Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ekonomi arrow MEDENİYET VE İKTİSAT
Advertisement
MEDENİYET VE İKTİSAT PDF Yazdır E-posta
Salı, 28 Nisan 2009
M. Ali KAYA
Her şey insanının ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yaratılmıştır.
İktisadî krizler insanın ekonomik hayat ve dünya ile olan ilgisini anlamaya yönelik bir problemi de ilgililerin önüne koymuştur. Krizi doğuran ve devam ettiren insanı ve insanın yaratılış amacına zıt bir dünya görüşüdür. Hiçbir problem o problemi doğuran sebepler ve şartlar ortadan kaldırılmadan çözülemez. İnsanların insanî değerlerini dikkate almadan yapılan her ahlâki ve ekonomik uygulama insanlığı yavaş yavaş felâkete sürükleme riski ile karşı karşıyadır. Maalesef insanın bencilliğine, menfaatine ve hevesine hitap eden medeniyet, maneviyatını, ruhunu, ahlakını ve insanî değerlerini aşındırmıştır.

İnsan-kâinât ve ihtiyaçlar üçgenini dengeli bir şekilde izah eden Kur’an medeniyeti inançsız felsefeden kaynaklanan kuvvete bedel hakkı, menfaate karşı fazilet ve rızay-ı ilâhiyi, hayat mücadelesi yerine yardımlaşmayı, heva ve hevesin tatmini yerine ruhâni hazlara yönelmeyi önererek insanı ve insanlığın tekâmülünü ve ahlâken, ruhen yücelmesini sağlamıştır.

Medeniyetin amacı insan saadetini temin etmektir. Ama ne var ki günümüz medeniyeti azınlığa geçici görünüşte bir saadet temin ederken çoğunluğun saadetini mahvetmiştir. Saadet odur ki, ya herkese veya çoğunluğa saadet temin etsin. Hakkaniyete, fazilete, yardımlaşmaya ve ruhun yücelmesine dayanan Kur’ân medeniyetidir ki ekseriyetin huzur ve mutluluğuna hizmet eder. İnsanlık saadet istiyorsa Kur’ânın sesine kulak vermelidir.

Günümüz ekonomik krizinin sebebi üretimde ve tüketimde adaletin gözetilmesi ve sosyal hayatta ahlâkî değerlerin yozlaşmasıdır. Menfaate ve nefsanî arzuların tatminini esas alan gelir ve servet paylaşımındaki adaletsizlikler krizi netice vermiştir. Burada sayılan adalet, hakkaniyet, fazilet ve ahlak temeline oturmayan “yardımlaşma” ve “zekât” gibi sosyal güvenlik kurumları da bir fayda sağlamayacaktır. Zekâtın yaygınlaştırılması ve faizin yasaklanması ancak adalet, fazilet ve ahlakî değerlerin yaygın hale gelmesi ile çözüm olacaktır.

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Medeniyet-i garbiye-i hâzıra semavî dinleri dinlemediği için beşeri fakirleştirip ihtiyaçlarını artırmıştır. İnsanların ahlakını bozarak israf ve hırs ile tamahı artırarak zulme ve harama sevk etmiştir” demektedir. Bediüzzaman “tüketim toplumunun” insan ahlakını bozduğuna dikkatleri çekmiş ve iktisadi hayatı olumsuz yönde etkilediğini belirtmiştir. Görünüşte toplum çok zenginleşmiştir; ama fertler ihtiyaçları karşılamada zorlandığı için çok fakir ve muhtaç duruma düşmüştür.
 
İslam her şeyden önce züht ve takvayı esas alır. Bireylerde züht ve takva olmayınca toplumda hak ve adaletten bahsetmek mümkün olmaz. İktisat bir nevi istiğna ve îsar hasletinin sonucudur. Takvâ denen Allah korkusu ve ahiret duygusu kalp ve vicdanlarda hükmetmezse insan şahsi menfaatinden istiğna göstererek fedakarlıkta bulunmaz. Bu durumda da iktisadı esas almaz, hırs ve tamahın tesirinden kendisini kurtaramaz. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bütün bunları dikkate alarak “bu zamanın en büyük hastalığının fen ve felsefeden gelen bir dalaletle kalplerin bozulması ve imanın zaafa uğraması olduğunu” teşhis etmiştir. Bunun için “İman Hizmetini” esas almış ve “zaman imanı kurtarmak zamanıdır” diye hükmetmiştir.

Hayatı yalnız maddi yönü ile ele alan insanın ruhanî ihtiyaçlarını ve uhrevi yönünü görmeyen tek gözlü dehayı esas alan Avrupa Medeniyeti ve bu medeniyetin iktisadî düşünce sistemi toplumu huzura kavuşturamaz. Çünkü iman eksenli bakış insanı bütün varlıkla anlamlı bir bütünlük içinde ele alır ve varlıkların tümüne anlam yüklerken ideolojik yaklaşımlar insan ile varlık arasına büyük bir uçurum koyarak yalnızlığa mahkum eder. Bu da insana ve topluma huzur vermez.

İnsanın huzur ve saadeti, ekonomik bakımdan refahı ancak insan, kainat ve maneviyat ile beraber bütüncül bir yaklaşım sergileyen İslam medeniyetinden başka bir yerde değildir.

Etiketler:  Medeniyet İktisat Ekonomik Kriz Yardımlaşma Zekat Züht ve Takva Hak ve Adalet Huzur ve Saadet Krize Çözüm
 
< Önceki   Sonraki >
MEDENIYET
İKTISAT
ZEKAT
EKONOMIK KRIZ
YARDıMLAşMA
HAK VE ADALET
ZüHT VE TAKVA