Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ekonomi arrow KRİZE ÇÖZÜM: BİLGİYİ ÖZGÜRLEŞTİRMEK
Advertisement
KRİZE ÇÖZÜM: BİLGİYİ ÖZGÜRLEŞTİRMEK PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 09 Nisan 2009
Janez Potocnik (AB Araştırma ve Bilim Komiseri)
www.bilgicagi.com
"İş kayıpları ve ekonomik resesyona sebep olan finansal krizin korkusunu üzerimizde hissettiğimiz şu günlerde durmak yerine daha çok özgürlük için mücadele etmeliyiz." Bu cümle belki şu günlerdeki olağanüstü şartlar içinde kulağa garip gelebilir. Malum, krizin sebebi olarak finansal kurumlar üzerindeki vergilerin çok esnek olması, krizin nedeni olarak gösterildiği bu dönemde garip görünebilir. Ancak söz ettiğim bu özgürlük bizim yaratıcılığımızı, inovasyon potansiyelimizi, girişimciliğimizi serbest bırakacak. Avrupa Birliği’ni ve kurallarını kabullenmiş, ortak bir yaklaşımı benimsemiş insanlar olarak, yapabileceğimiz en iyi şey Avrupa’nın büyük inovasyon potansiyeline inanmak ve ona yatırım yapmaktır. Çünkü biz sahip olduğumuz barışı, huzuru ve refah düzeyini AB’nin getirmiş olduğu özgürlüğe borçluyuz. Hareket etme, işbirliği yapma, iş yapma özgürlüğümüz ve yeteneğimiz, komşularımız olan diğer devletlerden daha fazla. Bilindiği gibi AB’nin özgürlük için 4 önemli başlığı vardır. Bunlar, insanların, ürünlerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı. Bunlar üzerine yoğun çaba sarf ediliyor ve üzerlerinde sürekli duruluyor. Oysa unutulmuş bir özgürlük daha var. O da bilginin serbest dolaşımı. Şimdi bu özgürlüğün üzerinde durmalıyız. Ben bunu Avrupa Birliği’nin 5. özgürlüğü olarak tanımlıyorum.


Bilgi artık küresel ekonominin yeni para birimi sayılabilir. Bilgi, reel ekonomide sürdürülebilir büyüme olarak adlandırılan unsurun asıl dinamiği. Bunun yanında daha iyi uygulanan bilgi, bize ekonomik resesyon, yaşlanan nüfus, enerji güvenliği ve küresel ısınma gibi zorlu sorunlarla baş etmemizde yardımcı olacak yegane varlığımız. Değişik ülkelerdeki en iyi beyinlerin birlikte çalışmasına, en iyi çözümü bulmak için rekabet etmelerine ihtiyacımız var. Çünkü bir ülke yerine 27 ülkenin oluşturduğu havuz içinde en parlak fikri bulmak daha kolaydır. Eğer biz bu parlak fikri pazarlanabilir bir ürüne çevirirsek girişimci yetenekleri de bulmak için daha fazla şansımız olacak. Bu malı ürettikten sonra da 10 milyonluk bir ülke yerine 500 milyonluk bir pazarda daha fazla talep oluşacak.

Bilgi yeterince paylaşılmıyor:
Küreselleşme bizim ulusal ekonomilerimizi ve hükümetlerimizi birbirine daha bağlı kıldı. Açık inovasyon modelinin yükselişi, ulusların sınırlarına bakmaksızın, nerede olurlarsa olsun şirketlerin, en iyi bilgiyi ve en iyi yetenekleri bulmasına ve kullanmasına imkan verdi. Hiçbir ülke tek başına en yüksek kaliteli ürünü sunamaz, sunsa bile onun için gereken oranda talep elde edemez. Uzmanlaştığı konuyu iyi belirlemiş çok büyük ülkeler bile bunu tek başına başaramaz. AB, en iyi fikirleri bulmak, en doğru ürünleri üretmek ve en doğru pazarda onları arz etmek için bir çerçeve sunuyor üyelerine. Bu imkanı kazan-kazan felsefesi içinde veriyor.
 
Bu noktada birisi kalkıp şunu sorabilir: “Sınırları ortadan kaldıran ve bilginin serbest dolaşımın ve gelişimini sağlayan özgürlük zaten AB’de yok mu?” Gerçeği söylemek gerekirse sonuç biraz karmaşık. Avrupa’da üretilen bilginin çoğu kamu yönetimi tarafından yönetiliyor. Ekonomik boyutları herkes tarafından anlaşılmış diğer 4 özgürlüğün aksine, bilginin üretilmesi kamusal alan içine giriyor. Bugün bile, pek çok üniversite ve araştırma kuruluşu var ancak çok azı fon almak ve diğerler ülkelerle anlaşma yapmak için girişimlerde bulunuyor. Araştırmacıların sadece yüzde 3’ü diğer üye ülkelere giderek deneyim kazanabiliyor.

Bilginin özgürlüğünü engelleyen bazı ekonomik zorluklar da var. Bugüne kadar, fikri mülkiyet hakları sorunu, kısa dönemde değişen ilgi alanları gibi değişik nedenler AB düzeyinde bir anlaşmanın önüne geçti. Bilgi yoğun hizmet ve ürünler üretmek, inovasyon yapmak için Avrupa pazarı az gelişti. Değişik standartlar ve düzenlemeler yüzünden pazar son derece bölünmüş durumda. Risk sermayesini artırarak farklı ülkelere girmek çok az rastlanılan bir olgu.

Bizim kriz döneminde acil ihtiyacımız olan şey, bilginin ihtiyaç duyulan yere doğru hareket etmesini sağlayan, buna izin veren, burada en iyi şekilde kullanılmasını ve işletilmesini sağlayan özgürlük. AB 4 özgürlük için mücadele ederken beşinciyi de hesaba katmalıdır. Bu özgürlük yaratıcılığı, yayılımı, bilginin ve teknolojinin en iyi şekilde işletilmesini sağlayacak en belirgin gereksinimdir. Bunu sağlamak, özellikle araştırma alanında gerçekleştirmek için ülke başkanlarıyla birlikte çalışıyoruz. Araştırmacıların, sorunsuz bir şekilde en iyi araştırma organizasyonlarında çalışabilmesi, özel ve kamu fonlarından faydalanmak için rekabet edebilmesi, uzmanlıklarını geliştirmeleri için destek olmaya çalışıyoruz. Bunu zaten yapmak zorundayız. Bir araştırmacı nerede olursa olsun, en iyi araştırma altyapılarından faydalanabilmeli.

Avrupa araştırma alanı oluşturmak ve burada araştırmacıları bir araya getirmek çözümün sadece bir parçası. Daha üst düzey bir Avrupa eğitimi oluşturmak, iç pazar kurmak ve bu pazarda inovasyon yapılmasını sağlamak da bir o kadar önemli. Çağrıları meşrulaştırmak, büyüme ve istihdam üzerindeki kriz baskısını biraz olsun azaltacak. Dünün ekonomik reçetelerini ortaya koyup, şimdiki krizi düzeltmeye çalışmak hatasını düşmeyelim. Büyük sosyal rekabetçiliğimizi yavaşlatarak krize karşı önlem aldığımızı düşünmek çok büyük bir hatadır. Böyle bir tavır, finansal krizden çok daha büyük bir krize sebep olabilir. Finlandiya bugün rekabetçilik alanında çok iyi durumdaysa, bunu pazarını cesurca açmasına, araştırma ve eğitime yatırım yapmasına borçlu. Üstelik bunu 1990’lı yılların başında yani ekonomisinin yıkılmanın sınırında olduğu bir dönemde yaptı. Biz modern bir reçeteye sahibiz. AB jargonunda bu büyüme ve istihdam için hazırlanan Lizbon Stratejisi olarak anılıyor. Şimdi ihtiyacımız olan bu reçeteyi tamamen uygulamaya koymak ve krize rağmen hız kesmeden yolumuza devam etmek.

Makalenin tamamı için tıklayınız:  www.bilgicagi.com/index.php


Etiketler:  Bilgi Çağı Ekonomik Kriz Kirize Çözüm Bilgiyi Özgürleştirmek Özgürlük Hürriyet Avrupa Birliği AB
 
< Önceki   Sonraki >
HüRRIYET
AVRUPA BIRLIğI
ÖZGüRLüK
EKONOMIK KRIZ
AB
BILGI ÇAğı