Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ekonomi arrow Ekonomide Kurallar ve Gerçekler
Advertisement
Ekonomide Kurallar ve Gerçekler PDF Yazdır E-posta
Pazar, 03 Ekim 2010

İnan DOĞAN
İnan Doğan “Ekonomi-Türk” isimli kritize bir çalışma yapmış ve “Ekonomide Hurafeler ve Gerçekler” (Ankara-2010) üzerinde yaptığı araştırmalarını gerek  kitap çalışmasında ve gerekse http://ekonomiturk.blogspot.com/ adresindeki internet sitesinde kamuoyu ile paylaşmıştır. Biz de değerli ekonomistin çalışmalarından notlar ve anekdotlar halinde bulduğumuz önemli hususları maddeler halinde okuyucuları sunmayı vicdani bir sorumluluk hissettik. (M. Ali KAYA)

Kurallar ve Gerçekler:
1. Ekonomide sağlıklı çıkarımlar yapmak için doğru rakamları kullanarak, doğru hesaplamalar yapmak gerekir.

2. Doğru analizleri yapmak için de doğru istatistiklere bakmak gerekir.

3. Ekonominin genel performansına bakmak için GSYH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) daki değişim oranına, ekonominin ne kadar yeni iş ortaya çıkardığını ve kaybettiğini görmek için HHİA (Hane Halkı İşgücü Anketi) ne bakmak gerekir.

4. Ekonomide küresel koşullar her zaman yurtiçindeki ekonomiyi olumsuz etkilemez.

5. Normal faizlerin pahalı mı, yoksa ucuz mu olduğunu enflasyona oranlayarak değil, enflasyondan çıkarılarak hesaplanır. Buna reel faiz denir. Riski az olan ülkeler % 2-4 arasında reel faiz öderler. Orta riskli olanlar % 4-7 yüksek riskli olanlar ise % 7’den daha fazla faiz öderler.

6. Reel faiz geleceğe yönelik beklentilere bakılarak hesaplanmaz. Buna beklenilen reel faiz denir. Reel faiz geçmişe ödenen nominal faizi geçmişte gerçekleşen enflasyona bölerek hesaplarız.

7. Enflasyonun olumsuz etkisi riskleri büyütmektir. Bu nedenle yatırımlar ve borçlardaki vadeler azalır. Enflasyondaki dalgalanma sonucu kısa zamanda bir kesimden başka bir kesime büyük gelir transferi yaşanır.

8. Borç stoğunun ciddiyeti mutlak rakamlara bakılarak değil, GSYH’ya oranı alınarak ölçülür.

9. Borç stoğunun GSYH’ya oranının yıldan yıla değişimi ekonomide iyileşme veya kötüleşme olduğunu tespit için kullanılır.

10. Ekonomide önemli olan borç miktarı değil, bunun maliyeti ve getirisidir. Önemli olan alınan borcun yerinde ve verimli olacak şekilde kullanmaktır.

11. Yapılan toplam ana para ödemesinin faizle ilgisi yoktur. Faizi belirleyen borçluluk seviyesi ve bunun vadesidir. 

12. Bize yükü yoksa, yani getirisi maliyetinden büyükse her zaman borç almak almamaktan daha iyidir.

13. Dünyanın her yerinde fiyatlar artar. Şayet fiyatlar eskiye göre daha az artıyorsa enflasyon düşüyordur; eskiye göre daha çok artıyorsa o zaman enflasyon artıyordur. Eğer fiyatlar devamlı düşüyorsa ki bu çok nadiren yaşanır, buna deflasyon denir.

14. Bir ülkenin parası % 10 değer kaybederse halkının ne kadar fakirleştiği ekonominin dışa açıklık oranına ve kurlardaki değişimin fiyatlara yansımasına bakılarak belirlenir. TL % 10 değer kaybederse bu yaklaşık olarak % 1 fakirleşme anlamına gelir, % 10 değil… Dış ticarete tamamen kapalı ülkeler paralarının değerinin düşmesi ile ne fakirleşirler ve ne de zenginleşirler.

15. Gelirimiz ve giderimiz döviz cinsinden değilse döviz piyasasından uzak durun ve piyasayı sağmaya kalkmayın.

16. Döviz kuru konusunda tahmin yapanlara güvenmeyin.

17. Cari açık demek ülkede olmayan ürünlerin ülkemize girmesi, ülkemizde olmayan sermayenin ülkemize yatırım yapmasıdır. Yani cari açık demek daha fazla büyüme ve daha kaliteli yaşam demektir.

18. “Cari açık” ihraç ettiğimiz maldan çok ithal etmemiz neticesinde ortaya çıkan rakamdır. Neden ithal ederiz? Birincisi, ithal ettiğimiz hammadde ülkemizde yoktur. İkincisi, ithal ettiğimiz malı üretecek teknolojimiz yoktur. Üçüncüsü, ithal ettiğimiz madde ülkemizde ürettiğimizden daha ucuzdur.

19. En büyük problem mevcut kanunların üreticinin haklarını korumaktan uzak olması, cezaların caydırıcı olmaması ve mahkemelerin hemen sonuçlanmamasıdır. İyi işleyen bir adlî sistem serbest piyasa ekonomisinin en önemli koşullarından birisidir.

20. Ülkede ortaya çıkan tasarruf açığına da “cari açık” denir. Cari açığı azaltmanın yolu, tasarrufu artırmaktır.

21. Aktif şekilde iş arayıp da bulamayanların aktif şekilde çalışanlara oranına “işsizlik oranı” denir. Bu genel bir tanımdır.

22. İşçilerin verimliliği arttıkça, hem o işçilerin hem ülkedeki diğer çalışanların aldıkları ücretler artacaktır. Gelişmiş ülkelerdeki berberlerin bizim profesörlerden daha fazla kazanmasının sebebi budur.

23. İstihdam piyasasındaki problemler:
      a. İşgücü piyasasına katılanların azlığı,
      b. Ülkemizdeki işçilerin verimliliğinin düşük olması ve yüksek olmaması,

Bir ülkede iki kişinin yaptığı işi bir başka ülkede bir kişi yapıyorsa Türk şirketleri yabancılara rekabet edemez.

24. Devletin harcamalarının yüksek olması vergilerin de yüksek olmasını netice verir.

25. Ülkede yüksek vergilerden dolayı işveren asgari ücretle, yani 250 & + Vergi = 450 & olur ve bir işçi 450 &’a mal olur. Bu durumda Çin’de 100 &’a çalışan bir işçi ile ve ekonomisi ile rekabet edemez.

26. Piyasalarda serbest rekabetin olmaması hem çalışan, hem işveren ve şirketler için yüksek fiyat ödeyerek düşük miktarda tüketmesi demektir. Bu durumda üretim de istihdam da düşük olur.

27. Sendikalar kötü değillerdir, ancak çalışanların haklarını korurlar. İşsizlere sendikanın bir faydası yoktur. Sendikanın faydası çalışana ve zararı şirketleredir. Sonunda şirket rekabet edemez ve batar.

28. İşgücüne katılım oranının artması ekonominin çok hızlı büyümesine bağlıdır. Verimliliği ise ancak rekabetçi piyasa ortamında insan kaynaklarına ve teknolojiye yatırım yaparak sağlayabiliriz. Bunun için ise tasarrufu artırmak gerekir.

29. Serbest piyasalar oligopol piyasalara nazaran daha fazla üretim, daha düşük fiyatların gerçekleşmemesinin kapısını açtığı için başarılıdır.

30. “El elin eşeğini türkü çağırarak arar.” Bir şirketin yöneticileri ile sahipleri ayrı ayrı olursa şirketin çıkarı için değil kendi çıkarı için çalışır. Devletin işletmelerinin sahipleri ise halktır. Böyle olunca hiç yoktur. Dolayısıyla devletin şirketleri arpalıktan öteye geçmez.

31. Gelir dağılımının düzelmesi her zaman işler iyiye gidiyor anlamına gelmez. Gelir dağılımının bozulması da işler kötüye gidiyor anlamını taşımaz. Yoksulların durumu zaman içinde gelirinin azalıp azalmaması ile değerlendirilir. (Zenginin geliri %50 fakirin geliri %10 artmış ise gelir dağılımı düzeliyor demektir.)

32. Yoksulluk oranın doğru hesaplayabilmemiz için yoksulluk sınırı rakamlarını seneden seneye reel olarak sabit tutmamız gerekir. Ancak bu durumda bundan yüz sene önce zengin dediğimiz kişilere bugün yoksul deme saçmalığından kurtuluruz.

33. Önemli olan gelir dağılımının eşit olması değil, adil olmasıdır. Eşitlik ile adalet farklı şeylerdir. Adalet çok çalışanın, yeteneğin ve verimliliğin ödüllendirilmesi demektir.

34. Sistem çok çalışmayı, okumayı, öğrenmeyi ve kendisini geliştirmeyi teşvik etmelidir ki ülke daha hızlı büyüsün, kalkınsın ve gelişsin.

35. Ücretlerin en adil şekilde belirlendiği sistem serbest piyasa sistemidir. Piyasa kişinin yaptığını değerli buluyorsa o kişinin geliri yüksek olur ve adil olan da budur.

36. Bir malın veya hizmetin fiyatı eğer arzı talebinden fazla ise yüksektir. Eğer talebi arzından fazla ise düşüktür. (Kadro açıldığı zaman memur olmak için yüz binler sıraya giriyorsa bu devlet memurlarının hak ettiğinden daha fazlasını kazanıyor anlamına gelir. Boş kadroya kimse tenezzül etmiyorsa memurlar hak ettiğinden daha az ücret alıyor demektir.)

37. Ülkedeki mükelleflerin sayısı (vergi veren) 1.366.000 imiş. Bunun 1.122.000’i asgari ücretin altında gelir elde ettiklerini beyan etmişlerdir.

38. Kayıt dışı vergi kaçakçılığı azaldıkça vergi oranı da azaltılabilir. Bu durumda sistem daha adil ve daha verimli olur.

39. Türkiye eğitime ayda 11.4 milyon TL harcama yaparken sigaraya 91.1 milyon TL harcama yapıyor. (Devlet ise eğitime daha çok para harcıyor. Yani bedava eğitim veriyor.)

40. Kısa vadede borsa kafası kopmuş tavuk gibi hareket eder ve nereye gideceği belli olmaz.

41. Başkalarının aldığı kararlar nedeniyle sizi olumsuz etkilemesine ekonomide “negatif dışsallık” denir. Devletler bunu bahane ederek vergi ve ceza gibi yöntemleri devreye sokarlar. Bunlar bilimsel olmaktan öte politiktir. Bu da yeni problemleri beraberinde getirir veya durumu daha da kötüleştirir.  


Etiketler:  İnan Doğan Ekonomide Kurallar ve Gerçekler Ekonomi-Türk GSYH Enflasyon Deflasyon Döviz Kuru Cari Açık Gelir Dağılımı
 
< Önceki   Sonraki >