Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ekonomi arrow MAYINLI TOPRAKLAR
Advertisement
MAYINLI TOPRAKLAR PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 25 Mayıs 2009

Nurettin DEĞİRMENCİ (Mak. Yük. Müh.)    
www.kritize.net 

İyi ki bu ordu ile herhangi bir savaşa girmemişiz; yoksa durumumuz perişan olurdu! ” (Bülent Arınç)

Türkiye ile Suriye sınırında mayınlarla kaplı arazilerin temizlenip tarıma açılması bir türlü gerçekleşmiyor. 1952 yılında döşenmesine başlanan mayınlar 216 kilometrekare verimli arazinin ekilip biçilmesine engel oluyor. Genelkurmay Başkanlığı, kısaca, “Biz temizleme işlemini yapamıyoruz” diyor. Türkiye’de mayın temizleyecek güçlü firmalar bulunmuyor. Bu durumda, hükümet, mayınlı araziyi temizleme karşılığında İsrailli firmalara kiraya verilmesini planlıyor. Meclis’te konu ile ilgili yasa tartışılıyor.

CHP ve MHP'nin karşı çıktığı tasarı, mayınlı arazileri temizleyen şirketlerin 44 yıla kadar bölgede tarımsal faaliyet yapabilmelerini öngörüyor. Genelkurmay Başkanlığı'nın bir dönem Mardin'deki Suriye sınırında mayın temizleme çalışması başlattığını ve bütün sınırı temizleme konusunda niyetlendiğini, ancak daha sonra ortaya çıkan güçlükler nedeniyle işi yapamadığı biliniyor.

M.S. Bakanı Gönül, “Temizleme görevi, 4 Mart 1992’de Bakanlar Kurulu kararıyla Genelkurmay’a verildi. 2001’de kaynak konusunda bir sorun çıkmış ama daha sonra 22 Ağustos 2001’de temizleme için Genelkurmay’da ofis kuruldu. Ancak kaynakta yine problem vardı. Problem kaynağı, Sayın Başbakanımızın ilgisiyle karşılandı. 2003’te bu para bulunduktan sonra, daha önce mayın temizlemede çalışan bazı ekip elemanları takviye edilerek, yurt dışına gönderildi. Genelkurmay, bundan sonra ciddi bir planlamayla bu işi yapmaya niyetlendi. Piyasa araştırmasına ve siparişe çıkıldı, 5 milyon dolarlık üçlü makinelerin her bir grubu için 14–15 milyon dolar istendi. Bunun üzerine Genelkurmay’ın, ‘Bu iş ihaleyle, hizmet alınarak yapılabilir mi?’ diye Milli Savunma Bakanlığı’ndan görüş sordu ve 14 firmanın teklif verdiğini anımsattı. Bu tekliflerin en azının 530 milyon TL, en çoğunun 2 milyar 279 milyon TL idi. Tekliflerin yüksek olması nedeniyle, Genelkurmay Başkanlığı, ’Bunu başka kurum yapsın’ diye yazı yazdı. Bunun üzerine Bakanlar Kurulu karar alarak, Maliye Bakanlığı’nı görevlendirdi.”

Mayınlı toprakların kimseye yararı yoktur; aksine, ekilip biçilen her karış toprak insanların kısmen ihtiyaçlarını karşılar ve onları özgür yapar. Bir zincirin kuvveti, en zayıf halkasının mukavemeti ile ölçülür. Ulus-devletlerde, devlet, kurumlar zinciridir. Kurumların birinin diğerinden çok farklı olması pek olası değildir. Evrensel ölçülere yabancı yöneticilerin işbaşında olduğu kurumların güçlü olması oldukça zordur. Hantal, ayrıcalıklarla yönetilen resmi kurumlar üretenlerin sırtında yüktür. Bazı vatandaşlar, “Türkiye’de bakanlıklar çökmüş, belediyeler batık, resmi kurumlar işlemiyor ama Silahlı Kuvvetler güçlüdür!” diye, bağırıyor. Esasında böyle düşünen vatandaşlar, gerçekleri değil, istemlerini dile getiriyorlar. Sınırlı bilgi, beceri, araç-gereç birikimine sahip, üretime yabancı olan kuruluşlar nasıl güçlü olabilir?

Kurumların gücü:

+Kurumların başındaki bilgili, becerikli ve yaratıcı yönetici sayısı,

+Kurumlarda bilgi, beceri, araç-gereç ve sermaye birikimi,

+Çalışıp üreten sayısı ve ortaya çıkarılan ürün miktarı ile ölçülür.

Türkiye’de, Ordu, sıradan erleri eğitip okur-yazar yaparken, onlara değişik meslekleri kazandırırken, ihtiyacı olan araç-gereçleri üretmeye çalışırken güçlüydü. Ne zaman ki, Batılı ülkelerin tüketicisi oldu; Ordu, Diyanet İşleri Başkanlığına dönüştü.

Toprak üzerinde yaşayan insanla değerlenir. Üzerinde bilgi-beceri, araç-gereç yoksunu insanların yaşadığı topraklar değersiz olur.

Üretime yabancı Müslüman liderler değersiz topraklar üzerinde yaşar. Liderler, topraklarında bulunan zenginlikleri Batılılara peşkeş çekerek zengin olmaya çalışırlar. Örneğin, II. Abdülhamit döneminde yöneticiler demiryolları tesislerine yabancıydı. Yöneticiler, demiryolları tesisleri döşetmek için malzemeleri Batılıların uygun gördüğü fiyattan satın alır, satın aldığı malzemeleri Batılılara pahalı taşıtır, Batılı firmalar demiryolu tesislerini oldukça pahalı döşer ve çoğunlukla demiryollarının geçtiği topraklar çevreleri ile birlikte firmalara bedava verilirdi. Batılı firmalar:

1-Başta II. Abdülhamit olmak üzere ilgili vezirlere bahşişlerini dağıtırlardı.

2-Müslüman ameleleri karın tokluğuna çalıştırırlardı. Batılı bir yöneticinin aldığı maaş, 1000 amelenin bir ayda aldığından yüksekti.

Aradan 130 yıl geçmesine karşın, Türkiye’de yöneticilerin topraklara ve tanımadıkları nesnelere bakışı farklı değildir. Mayın arama-tarama ve temizleme işlemlerine yabancı olan Türkiye’deki asker ve sivil yöneticiler çareyi mayınlı arazileri elden çıkarmada buluyor. Mayınlı toprakları elden çıkarmaya çalışanlar herhalde yabancılardan alacakları bahşişlerini unutmuyorlardır.

1-Mayınlı arazileri güçlü kurumlar temizleyebilir. Zayıf kurumlar deneyle güçlenir. Bütün bilgilerimizin kaynağı deneydir. Mayın arama-tarama ve temizleme işinden kaçanlar bilgi ve becerileri ilgili görevlilere nasıl kazandırabilirler? Türkiye’de resmi kurumlar hiç güçlü olmayacak mı? Yöneticilerin böylesi amaçları yok mudur?

2-Eğer Silahlı Kuvvetler mayın arama-tarama-temizleme etkinliklerine yabancı ise ülkeyi nasıl savunur acaba? Herhangi bir savaşta İsrailli firmalardan mayın temizleme ile ilgili destek mi alınacak?

3-Bu mayınların nasıl ve nerelere döşendiği belli değil midir? Haritalar çöpe mi atıldı? Kendi döşediği mayınları temizleyemeyen ordu, düşmanın döşediği mayınlarla nasıl mücadele edebilir?

Evrensel yasalara yabancı olanlar, evrensel ölçülere, evrensel yönteme, evrensel güçlü kurumlara ve evrensel değerlere uzak olurlar. Entrika, kurnazlık, komplo, darbe, mazeret siyasi araç olur. Evrensel utanma ve sıkılma bilinmez. Güzel mazeret (yalan) uyduran başarılı sayılır. Her yönetici diğerinin mazeretlerini (yalanlarını) gerçekmiş gibi kabul eder. Gerçekleri söyleyen yönetici düşman kabul edilir ve görevden uzaklaştırılır. Yabancılar mazeretleri dinledikçe yüzleri kızarır ve küçümsemelerini şu ya da bu yolla açığa vururlar.

Suriye sınırının İsrailli firmalara peşkeş çekilmesi uluslar arası bir oyundur. Bu oyunda AKP, Silahlı Kuvvetler, bazı etkili firmalar ve basın kuruluşları yerlerini almışlardır. Kaba saba Yahudi düşmanlığı yapan, “Filistinlilere yardım!” çığlığı koparan Müslüman dindarlar suspus gelişmeleri izliyor. Kul-kuyruk olanlara sessizce olayları kabullenmek düşer. Yakında CHP ve MHP yöneticileri susar; “Amerika’nın dediği olur!” 60 yıldan fazladır Amerika Türkiye’nin siyasi yolunu ve kaderini tayın etmiyor mu?


Etiketler:  Mayınlı Araziler Suriye Sınırı Genelkurmay CHP MHP Mayınlı Topraklar Kurumların Gücü
 
< Önceki   Sonraki >