaşında Lise’den mezun olarak hayata atılmalıdır. Mesleki ve Teknik Liselere “Ziraat Liseleri” “İnşaat Liseleri” gibi liseler ilave edilmelidir. İhtisas eğitimi almak isteyen öğrenciler okuldaki başarılarına göre “Akademik Eğitim” almak için Yüksekokullara Lise’deki başarısına göre yerleştirilmeli ve pratik hayat ile beraber akademik eğitimini 4 sene almalıdır. Böylece en geç 20 yaşında akademik ihtisasını yaparak hayata atılmalıdır. Bir genç ne kadar erken hayata atılırsa o derece üretime katkı sağlar ve 30 yaşına geldiği zaman toplum içinde kariyer ve statü sahibi olur. Meslek eğitimi bunu sağlamalıdır.

3. Akademik Eğitim: (15-20 Yaş)
Akademik eğitim ihtisas eğitimidir. Temel eğitimde kabiliyetine ve zekâsına göre yönlendirilen öğrencilerin gerek akademik liselerden mezun olanlarına “Akademik İhtisas” için gerekse Meslek Liselerinden mezun olanlarına “Meslek İhtisası” vermek için açılan yüksekokullarda akademik eğitim verilmelidir. Bu da ihtiyaca göre olmalıdır.

Akademik Eğitim veren okullar “Üniversite” bünyesinde yer almakla beraber verdiği eğitime göre toplum ve meslek odaları ile iç içe olmalıdır. Öğrenci okulda günün yarısı olan öğleye kadar okulda teorik eğitim alırken öğleden sonra atölyelerde veya meslek odalarında pratiğini yapmalıdırlar.

Eğitimin Niteliği ve Okulların Konumu:
Devlet eğitimin ancak %30’unu finanse etmeli, % 70’ini ve Meslek Eğitimini yerel yönetimlere ve meslek odalarına bırakmalıdır. Böylece devlet kendi elemanlarını eğitirken, sivil toplum da kendi elemanlarını yetiştirme fırsatını elde etmiş olacaktır.

Okullarda eğitim sabahtan öğleye kadar, duruma göre saat 12’ye veya 13’e kadar yapmalıdır. Öğleden sonra okullarda gönüllülük esasına dayanan “Etkinlik” ve “Ders Dışı Eğitime” ayırmalıdır. Ayrıca Sportif ve Sosyal faaliyetler öğleden sonra öğretmenlerin nezaretinde yapılmalı ve öğretmenler yaptıkları egzersiz planlarına göre ücret almalıdırlar.

Din Eğitimi:
Din eğitimi, inanç, ibadet ve ahlak eğitimidir. Bu ayrıca cinsel eğitimi de içine alır. Bedenin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi, ruhun da maneviyata ve morale ihtiyacı vardır. Bu da ancak din eğitimi ile gerçekleşir. Din hayata anlam katar ve ruhu yüksek amaçlara ve gayelere sevk eder, nefsi terbiye ederek karakter eğitimini de beraberinde yapar. Bu nedenle bütün bireylerin bu eğitime ihtiyacı vardır. Din kültürünün bu eğitimi vermesi mümkün olmadığı gibi sadece İmam-Hatip Liselerinde verilen eğitim de gerek fertlerin, gerekse toplumun din eğitimi ihtiyacını karşılayamaz.

Din Kültürü, “Din Eğitimi”ne dönüştürülmeli ve bu eğitim ilköğretim 1. sınıftan yani 6 yaşından itibaren verilmeye başlanmalı Lise son sınıfa kadar her sene haftada en az 3 saat verilmelidir. Her okulda eğitimin uygulanması için “Mescit” açılmalıdır. Çünkü ibadet eğitimi olmadan din eğitimi yapılamaz. Bu durumda İmam-Hatip Liselerine de ihtiyaç kalmaz. Anormal şartlar ortadan kalktığı için her şey aslına döner. Din Eğitimi Fen Eğitimi ayrımı ortadan kalkar. Din adamı yetiştirme işi de “Diyanet İşleri Başkanlığı’na bırakılır. Diyanet kendi okulunu açar ve kendi elemanlarını yetiştirir.

Eğitimin Özelleşmesi:
Devletin tekelindeki bir eğitim bütün bireylerin eğitimine imkân vermeyeceği gibi, herkesin eğitime katkısına da engel olmaktadır. Devletin tekelindeki eğitimin eğitimi ne derece engellediğinin en çarpık örneği Eğitim Fakültelerinden mezun olup devlet bana öğretmenlik versin diye bekleyen 350 bin öğretmenin dramatik durumudur. Devlet onların eğitim vermesini engellediği için evlerinde beklemekte ve eğitime katkıları olmamaktadır. Bir öğretmen evinde beş-on öğrenciye ders verecek olsa suç işlemiş sayılmaktadır. Eğitim özelleştirilmiş olsa ve devlet eğitime karışmazsa her bir öğretmen en az on öğrenciye faydalı olur ve eğitim verir. Böylece en az 3 milyon öğrenci nitelikli eğitim alır.

Uzaktan TV ve İnternet Üzerinden Eğitim ve Eğitim Metaryalleri:
Eğitimin üç temel ayağı vardır. Aile, okul ve çevre… Günümüzde çevre denince TV ve İnternet anlaşılmalıdır. Eğitim Bakanlığı eğitimin amacına aykırı gördüğü TV programlarına ve İnternet sitelerine gereken denetimleri yapmalıdır. Eğitim bakanlığı hedeflediği eğitimi ve amaçlarını gerçekleştirmek için bunu yapmazsa önemli bir görevini ihmal etmiş olur.

Bakanlık TV ve Internet programları yapmalı ve bunun için ekipler kurarak “Uzaktan Eğitim Programları” yapmalı ve geliştirmelidir. Ayrıca “Müfredat Programları” ve “Ders Kitapları” ve “Yardımcı Ders Kitapları” hazırlayarak eğitime katkı sağlamalıdır. Devletin yapması gereken “Eğitim Programları” ve “Ders Kitapları” ile “Ne Öğretilecek?” sorusuna cevap vermektir. Kimin nasıl öğreteceği ile ilgilenmemelidir.

Sonuçta gerek devlet, gerekse kurumlar istihdam edeceği elemanları seçmek için şartlarını belirlemekte ve sınavlarla eleman almaktadır.
 


Etiketler:  Eğitim Öneriler Eğitim Sistemi Din Eğitimi Uzaktan Eğitim Yeni Eğitim Özel Eğitim Akademik Eğitim Ortaöğretim İlköğretim
 
< Önceki   Sonraki >
DIN EğITIMI
EğITIM
EğITIM SISTEMI
ORTAöğRETIM
İLKöğRETIM