| BEDİÜZZAMAN ve SOKRAT |
|
|
|
| Salı, 17 Şubat 2009 | ||||
Sayfa 2 Toplam: 2 Sokrates’in Öğretisi: Sokrates’in öğretisini devam ettirmek amacı ile ölümünden sonra talebeleri tarafından çeşitli okullar kurulmuştur. “Megara Okulu” “Kinik Okulu” “Elis-Eretria Okulu” bunlardan bazılarıdır. Bunlardan en meşhuru Platon’un “Akademi” isimli okuludur. Bu okullar sayesinde insanlar onu anlamaya ve öğretilerini yaymaya devam etmişler ve felsefesinin günümüze kadar gelmesini sağlamıştır. Sokrates Yunan Felsefesi’ni o derece etkilemiştir ki Yunan Felsefesi “Sokrat’tan Önce ve Sokrat’tan sonra” biçiminde ikiye ayrılmıştır. Sokrates “Kendini bil / Kendini tanı” (Ganothi Seauton) ilkesinden yola çıkar. Kendini tanımanın varlığı doğru olarak tanıma ve tanımlamayı netice vereceğini savunmuştur. Ona göre varlık insan ile değer kazanır. İnsanın kendisini doğru olarak tanıması varlığı da doğru algılaması için gereklidir. Araştırmacıların bulgularına göre Sokrates’in düşüncesinin temelinde kâinatın düzenli bir bütün olduğu ve bir yaratıcı tarafından idare edildiği, bundan dolayı da mükemmel bir düzenin olduğu görüşü yatıyordu. İnsan ise varlığın odak noktasında bulunuyordu. Bu sebeple insanın kendisini tanıması varlığı doğru olarak algılaması ve anlamlandırması için şarttı. Bunu kavramak için de özel bir gayret gerekiyordu. Günlük geçim kaygısı, mal sevdası ve politik kaygılar ve çabalar içinde bulunan insanların bunları düşünmeye zamanı yoktu ve bunun için sorgulama yöntemi ile uyarılmaları gerekiyordu. Sokrates’in yaptığı da bundan başka bir şey değildi. Düşüncesini oluşturan temel ilkeleri de okulunun kapısına asmıştı. Orada “Yaratıcı birdir. Başlangıcı yoktur, sonu da olmayacaktır. Her şeyin yaratıcısı O’dur ve hiçbir şeye benzemez” yazıyordu. Bu inanç plüralist bir inanca sahip olan ve pek çok tanrılara inanan Atina halkının tepkisini çekiyor ve gençlerimizi yoldan çıkarıyor, inancımızı bozuyor demelerine sebep olmuştu. Mahkemeye çıkarılmasının temelinde de bu vardı. Sokrates 70 yaşının üzerinde birçok taraftar bulmasını kıskanan ve çalışmalarından rahatsız olanlar ve kendi çıkarları doğrultusunda kurdukları düzenin eleştirilmesine katlanmayan elit zümre tarafından Yunan âlihelerini ve tanrılarını inkâr etmek, dine aykırı davranmak, yeni din icat etmek ve gençleri düzene karşı ayaklandırmaya çalışmakla suçlanmıştır. Sokrates kendisini anlatırken şöyle der: “Çocukluğumdan beri içimde beni izleyen Allah’ın vermiş olduğu kutsal bir ses vardır. O bana yapacağım şeyi fısıldar ve ne yapmam gerektiğini gösterir. Ama hiçbir zaman beni herhangi bir şeye zorlamaz” demiştir. Bir başka zaman da “Allah bana kendimi ve başkalarını inceleme, tanıma ve bilme konusunda bir görev vermiştir” der. Sokrates buna “bilgiyi arama” görevi de der. Ona göre fazilet demek bilgi demektir. Sokrates savunmasında da bu konuda şöyle demiştir: “Atinalılar! Sizi sayarım ve severim; Allah’a sizden daha çok baş eğerim. Hayatım ve gücüm var oldukça, bilgiyi, erdemi, hak bildiklerimi uygulamak ve öğretmekten, rastladığım kişileri uyarmaktan vazgeçmeyeceğim. Çünkü bunun Allah’ın emri olduğunu bilirsiniz.” Sokrates insanların çok şey bildiklerini sandığını, ama gerçekte pek az bir şey bildiğini onlara sorular sorarak ortaya koymaya çalışmıştır. Kendi bilgisini de “Bir şey biliyorum. O da hiçbir şey bilmediğimdir” sözü ile ortaya koymuştur. Sokrat’a göre “Gerçek bilge, her şeyi bilen Allah’tır.” İçinde duyduğu kendisini gerçeğin bilgisini aramaya yönelten ses de Allah’ın ilhamından başka bir şey değildir. Sokrates’in “Benim Diamon’um” dediği ses bu ilahî ilhamdan başka bir şey değildi. Sokrat tam bir “Muvahhid” olarak Allah’ın birliğine inanıyor ve kendi hayatı ile beraber tüm varlığı ve kâinatı kudreti ile sevk ve idare ettiğine sağlam bir iman şuuru ile inanıyordu. Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nurlarda Sokrat: Bediüzzaman’ın tashihinden geçen Tarihçe-i Hayat’ta Osman Yüksel SERDENGEÇTİ’nin Sokrat hakkında şöyle bir ifadesi vardır: “Niçin Sokrat bu kadar büyüktür? Bir fikir uğruna hayatı hakir gördüğü için değil mi? Said Nursi en az bir Sokrat’tır.” (Tarihçe-i hayat, 2006, s.964) Bediüzzaman tashih ettiği bu kitapta bu ifadeye dokunmamıştır. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri Allah’a giden yolların nefesler sayısı kadar fazla olduğunu kabul etmekle beraber meslek olarak üç temel mesleğe bağlı olduğunu ifade eder. Bu mesleklerin başında “Din Yolu” gelir ki bu yok “Cadde-i Kübra”dır. Vahiy, akıl ve kalbi birleştiren bu geniş yolda bütün insanlar rahatlıkla ve hiçbir tehlikeye maruz kalmadan gidebilirler. İkinci yol “İlim Yoludur.” Bu yolda ise akıl, zekâ ve ilimle gidilebilir. İlimler insanlara “Marifetullah” yolunu açtığı için “Allah’tan gerçek manada âlimler korkarlar.” Bununla beraber ilmi gerçeği bulma vasıtası ve hak ve hakikate hizmet aracı olarak değil de insanın arzularına ve dünya hayatını kazanmaya vasıta yapanlar pek büyük gaflet perdesi altına girdikleri için bu yolda tehlike ihtimali büyüktür. Bu yolda giden ve aklına, zekâsına ilmine güvenenler dinini gösterdiği istikameti korumadıkları zaman bu ilim kendilerini Allah’a yaklaştırmak yerine Allah’tan uzaklaştıran zararlı bir meslek haline getirmiş olurlar. Bunun için peygamberimiz (sav) bizlere “Fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınırım” buyurarak faydasız ilim yoktur ama insanı Allah’tan uzaklaştıran her ilim zararlıdır, sizi Allah’tan uzaklaştıran ilimden Allah’a sığının buyurmuşlardır. Bu yol çok uzun olmakla beraber güzelliği ve cazibesi çoktur ve bu yolda gidenlerin çoğu kurtuluşa erer. Üçüncü yol ise Felsefe yoludur. Felsefe yolunda akla güvenmek ve akıl ile Allah’a ulaşmak söz konusudur. Bu yol ise Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Yer altından tünel kazarak gitmeye benzer.” Bediüzzaman hazretleri Fatiha’nın tefsirini yaparken Allah’a giden bu üç yolu tahlil eder. Felsefe yolunda çoklarının boğulduğunu ancak yüzde birinin kurtulduğunu ifade eder ve bunların içinden de Eflâtun ve Sokrat’ı örnek gösterir. (Sözler, 2004, s. 1204) Bediüzzaman mü’min ve muvahhit olan Sokrat’ı daima hayırla anmış ve onu müdafaa etmiştir. Bir gün İstanbul’da üniversite talebelerinden Muhsin Alev’in Sokrat için “zehir içerek intihar etti” demesi üzerine Üstad: “Nasıl intihar edebilir? İntihar etmedi, mahkûm edildi. İntihar etmek günahtır. İntihar eden büyük katil olur” buyurarak Sokrat’ı müdafaa etmiştir. (Son Şahitler, 1:216) KAYNAKLAR: 1. Nursi, Bediüzzaman Said, Tarihçe-i Hayat, 2006-İstanbul 2. Nursi, Bediüzzaman Said, Sözler, 2004-İstanbul 3. Şahiner, Necmettin, Son Şahitler, 1979-İstanbul 4. Risale-i Nurdan Porteler, Ansiklopesi, 2008-İstanbul 5. http://tr.wikipedia.org/wiki/Sokrates Etiketler: Sokrates Sokrat Bediüzzaman Felsefe Yunan Felsefesi Diyalektik Akıl Ahlak Felsefesi |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|