Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
Akıl Yürütme ve Kıyas PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 17 Eylül 2009
Yazı Index
Akıl Yürütme ve Kıyas
Sayfa 2

d) Hulfî Kıyas: İspat edilmesi istenen şeyin karşıt halinin saçmalığını göstermekle, ispat edilmesi istenen şeyin doğruluğuna hükmetmektir.
 
Misal 1: “Yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı yerde gökler de yok olup giderdi.” (Enbiya, 21:22)
 
Misal 2: “Şayet Kur’an Allah’tan başkasının sözü olmuş olsaydı içinde pek çok çelişki bulunurdu.” (Nisa, 4:82) 

Misal 3: “Eğer Allah'ın şeriki bulunsaydı, nâmütenâhi diğer bir kudret, o nihayetsiz ve gayet kemâldeki kudreti mağlup edip, bir kısım yer zaptetmek ve ona nihayet vermek ve mânen âciz bırakıp, hadsiz olduğu halde tahdit etmek ve hiçbir mecburiyeti olmadan bir mütenâhi şey, nihayetsiz bir şey, nihayetsiz olduğu vakitte nihayet vermek ve mürenâhî yapmak lazım gelir ki; bu, muhâlâtın en gayr-i mâkulü ve mümteniatın en katmerlisidir.” (Sözler, 2004, s.987-988)

e) Sebr ve Taksim (Olmayana Ergi) Metodu: Bu mantıkta bir ispat metodudur ki, bir şeyin aslında bulunan vasıflarını, illet olmaktan birer birer iptal ederek ve çürüterek tam illet olmaya layık olanı ispat etmektir. Buna “delil-i taksim” ve “delil-i münkasım” de denir.

Misal 1: “Ey insan! Bil ki, insanların ağzından çıkan ve dinsizliği işmam eden dehşetli kelimeler var; ehl-i iman bilmeyerek istimal ediyorlar. Mühimlerinden üç tanesini beyan edeceğiz. Birincisi: Evcedethu'l-esbab, yani, "Esbab bu şeyi icad ediyor." İkincisi: Teşekkele binefsihî, yani, "Kendi kendine teşekkül ediyor, oluyor, bitiyor." Üçüncüsü: İktezathu't-tabiat, yani, "Tabiîdir, tabiat iktiza edip icad ediyor." Evet, madem mevcudat var ve inkâr edilmez. Hem, her mevcut san'atlı ve hikmetli vücuda geliyor. Hem madem kadîm değil, yeniden oluyor. Herhalde, ey mülhid, bu mevcudu, meselâ bu hayvanı, ya diyeceksin ki, esbab-ı âlem onu icad ediyor, yani esbabın içtimaında o mevcut vücut buluyor; veyahut o kendi kendine teşekkül ediyor; veyahut, tabiat muktezası olarak, tabiatın tesiriyle vücuda geliyor; veyahut bir Kadîr-i Zülcelâlin kudretiyle icad edilir. Madem aklen bu dört yoldan başka yol yoktur. Evvelki üç yol muhal, battal, mümteni, gayr-ı kabil oldukları kat'î ispat edilse, bizzarure ve bilbedâhe, dördüncü yol olan tarik-i vahdâniyet şeksiz, şüphesiz sabit olur.” (Lem’alar, 2005, s.422-423)

Misal 2: “Nasıl kulaklı ami tabakası i'câz-ı Kur'ân fehminde demiş; Kur'ân bütün dinlediğimiz ve dünyada mevcut kitaplara kıyas edilse, hiçbirisine benzemiyor ve onların derecesinde değildir, öyle ise ya Kur'ân umumun altındadır veya umumun fevkinde bir derecesi vardır. Umumun altındaki şık ise, muhal olmakla beraber, hiçbir düşman hatta şeytan dahi diyemez ve kabul etmez. Öyle ise, Kur'ân, umum kitapların fevkindedir. Öyle ise mucizedir.” (Mektubat, 2004, s.530)

Misal 3: “Küçük hâdiseleri haber veren o kitaplar, nev'i beşerin en büyük hâdisesi olan hâdise-i Muhammediyye Aleyhissalâtü Vesselâmı haber vermemek kabil midir? İşte, madem bilbedâhe haber verecekler, her halde ya tekzib edecekler, ta ki dinlerini tahripten ve kitaplarını neshden kurtarsınlar... Veya tasdik edecekler, ta ki o hakikatli Zât ile, dinleri hurafattan ve tahribattan kurtulsun. Hâlbuki dost ve düşmanın ittifakıyle, tekzib emâresi hiçbir kitapta yoktur. Öyle ise, tasdik vardır.” (Mektubat, 2004, s.278)

f) Düzensiz Kıyaslar: Bunlara “Matvî Kıyas” denir. Bu çeşit kıyaslar ifade olarak eksiktir. Öncüllerden biri veya ikisi bulunmasa da zihinde tam olarak ifadesini bulan bir kıyas nevidir.

Örnek 1: “Düşünüyorum o halde varım.” (Descartes)
Bu hükmün öncülleri şunlardır: “Düşünenler var olanlardır. Ben düşünüyorum. O halde ben de varım. Ben kediliğimden var olmadığımı biliyorum. Öyle ise beni yaratan vardır.”

Örnek 2: “Eşya arasında tevafuk Saniin vâhid olduğuna delalet ettiği gibi, aralarında bulunan muntazam tehalüf de Saniin Muhtar ve Hakîm olduğuna şehadet eder.” (Mesnevi, 2006, s.287)

Örnek 3: “Madde dedikleri şey ise, sûret-i mütegayyire, hem de hareket-i zâile-i hâdiseden tecerrüt etmez. Demek hudus muhakkaktır.” (Muhakemat, 2006, s.171)

Örnek 4: “Madem Allah var, her şey vardır.”
Bu son misalin öncülleri şöyledir: “Allah yaratıcıdır ve yoktan yaratandır. Varlığı yoktan yaratmıştır. Madem Allah vardır, öyle ise eşya hayal değil; varlığı gerçektir. Demek ki eşyanın hakikati vardır.”

Üçüncüsü: Temsil (Analoji) Metodu:
Temsil akıl yürütme yolu olarak iki şey arasında benzerliğe dayanıp birisi hakkında verilen bir hükmü diğeri hakkında da vermektir. Bediüzzaman’a göre “temsilin meslek-i irşada tartışılmaz bir yeri vardır. Zira, insanlar görmedikleri şeyleri kıyas ve temsillerle bilirler." (Mesnevi, 2006, s.107) Bunun da kendine özgü kuralı vardır. En önemlisi “delilin müddeadan evvel malum olmasıdır. Delilin müddeadan daha hafî olması, makam-ı istidlâle uymaz.” (İşaratu’l-İ’câz, 2006, s.285) İkinci önemli kural ise teşbih ile ilgilidir. “Teşbihin kâidesi, meçhulü maluma, bilinmeyeni bilinene kıyas etmektir.”

Kıyas-ı temsili yakînî bürhandan çok daha kuvvetlidir. Bediüzzaman bunu şöyle ifade eder: “İlm-i mantıkça, çendan ‘Kıyas-ı temsili, yakin-i kat'i ifade etmiyor’ denilmiş. Fakat kıyas-ı temsilinin bir nev'i var ki, mantıkin yakini bürhanından çok kuvvetlidir. Ve mantıkin birinci şeklinin birinci darbından daha yakinidir. O kısım da şudur ki: Bir temsil-i cüz'i vasıtasiyle bir hakikat-ı küllinin ucunu gösterip, hükmü o hakikate bina ediyor. O hakikatin kanunu, bir hususi maddede gösteriyor. Ta o hakikat-ı uzmâ bilinsin ve cüz'i maddeler, ona irca' edilsin. Meselâ: ‘Güneş, nuraniyyet vasıtasıyle, bir tek zât iken; her parlak şeyin yanında bulunuyor.’ temsiliyle bir kanunu hakikat gösteriliyor ki, nur ve nurani için kayıd olamaz. Uzak ve yakın bir olur. Az ve çok müsavi olur. Mekân onu zapt edemez. Hem meselâ: ‘Ağacın meyveleri, yaprakları, bir anda bir tarzda kolaylıkla ve mükemmel olarak bir tek merkezde, bir kanun-u emri ile teşkili ve tasviri’ bîr temsildir ki, muazzam bir hakikatin ve küllî bir kanunun ucunu gösterir. O hakikat ve o hakikatin kanunu gâyet kat'i bir surette isbat eder ki, o koca kâinat dahi şu ağaç gibi o kanun-u hakikatin ve sırr-ı Ehadiyyetin bir mazharıdır, bir meydan-ı cevelanıdır. İşte bütün sözlerdeki kıyâsat-ı temsiyyeler bu çeşitlerdeki, bürhân-ı kat'iyyi mantıkiden daha kevuvetli, daha yakînidirler.” (Sözler, 2004, s.1001-1002)

Misal 1: “Nasıl güneş, ziyâ vermeksizin mümkün değildir. Öyle de uluhiyyet de peygamberleri göndermekle kendini göstermeksizin mümkün değildir.” (Sözler, 103)

Misal 2: “Nasıl gündüzün ziyâsı, ‘Güneşten geldim’ der, Kur'ân dahi, ‘Ben, Hâlik-i âlemin beyânıyım ve kelâmıyım’ der (Sözler, 642)

Misal 3: “Güneş gündüzü ve gündüz güneşi gösterdiği gibi, imânın rükünleri birbirini isbat ederler." (Şualar, 2005, s.378)

Misal 4: “Ziyâsız güneşin vücudu mümkün olmadığı gibi, uluhiyet de tezâhürsüz olamaz. Tezâhürü ise irsâl-i rusül ile olur.” (Mesnevi, 64)

Misal 5: “Nasıl şu katrelerde ve camın zerreciklerinden olan güneşçikler ve çeşit çeşit renkler, Güneşin cilve-i aksine ve in'ikasının tecellisine verilmezse, bir tek Güneşe mukabil nihayetsiz güneşleri kabul etmek iktiza eder. Aynen bunun gibi, eğer herşey Mutlak'a verilmezse, bir tek Allah'a mukabil nihayetsiz, belki zerrât-ı kâinat adedince ilâhları kabul etmek gibi bir divanelik hezeyanına düşmek lâzım gelir." (Sözler, 471)

Misal 6: “Nasıl bir nefer yüz muhtelif adamın idaresine verilse, yüz müşkilât olur. Ve yüz nefer, bir zabitin idaresine verilse, bir nefer hükmünde kolay olur. Öyle de: Çok muhtelif esbabın bir tek şeyin icadında ittifakları, yüz derece müşkîlâtlı olur ve pek çok eşyânın icadı, bir tek zâta verilse yüz derece kolay olur.” (Sözler, 1078)

Misal 7: “Bir çeşme başında su içip tatlılığını anlayan bir adam, bütün o çeşmeden teşaub eden arkları tecrübe etmeye hakkı yoktur. Zirâ menbaı birdir. Kezâlik, bir Sûrenin muarazasından âciz kalan adamın, bütün Kur'ân-ı tecrübeye hakkı yoktur. Çünkü kâtib birdir." (İşaratu’l-İ’câz, 2006, s.305)


Etiketler:  Kıyas Akıl Yürütme Tümdengelim Tümevarım Analoji Mantık Olmayana Ergi Metodu Hulfi Kıyas Temsil Metodu


 
< Önceki   Sonraki >