| Hz. Ali Döneminde İktisadi Yapı |
|
|
|
| Cuma, 09 Aralık 2011 | |
|
Beytü’l-Mâl özel bir devlet memuru tarafından idare edilirdi. Hz. Ali (ra) Kûfe’de bu göreve Musa b. Tarif’i, Basra’da ise Ziyad b. Ebî Süfyan’ı getirdi. Diğer vilayetlerde zekat toplama Memurları valilerce atanmaktaydı. Bu yüksek rütbeli hazinedarların Vezzan, Nekkâd, Muhâsip ve Kâtip unvanları altında görev yapan bazı memurları vardı. Ayrıca malları hazineden alarak dağıtımını yapan hem kadın ve hem de erkek görevliler vardı ki bunlara “Ârif” ve “Ârife” adı verilirdi. Âni harcamalar için her vilayet hazinesinde bir miktar yedek para bulunurdu. Cemel olayı için ayrılan yedek para miktarı 6.000.000 dirhemdi. Hz. Ali (ra) savaş sonrası bu parayı her askere 500 dirhem olmak üzere 12.000 kişilik ordusuna dağıtmıştı. Hz. Ali (ra) döneminde bu yedek para miktarı artış kaydederek 8.000.000 dirheme kadar çıkmıştır. Çünkü Hz. Ali (ra) Ziyad b. Ebi Süfyan’a “İsraftan sakın, yarını da düşünerek zimmetindeki malın bir kısmını ânî ihtiyaçların için sakla!” talimatını vermişti. Kûfe’de ise hazineye gelen mallar bekletilmeden halka dağıtılırdı. Bu Hz. Ali’nin (ra) iktisadi görüşü olan “Hazinede birikmiş para halkı fitneye sevk eder” kuralına binâendi. Nitekim Hz. Ali (ra) halife olur olmaz Medine hazinesinde bulunan 300.000 dirhemi sayısı 10.000’i bulan ve o anda Medine’de bulunan halka Arap ve Mevâli ayırımı yapmadan dağıtmıştı. 2.1. Beytü’l-Mâl Politikası: Ebu’l-Esved ed-Düeli Hz. Abdullah b. Abbas’ın (ra) zimmetinde bulunan cizye ve fey mallarını dağıtmayarak elinde tuttuğunu söyleyerek bu duruma halifenin müdahale etmesini istedi. Hz. Ali (ra) da Abdullah b. Abbas’a (ra) mektup yazarak hesap sordu ve bu işin peşini bırakmadı. Hz. Abdullah (ra) ise bu paranın Enfal Suresinde belirtilen “Ganimetin beşte birisi olup Allah’ın peygamberin, peygamber yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yoksulların hakkı” oluğunu savunuyor ve “Beytü’l-Maldeki hakkım aldığım maldan kat kat daha fazladır” diyordu. Hz. Ali (ra) bu görüşe karşı çıkarak şöyle dedi: “Allah sana hidayet versin ve doğru yolu göstersin. Senin Allah’ın hazinesindeki payın bir müslümanın payından fazla değildir. Allah’a yemin ederim ki, başkalarına ait olarak aldığın mallar, ne sana helal olur ve ne de çocuklarına miras olarak kalır. Bunları yemen asla sana helal olmaz.” Hz. Ali’ye (ra) göre Hz. İbn-i Abbas’ın (ra) helal gördüğü ve ayette belirtilen peygamber yakınlarının hissesine ait pay, Hz. peygamberin (sav) vefatı ile uygulamadan kalkmıştır. Hz. Ebubekir (ra) bu beşte bir hissenin Benî Hâşim’e verilmesini durdurmuş ve diğerlerine ne veriliyorsa o seviyede tutmuştur. Diğer üç halife de aynı uygulamayı devam ettirmiştir. Ancak Abdullah b. Abbas (ra) görüşünde ısrar etmiş ve yanındaki para ile valilikten istifa ederek Mekke’ye gitmiştir. Hz. Ali (ra) de Basra’ya Ebu Esved ed-Düelî’yi vali olarak atamıştır. 2.2. Hazinenin Gelir Kaynakları: 2.2.1. Zekât: Hz. Ali (ra) zekâtların toplaması ve dağıtımına azamî itina göstermiştir. Zekât memurlarını ahlakça dürüst ve dünya malına değer vermeyen, Allah’tan korkan itibarlı insanlardan seçerdi ve onlara şöyle derdi: “Allah’a sığınıp tevekkül ederek yola çıkın. Sakın hiçbir müslümanı korkutmayın, malından da Allah’ın payından fazlasını asla almayın.” 2.2.2. Ganimetler: Savaşta düşman ordusundan ele geçirilen silahlar, eşyalar, hayvanlar, toprak ve esirlerden ibaret olan gelirlerdir. Bu ganimetlerin beşte dördü askerlere taksim edilir, birisi de beşe ayrılarak beşte biri peygambere ve yakınları olan Haşimoğullarına, diğer üçü de yetimlere ve yoksullara verilirdi. Peygamberimizin (sav) vefatından sonra “Hulefa-i Raşidin” döneminde bu beşte biri sadece yoksullara, fakirlere, yolda kalmışlara ve yetimlere verilmiştir. Böylece peygamberin (sav) vefatından sonra Haşimoğullarına ve Muttaliboğullarına verilen kısım anlamını yitirmiş ve ayrı bir pay verilmemiştir. Hz. Ali (ra) da bunu bu haliyle devam ettirmiştir. Abdullah b. Abbas (ra) ve Haşimoğullarının talebini de Hz. Ali (ra) şiddetle ret cevabını vermişti. Bu husus yukarıda zikredilmiştir. Hz. Ali (ra) döneminde ganimet gelirinde önemli bir azalma olmuştur. Çünkü dahili muharebelerde ele geçirilen şeyler ganimet sayılmamış ve yine sahiplerine verilmiştir. Hz. Ali (ra) “Müslümanın malı ganimet sayılmaz” demiştir. 2.2.3. Cizye: Yahudi, Hristiyan ve gayr-i Müslimlerden alınan kelle vergisidir. Bu çeşit vergi Roma, Bizans ve Sasanilerde de vardı. Hulefa-i Raşidin bu vergiyi âdil hale getirmiştir. Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (ra) döneminde fert başına alınan bu vergi zenginlerden 48 dirhem, orta halliden 24 ve fakirden 12 dirhem alınıyordu. Sıffın savaşından sonra cizye ödemeyi reddeden Sasanilere Hz. Ali (ra) Huleyd b. Kays kumandasında bir ordu gönderdi. Nisabur yakınlarında Farslıları yenen islam ordusu onları yeniden cizyeye mecbur etmiştir. 2.2.4. Harac: Fethedilen topraklardan alınan ürünler ve vergilerdir. Önemli bir gelir kaynağı olup hazinenin gelirlerinin büyük bir kısmını meydana getirmekteydi. Hz. Ömer fethedilen toprakların müslümanlar arasında taksim edilmesine razı olmadı. Sürekli gelir getirmesi için onu kendi sahiplerinde bıraktı ve onlardan “Harac” almayı emretti. Abdullah b. Huneyf’i bu toprakları ölçmekle görevlendirdi. Bu ölçüm neticesinde o zamanki Harac arazilerinin 36.000.000 cerib olduğunu tespit etti. Sonra cerib başına ürün çeşidine göre vergi koydu. Bu şekilde elde edilen gelir 100 milyon dirheme ulaşırdı. 2.2.5. Diğer Gelirler: Yukarıda sayılan gelirler dışında kira gelirleri sayılabilir. Gelir getiren yerlerin kiraya verilmesi sonucu 50 milyon dirhem gelir temin edilmekteydi. 2.3. Devletin Giderleri: Devlet memurlarına ve savaşan askerlere düzenli maaş dağıtımı Hz. Ömer’in (ra) başlattığı bir uygulamadır. Hz. Ömer (ra) Hz. Aişe’ye (ra) yılda 12.000 dirhem, diğer hanımlarına 10.000 dirhem, Bedir Ashabına 5000 dirhem, Hudeybiye’ye kadar Müslüman olanlara 4000 dirhem diğerlerine derecesine göre 3000 ve 2000 dirhem maaş bağlandı. Askerlere ise başarılı askerlere 2500 dirhemden başlayıp geride savaşanlara durumlarına göre 500, 300 ve 250 dirhem maaş tahsis edildi. Hz. Osman (ra) gelirlerin artması ile maaşları da artırdı. Hz. Ali (ra) “Eşit iş yapanlara eşit maaş” politikasını savundu. Askerin maaşını en az 4000 dirheme çıkardı. Bu dönemde bir Bizans askeri 100 ilâ 200 dirhem maaş almaktaydı. Ayrıca ikramiye olarak ekstradan “Meûne” adı altında yardımlar da verilmekteydi. Bu maaşlar yılda bir, iki veya üç defa verilirdi. Hz. Ali (ra) bir yılda dört maaş dağıtmıştır. Devlet memurlarına her ay maaş verilirdi. Hz Ömer (ra) Kûfe kadısı Ebu Şureyhe 100 dirhem (yılda 1200 dirhem) Hz. Ali (ra) bu maaşı ayda 500 dirheme (yılda 6000 dirhem) çıkarmıştır. Halife ve ordu kumandanları ise yılda 4000 dirhem alıyorlardı. Hz. Ali (ra) memurlara yüksek maaş verme politikasını takip ediyordu. Bu devleti daha iyi koruma amacına yönelikti. Hz. Ali (ra) döneminde halk büyük bir refah içinde yaşıyordu. Çünkü bu dönemde normal 3 çocuklu 5 kişilik bir ailenin geliri 4400 dirhemdi. (4000 dirhem erkeğe 100’er dirhem eş ve çocuklara) Bu gelirin yanında ek gelir olarak buğday ve zeytinyağı gibi mahsulden elde ettiği gelirler de 1000 dirhemi buluyordu. Böylece bir ailenin geliri 5400 dirheme çıkıyordu. Bu dönemde bir deve 100 dirheme alınıyordu. Yine 100 dirheme 2 inek, veya 20 koyun alınmaktaydı. 150 kg hurma 1 dirheme satılıyordu. 750 kg buğday 30 dirheme alınıp satılıyordu. 50 dirheme iki kat erkek elbisesi alınmaktaydı. Etiketler: Hazine Beytul-mal Harac Cizye Ganimetler Hz. Ali Dönemi Hz. Ali Dönemi İktisadi Yapı Zekat Zekat Memurları |
| Sonraki > |
|---|