| Modern Eğitimin Yanlışları |
|
|
|
| Salı, 01 Kasım 2011 | |
|
Bu tartışmalarda en çok dikkati çeken hususun insan fıtratının tatminsizliği, kalbin doyumsuzluğunu giderecek bir eğitimin verilmemesidir. Bunun sonucu olarak gençler ve yaşlılar kendilerini boşlukta hissetmekte ve bu boşluğu doldurmak için dinin ve manevi değerlerin dışında aramalar yapılmaktadır. Din ve iman ihmal edildiği için de bulunan hiçbir formül insanın doyumsuzluğunu gidermeye, ruhun ihtiraslarını ve kalbin duygularını tatmin etmeye yetmemektedir. Her sonuç yeni bir arayışa sebep olmaktadır. Okullarımızda verilen modern eğitim tamamen pragmatik/faydacı bir hedefe yönelmiştir. Eğitimimizin temel felsefesi “maddi bir çıkar sağlamayan ve pratikte fayda vermeyen bir eğitimin gereksizliği” üzerine kurulmuştur. Herkes çocuğunu okula maddi çıkar sağlasın ve memur olup devlet kapısında bir iş bulsun, çalışmadan para kazansın diye göndermektedir. Çalışmayı külfet ve tembelliği fazilet gören bir anlayışla bütünleşen çıkarcı eğitimin yanlışlığı ve gelecekteki sonuçları bu eğitimin ne kadar yanlış olduğunu gösterecektir. Bu konuda ne söylense başa gelmeden ve yaşanmadan inandırıcı olmamaktadır. Ülkemizin eğitim felsefesi 1900’lü yılların ABD Eğitim Sisteminin kurucusu John Dewey’in “İnsanı biyolojik bir canlı” gören “manevi ve ahlâkî değerleri kabul etmeyen” eğitim anlayışıdır. John Dewey Amerikan Eğitim Sisteminde müessir olmuş, Marksist bir anlayışla sistemini kurmuş ve çıkarcı bir eğitim sistemi kurmuştur. 1897 yılında yazdığı “Pedagoji Görüşüm” isimli kitabında “Grup Fikrini” müdafaa ederek “Aslolan bir çocuğun içinde bulunduğu gruba intibak kabiliyetinin inkişaf etmesidir” diyerek ferdî kabiliyetlerin inkişafından ziyade “Müsabaka” ruhunu körelten gruba intibak etme ve beraber hareket edebilmeyi savunmaktaydı. Gerçekte ise eğitimin amacı ferdî kabiliyetlerin inkişafı ve topluma kazandırılması gerek ferdin hayatında gerekse toplumun gelişmesinde daha faydalı sonuçlar doğuracağı şeklinde olmalıdır. Nitekim insanlığa en çok fayda sağlayan, keşi ve icatları ortaya çıkaranlar grup içinde uyum sağlayamayan ve dışlanan, ferdî kabiliyet sahibi insanlardır. Günümüzde eğitimin iki temel yanlışı vardır. Birincisi, ferdî kabiliyetlerin inkişafına fırsat tanımaması, ikincisi manevi ve moral eğitime, yani dine ve manevi değerlere önem vermemesidir. İnsanda akıl ve kalb denen ruhun iki temel duygusu vardır. Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Vicdanın ziyası din ilimleri, aklın nuru fen ilimleridir. İkisinin imtizacı ile hakikat tecelli eder. İftirak ettikleri vakit birincisinden taassup, ikincisinden hile ve şüphe tevellüt eder.” Esas olan ve insan fıtratına uygun olan yaklaşım din ve fen ilimlerinin beraber okutulduğu bir eğitim sistemidir. Bunun gerekçesini şöyle açıklamak mümkündür. Her şey insana göre değer kazanır ve insanın istifadesi için vardır. Yoksa varlığın bir anlamı olmazdı. İnsan hayatını esas aldığımız zaman bilgi ve eğitimi ikiye ayırmak mümkündür. Birincisi, “hayatı ve yaşamayı kolaylaştıran bilgi, ikincisi de hayata ve olaylara anlam katan bilgidir.” Hayatı kolaylaştıran bilgiler insan aklının ürünü olan “Fenni” bilgilerdir. Hayata ve olaylara anlam katan bilgiler ise dine ait bilgilerdir ki “varlığın ve hayatın anlamı iman ve ibadetledir.” Aksi takdirde insanın diğer canlılardan bir farkı kalmaz ve aklın bir değeri de olmaz. Zira “bir şeyin varlığının nedeni bilinmezse nasıl var olduğunun bir önemi yoktur.” Eğitim hayatı öğrettiği kadar hayatı anlamlı hale getirmeyi de öğretmedikçe verilen eğitimin bir değeri olmaz. Etiketler: Modern Eğitim Eğitim Okul Eğitim Sistemi Pragmatik Fıtrat Manevi ve Moral Eğitim |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|