Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
Özel Mülkiyet PDF Yazdır E-posta
Cuma, 29 Ekim 2010

M. Ali KAYA
Özel mülkiyet bireylere devletten bağımsız oldukları bir alan oluşturur. Otoriter iradenin işleyişine sınır koyar. İktidarı ve muhalefeti serbest bırakır. Böylece özel mülkiyet devletin sert müdahalesinden bağımsız olan tüm faaliyetlerin temelini oluşturur. (Ludwing Von Mises)

Mülkiyet, nesneleri özel olarak sahip olunan şeyler şeklinde parçalara ayırır. Hava ve su gibi nesneler ayrı ayrı mülklere bölünmüş olmamakla beraber teknolojik gelişmeler onların da özel kullanımını ve satışını mümkün kılmıştır. Maliklerin mülkleri üzerinde kullandıkları hakları sadece somut nesnelerden ibaret değildir. Emek ve ürün de en az toprak ve fabrika kadar mülkiyet hakkı doğurmaktadır. Sahip olma hakkı da mülkiyetten daha çok olup zaman ve mekan açısından mülkiyetin üzerindedir ve devrolunamazlar. Mülkiyet hakkı hür bir toplumda mülk edinme, sahip olduğu mülkü elden çıkarma ve kısıtlama haklarını da beraberinde getirir.

Mülkiyet hakkı insanı diğer varlıklardan ayırır. İnsan dışında hiçbir varlıkta mülkiyet ve sahip olma hakkı ve durumu yoktur. Mülkiyet medeniyetin temelidir ve insanlığın medeniyeti kadar eskidir.

Mülkiyet ticareti ve mübadeleyi doğurmuştur. Bunun en geniş şekilde kullanımı ve en eski şekli Akdeniz havzasında ortaya çıkmış, deniz yolu ve “deniz ticareti” ile yerel yöneticilerin ulaşabilecekleri alanın ötesine ulaşmıştır.

Mülkiyet ile hürriyet arasında büyük bir ilişki mevcuttur. Köleler hür olmadıkları ve sahipleri adına çalıştıkları için mülkiyet hakları da hürriyetleri de yoktur. Spartalılar uzun süre mülkiyet hakkını tanımamışlar ve hırsızlığa izin vermişlerdi. Emperyal Roma gücü de Korintleri ve Kartacalıları kovarak özel mülk sahiplerini ve dolayısıyla mülkiyeti ezmişlerdir. Ama ne var ki özel mülkiyet hakkı zamanla genişleyerek yeni bir medeniyetin doğmasını sağlamıştır.

İslamiyet hürriyet ve özel mülkiyet üzerine hukuku temellendirmiştir. Cuma namazı ve Hac gibi ibadetlerde “hür olmayı” esas almış ve köleleri belli ibadetlerden muaf tutarak hürriyeti özendirmiştir. Zekat, Kurban, Sadaka ve Hac gibi mali ibadetlerde mülkiyeti şart koşmuştur. Ticari hayatı özendirmiş, “adil tüccarın cennette peygamberlerle beraber olacağını” söylemiştir. Bu nedenle İslam dinin yayılması tüccarlar aracılığı ile olmuştur. Modern ticaret ve mübadele medeniyetin yayılmasını sağlamıştır. Daha sonra batılı filozoflardan John Locke “Mülkiyetin olmadığı yerde adaletin de olmayacağı” tezini ortaya atmıştır. Ona göre özel mülkiyet diğer hakların doğmasını da sağlamaktadır. Locke “Her insanın kendi kişiliğinde özel mülke sahip olduğunu ve bunda da başkasının hiçbir hakkının olmadığını” söyler. “Kişinin bedeni, yaptığı işleri ve ellerinin ürünü (el emeği) tamamen ona aittir” der.

XVIII. yüzyıl İngiltere ve Hollanda’da ortaya çıkan refah ve maddi gelişme bu ülkelerde mülkiyet haklarına gösterilen saygının ürünü olduğu Davide Hume tarafından iddia edilmiş ve mülkiyetin önemi vurgulanmıştır. Hume, “Ortak mülkiyetin uzun vadede korunmasının kimseye ticari çıkar sağlamadığı ve aşırı kullanımın da toprağı harap ettiği” tezini ortaya atmıştır. 

Özel mülkiyet olmadan insan hakları olmaz. Bireylerin diğer bireylerden farklı olan amaçlarını gerçekleştirmek için kendi bilgi ve becerilerini geliştirmeleri, kullanma hürriyetleri mülkiyet kurumuna bağlıdır. Özel mülkiyet olmazsa fertlerin amaçları devletçe kontrol edilecektir.

Mülkiyet hakları mülke ilişkin haklar olmayıp, mülke ait insan haklarıdır. İnsanın en temel hakkı kendi bedenine sahip olmasıdır. Bu nedenle mülkiyet hakkı insan haklarının temelini oluşturur. Yine bireyler kendi emeklerinin ürünü üzerinde ahlâkî açıdan hak sahibidirler. Hayat, hürriyet ve mutluluğu arama hakları gibi tüm haklar kendi kendimize sahip olmak dahil tümüyle mülkiyet haklarına bağlıdır.

Özel mülkiyetin olmadığı yerde ifade hürriyeti de olamaz. Basın ve yayın, Radyo ve TV devlete bağlı ve devletin elinde olduğu sürece fikir ve ifade hürriyetinden bahsedilemez. Bu durumda devletin tanıdığı haklar kadar hak sahibidirler. Hür şekilde konuşma hakkı kişiliğimizin ve toplumdaki maddi kaynakların özel mülkiyetine bağlıdır.

Özel mülkiyetin kısıtlanmadan kullanılması bireylerin kimlik ve öz değer duygularını geliştirir ve onlara yaşayabilecekleri ve kendi kaderlerini belirleyebilecekleri bir alan oluşturur. Mülk sahibi olmadığımız sürece her an susturulmamız mümkündür. Özel mülkiyetin olmadığı komünist ülkelerde konuşma hürriyeti de yoktur. Çünkü konuşulacak yer yoktur. Bireylerin hürriyet alanı özel mülkiyetin bulunduğu alandır. Bu olmadan birey diğer kişilerin keyfî iradelerine tabi olacaktır. Dolayısıyla kendisi için ve gelecek için kesinlik içeren planlar yapamayacaktır.

Özel mülkiyet kıt kaynakları olan dünyamızda insanların diğer kişilerin haklarına tecavüz etmeden bir arada yaşamalarını sağlar. Yine özel mülkiyet medeniyetin ve merhametin de ayrılmaz bir parçasını oluşturur.

Mülkiyetin olmadığı yerde adalet de olmaz. Mülkiyet, bedenimiz, emeğimiz ve sahip olduğumuz şeyler üzerinde haklarımızın kabul edilmesini sağlar. Bu haklara saldırılması ve ihlali adaletsizlik sayılır. Mülkiyeti yasal yoldan edinme, kullanma ve elden çıkarma haklarına saygı gösterilmedikçe bırakın korunmasını tanımlanmasını dahi mümkün değildir. Davacı ve davalı mülk sahibi olmadığı sürece yargıcın ve jürinin kimin haklı ve haksız olduğunu belirlemesi mümkün olmaz. Cinayet, hırsızlık ve dolandırıcılık ve hatta iftira dahi mülkiyet haklarına ve bunların sınırlandırılmasına bağlıdır.

Mülkiyet olmazsa ticaret ve mübadele hürriyeti de olmaz. Adil yargı ve masumiyet gibi kavramlardan da bahsedilemez. Adalet olmazsa bu durumda toplumda kargaşa ve anarşi olur.

Özel mülkiyet âdil toplum yanında hür toplumun da temelini oluşturur. Hür toplumda mülkiyet (eşit dağılımın aksine) geniş bir alana dağılması toplumda istikrar ve bireysel sorumluluğu teşkil eden saikleri oluşturur. Bu da toplumu daha istikrarlı kılar. Zira toplumun belirli bir parçasına sahip oldukları için insanlara toplumun hürriyetini koruma hakkı kazandırır.

Özel mülkiyet ayrıca insanların eylemlerinin sonuçlarında da bağlar. Sahip olduklarını ihmal ederlerse bunun finansal sonucunu da ödemek zorunda kalırlar. Kamu malında sahibiyet duygusu olmadığı için herkes işi başkasına havale ettiği gibi, sorumluluğu da başkalarına yıkma eğilimindedirler. Özel mülkiyet bu açıdan kıt kaynakların en iyi şekilde idare edilmesini teşvik eder.

Özel mülkiyet ekonomik gelişimi teşvik ettiği gibi ahlakın gelişimine de katkı sağlar. Mülkün güven içinde olması ekonomik gelişimin başlıca yürütücüsüdür. İbn-i Haldun “mülke yapılan saldırılar mülk edinme saikini ortadan kaldırır” demiştir. Aynı şekilde mülkiyet haklarının ihlalinin genişliği ve derecesi mülk edinme girişimcilerinin uğrayacağı durumların da genişliğini ve derecesini belirler.

Mülkiyete ilişkin kurallar Davide Hume’nin belirlediği gibi “sahiplikte istikrar” “mülkün rızaya dayalı aktarımı” ve “verilen sözlerin” yerine getirilmesidir. Özel mülkiyet insanları birbirine yaklaştırır ve yaptıkları işlerde başkalarının da yararlanmasını sağlar ve ilişkilerde ahlâkî sorumluluğu getirir.

Özel mülkiyet sahip olanları yanında olmayanlara da fayda sağlar. Zira özel mülkiyetin sahip olunmasının da toplumun payına düşen yararlar bireylere düşenden daha fazladır. Tarla ve mülk sahibi ürettiklerinden toprağı olmayanların daha çok faydalanmalarını sağlar. Özel mülkiyet kullanıldığı ve üretime katkı sağladığı sürece başkalarının çalışmasını ve yararlanmasını mümkün kılacaktır. Bu da toplumun refahına ve zenginliğine hizmet edecektir. Bunun da yararı herkese olacaktır.

Devletin görevi ve fonksiyonu özel mülkiyeti korumak ve teşvik etmektir. Özel mülkiyet toplumsal bir ayrıcalık değildir; ancak toplumda akranlarından daha iyi hizmet edebileceklerin ellerinde bulunmasını sağlar.

Özel mülkiyet demokrasi için de gereklidir ve bireysel kimlik için hayati önem taşır. Politik istikrarın ve refah üretiminin de kaynağını oluşturur. Mülkiyetin çıkarı aynı zamanda devletin ve uygarlığın da çıkarınadır.


Etiketler:  Özel Mülkiyet Hukuk Ekonomi İstikrar Hürriyet Mülkiyet Ticaret Mübadele Ahlak Hukuk Davide Hume
 
< Önceki   Sonraki >
HUKUK
HüRRIYET
EKONOMI
AHLAK
TICARET
MüLKIYET
İSTIKRAR