|
EĞİTİMİN DURUMUMUZ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ -1 |
|
|
|
|
Çarşamba, 15 Temmuz 2009 |
|
Sayfa 1 Toplam: 2 Mustafa CAN
Ülkemizde eğitim durumu hiç de iyi olmayan bir mecraya doğru yol almaktadır. Bir eğitimci olarak eğitimimizin ve gençlerimizin geleceğini iyi görmemiz mümkün görülmemektedir. Her şeyden önce eğitim okulların işi olmaktan çıkmış, internet ve TV’nin eline geçmiştir. Maalesef gençlerimiz eğitimlerini müspet de olsa, menfi de olsa bu vasıtalarla almaktadırlar. Öğretmenler ve okullar ise eğitimin değil, öğrencilere diploma verme aracı haline gelmiştir. Bunda ilk olarak seksen senedir eğitimi doğru bir sisteme oturtmayan ve devamlı olarak sistem değişikliğine giden Milli Eğitim Bakanlığının payı elbette büyüktür. Bunun başlıca sebebi de Milli Eğitim Bakanlığının bir siyasi kurum haline getirilmiş olmasıdır. Kendilerini idare edemeyen siyasilere eğitimin idaresi de verilince demek durum bu olmaktadır.
İlk olarak eğitim kurumu bir siyasi kurum olmaktan çıkarılmalıdır. Böylece bakan ve bürokratlar değiştikçe Milli Eğitim Politikaları değişmiş olmayacaktır. Devlet olarak milli bir Eğitim Politikamızın olmayışı da eğitimi etkileyen en önemli bir faktördür. Şimdi denecek ki efendim “Atatürkçü ve Çağdaş bir eğitim politikamız var. Amacımız çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmaktır. Atatürk’ün bize çizdiği bu politikadan vazgeçmemiz mümkün değildir.” Çok doğru şeyler söylenmiş olacaktır. Zaten bütün siyasiler ve devletlûlar ve de ihtilal yapanlar aynı şeyleri söylemektedirler. Herkes kendi amacın aynı soyut ifadeler altında gerçekleştirme amacını taşımaktadır. Sıkıntının kaynağı zaten budur.
İlk olarak şunu sorgulamakta yarar var. Neden “Çağdaşlık uygarlık seviyesinin ilerisi değil… Atatürk “Çağdaş eğitimi yakalayın ama sakın ileri gitmeyin” mi demek istemiştir ki ötesini ve ilerisini düşünemiyoruz? Tarihte uygarlıklar kurmuş ve dünya devleti olarak insanlığa adalet ve medeniyet dersi vermiş bir millet olarak çağdaş uygarlığın ötesinde olmamak kadar büyük ayıp olamaz.
**
Eğitim öncelikli olarak bireysel kabiliyetleri keşfederek öğrenciyi istidat ve kabiliyetine göre yönlendirmektir. Maalesef bizim eğitim sistemimiz kabiliyet eğitimini köreltmeye yönelik dizayn edilmiştir. Gerek meslek liselerine gerekse üniversiteye girişler yönlendirme ile değil çoğu zaman tesadüfî olmaktadır.
Okullar öğrencilere ne hayatı ne de hayatın anlamını öğretmemektedir. Hayatı anlamlandıran din ve ahlak eğitimine hiç önem verilmemekte aksine tamamen eğitimin dışına çıkarılmaya çalışılmaktadır. Bunda elbette planlı ve programlı bir kasıt vardır. Din eğitimi İmam-Hatip Liselerine bırakılmaktadır. Milletimiz dindar ve muhafazakâr olduğu için istediği eğitimi İmam-Hatip Liselerine yönelmiştir. İmam-Hatip Liselerinin de başına gelmedik şey kalmamıştır.
İmam Hatip Liseleri yarım asrı geçen bir zamandır bu milletin çocuklarına hizmet vermektedir. Zaman zaman kriz dönemleri yaşamış ama her kriz döneminden sonra daha da güçlü ve etkili olarak ortaya çıkmıştır. 1998 öncesi muhafazakâr kitlenin büyük desteğini alan bu okullarımıza büyük bir talep olmuştur. Bunun en önemli sebeplerinden bir kaçını şöyle sıralayabiliriz:
1. İmam-Hatip liselerinde din eğitimi ile beraber fen eğitiminin de verilmesi: Din ve fen her ikisi de insana hitap eden ve insanı eğiten geliştiren yönü vardır. İnsan akıl ve kalbi olan bir varlıktır. Akla hitap eden fen bilimleri ile vicdana ve kalbe hitap eden din ilimleri beraber okutulduğu zaman talebelerin bütün kabiliyet ve istidatları müspet yönde gelişir. İki kanatlı kuş gibi tam bir gelişme kaydeder. Ama sadece din bilgisi verir fen bilgisi vermezseniz o zaman mutaassıp bir yapıya bürünür ve her türlü yeniliğe din adına karşı çıkar. Sadece fen bilimleri öğretir de dini bilimlerden mahrum bırakırsanız o zaman da manevi değerleri inkâra yönelir ve çağdaşlık adına milli ve manevi değerleri tahribe yönelir. Bu bakımdan din ve fen bilimlerinin beraber verildiği İma-Hatip Liselerini tercih etmişlerdir.
2. İmam-Hatip Liseleri yukarıda ifade ettiğimiz gibi tam bir eğitim aldığı için diğer okullarda görülen anarşi ve terör gibi yıkıcı ve bölücü faaliyetlere asla bulaşmamışlardır. Bu da muhafazakâr ve ülke bütünlüğünü esas alan halkımız için büyük bir güvence teşkil ederek bu okullara yönelmeyi sağlamıştır.
3. Ölüm gerçeğini her zaman gören ve her gün verilen ölüm ilanlarından bir gün öleceğini düşünen dindar halkımız hem kendi geleceklerini, hem de çocuklarının ahrete yönelik geleceğini düşünerek öldükten sonra bir Fatiha okuyacak ve kendisini cehennem azabından kurtaracak ve Allah'ın huzurunda hesaba çekildiği zaman Allah için çocuklarına dini bir eğitim vermiş olmanın huzurunu ve mutluluğunu duyarak hesap verme rahatlığı da halkımızı bu okullara yönlendirmiştir.
4. Dinimiz hem dünya hem de ahret dini olduğu için bu okuldan mezun olan öğrencilere üniversitelerin kapısının açık olması da bir başka tercih sebebi olmuştur. Çünkü imam-hatip lisesinin avantajı artı din eğitimi olmakta ve liselere göre dünya açısından bir kaybı da olmamaktadır. Bu da öğrencilerin Fen Liseleri, Anadolu Liselerini kazanmış öğrenci de olsa İmam-Hatip Liselerine yönelmeyi sağlamıştı. Fen Liseleri ve Anadolu Liselerinin üniversiteye hazırlama dışında bir fonksiyonunun olmaması da zeki öğrencileri İmam-Hatiplere yönlendirmiştir. Bu da imam-hatiplerin kalitesini artırmıştır.
Bütün bu olumlu tablo bazılarının dikkatini çekerek bu duruma siyasi bir anlam vermiş ve hedef haline getirmiştir. 28 Şubat adı verilen bu süreçte İmam-Hatip Liselerine yönelik takip edilen yıpratma faaliyetleri şöyledir:
1. 8 yıllık kesintisiz eğitim yasallaştırılarak İlköğretim 5. Sınıftan öğrenci alınmasının önü kesilmiş böylece imam-hatip liselerine öğrenci akışı 3/2 oranında azaltılmıştır. Zira İmam-Hatip Liselerinde öğrencilerin %70 oranında Orta kısımda okumakta, Lise’ye geçişte bunların ancak % 40’ı devam etmekteydi. Çünkü orta kısımda belli seviyede bir din eğitimi alındığı kanaati öğrencileri kabiliyetine göre Sanat ve diğer meslek okullarına yönlendirmekte, bir kısmı da İmam-Hatip Lisesi mezunlarını kabul etmeyen alanlara gitmek amacı ile Liseye geçmekte, bir kısmı da Fen ve Anadolu Liselerini kazanarak buraya yönlenmekteydiler. Bütün bunların önü alınmış oldu.
|