Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Ekonomi arrow ŞİRKETLEŞME
Advertisement
ŞİRKETLEŞME PDF Yazdır E-posta
Salı, 22 Ocak 2008


M. Ali KAYA
    Şirket bir çeşit ortaklıktır. İki ve daha fazla kişinin ortak iş ve ticaret yaparak elde edecekleri ve ortaya çıkacakları kârı ve zararı paylaşmaları şartı ile kurdukları ortaklığa şirket denir. Şirketler genellikle mal, iş ve kredi ortaklığı olmak üzere üçe ayrılır. Mallarını ortaya koyarak kurdukları ortaklığa “mâlî şirket”, iş ve sanatlarını ortaya koyarak kurdukları ortaklığa “iş ortaklığı”, sermayeleri olmadığı halde kredi kullanarak veya veresiye mal alarak elde ettikleri kârı paylaşmak üzere “itibârî şirket” denir. Peygamberimiz (sav) “Vadeli satış ve ortaklıkta bereket vardır”  buyurmuşlardır. Şirketlerde kâr ortakların serbestçe belirledikleri şartlara göre paylaşılır.  Zararların tazmini ise sermaye oranlarına göredir.


İslamiyet iktisadî hayatın canlanması için ticaret yanında şirketleşmeye ve ticarî ortaklıklara büyük değer vermiştir. Resülullah (sav) bir kutsi hadisinde yüce Allah’ın “Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim”  buyurduğunu ifade eder. Bu hadis Müslümanların ortaklık kurmalarını teşvik etmektedir. Ama ne yazık ki Müslümanlarda ortaklık kültürü henüz tam olarak gelişmiş değildir.

Günümüzde emeğin değerlendirilmesi ve üretimin artırılmasında en yaygın uygulama şirketleşme olarak görülmektedir. Batıda ve gelişmiş ülkelerde yüz yıllık şirketler dünya çapında iş yaparak dünya ülkelerinde şubelerini kurarken Müslümanların bu konudaki birbirlerine olan itimatsızlığını anlamak mümkün değildir.

Şirketler teşebbüsü en iyi şekilde değerlendirerek nemalandırdıkları ve üretimi çok fazla artırdıkları için büyük bir ihtiyaçtır. İktisadi hayatta yardımlaşmanın en güzel şeklidir. Bu yardımlaşma hem birliği güçlendirir, hem de ortaya çıkan eserin faydasını çok büyütür ve faydayı da çoğaltır. Bediüzzaman, iktisadî hayatta ferdî ve bireysel teşebbüste büyük zorlukların bulunduğuna, bireysel kazancın ve büyümenin zorluğuna dikkatleri çeker. Bunun için müteşebbislerin sınâî ve ticari hayatta birlikler ve şirketler kurarak sermaye ve iş gücünü birleştirerek güçlendiklerini ifade eder ve “Suhulet ve kolaylık olsun diye şirketler teşkil ederler”  der.

Bediüzzaman şirketleşmenin ne kadar değerli olduğunu anlatmak için “İhlâs Risalesi” gibi dinin en önemli meselesinin anlatıldığı ve her on beş günde bir okunmasını istediği bir risalesinde şirketleşmenin önemine dikkat çekerek şöyle der: “Ehl-i dünya, büyük bir servet ve şiddetli bir kuvvet elde etmek için, hattâ bir kısım ehl-i siyaset ve hayat-ı içtimaiye-i beşeriyenin mühim âmilleri ve komiteleri, iştirak-i emval düsturunu kendilerine rehber etmişler. Bütün sû-i istimâlât ve zararlarıyla beraber, harika bir kuvvet, bir menfaat elde ediyorlar.” Bu ifadeler şirketleşmenin ne derece faydalı olduğunu açıkça anlatmaktadır.
Ayrıca sanayide iş bölümüne dayalı bir ortaklığın ne derece üretime katkıda bulunduğunu anlatmak için de şöyle der: “Ehl-i san'at, netice-i san'atı ziyade kazanmak için, iştirak-i san'at cihetinde mühim bir servet elde ediyorlar. Hattâ dikiş iğneleri yapan on adam, ayrı ayrı yapmaya çalışmışlar. O ferdî çalışmanın, her günde yalnız üç iğne, o ferdî san'atın meyvesi olmuş. Sonra, teşrikü'l-mesâi düsturuyla on adam birleşmişler. Biri demir getirip, biri ocak yandırıp, biri delik açar, biri ocağa sokar, biri ucunu sivriltir ve hâkezâ... Her birisi iğne yapmak san'atında yalnız cüz'î bir işle meşgul olup, iştigal ettiği hizmet basit olduğundan vakit zayi olmayıp, o hizmette meleke kazanarak, gayet sür'atle işini görmüş. Sonra, o teşrik-i mesâi ve taksim-i a'mâl düsturuyla olan san'atın semeresini taksim etmişler. Her birisine bir günde üç iğneye bedel üç yüz iğne düştüğünü görmüşler. Bu hadise, ehl-i dünyanın san'atkârları arasında, onları teşrik-i mesâiye sevk etmek için dillerinde destan olmuştur”  diyerek bu hususa dikkatlerimizi çekmiş ve bir cihette mesailerin tanzimi ve iş bölümü ile ortaklıkların kurulması gerektiği dersini de vermiştir.

Şirketleşme ile ilgili iktisadî hayatı ilgilendiren bu örneklerin İhlâs Risalesinde zikredilmesi de dikkate şayandır. Kurumsallığın, ortak akıl ve amaç birliğinin Allah rızasına daha uygun olduğunu bundan daha güzel ifade edilemez.

Müslümanlar bir fabrikanın çarklarına benzetir. Birbirleri ile rekabet etmek ve birbirinin çalışmasına engel olmak yerine herkesin vazifesini yaparak birbirlerine yardımcı olmaları ve fabrika gibi uyumlu çalışmaları gerekir. Nasıl ki üç adet bir rakamı ayrı ayrı olsa sayısal olarak üç değerinde olurlar. Bir çizgide araya gelerek birbirine destek olsalar yüz on bir değerinde ve kıymetinde olurlar. Bu büyük bir sinerjidir. Dört rakam bir araya gelse bin yüz on bir değerinde olur. Bu bireysel birlikteliğin sinerjisidir.

Bir de kurumsal sinerji vardır ki bu da kurumların bir araya gelmesi ile kazanılan güçtür. Dört kere dört ayrı ayrı olsa on altı kıymeti vardır. Eğer bir araya gelerek görev bölümü ve iş bölümü yaparak aynı amaca hizmet etseler o zaman dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olur.

Samimi birlikteliklerde bir araya gelenler birbirine güç verirler. On hakiki müttehit adamın her biri yirmi gözle bakar, on akılla düşünür, yirmi elle çalışır, yirmi kulakla işitir.  Elbette böyle bir birlikteliğin gücü inkâr edilemez.

Bütün bu hususları “İhlâs Risalesi”nde ders veren Bediüzzaman iktisadî hayatta güçlü olabilmenin yolunun da bir araya gelerek şirketler kurmanın ve güç birliği yapmanın gereğini bize anlatmaktadır.

 
< Önceki