Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Felsefe
Advertisement
Felsefe
Dava mı, Dünya mı? PDF Yazdır E-posta
Salı, 25 Ekim 2011

M. Ali KAYA
Rivâyetlere göre hicretin dokuzuncu senesinde Müslümanların ellerine bolca ganimet geçince hayat standartlarında değişmeler oldu. Bu durumdan tüm mü’minler etkilendikleri gibi Rasûlullah efendimizin hanımları da etkilendiler. Beni Kureyza Yahudilerinin malları, mülkleri ele geçince Rasûlullah’ın aile efradı olarak Ayşe, Hafsa, Safiye, Meymune, Cüveyriye, Ümmü Seleme, Ümmü Habibe ve Zeynep peygamberimize (sav) geldiler ve “El âlemin kadınları zenginlik ve refah içinde yaşarken bizler sıkıntı ve yokluk içinde kıvranıyoruz” dediler. Rasûlullah efendimizden dünyalık bir şeyler istediler.

Peygamberimiz (sav) hanımlarının bu teklifi üzerine onlardan bir ay yüz çevirdi ve ayrı kaldı. Hatta sahabeler peygamberimiz (sav) hanımlarını boşadı demeye başladılar. Hz. Ömer (ra) bunu haber alınca doğru peygamberimizin (sav) yanına gitti. Peygamberimizi bir çadırda kuru hasır üzerinde uyumuş ve hasırın izi yüzünde çıkmış halde buldu. Durumuna baktı ve gözleri yaşla doldu. Peygamberimiz (sav) uyanında sebebini sordu. Hz. Ömer (ra) de “Kisra ve Kayser saraylarda ihtişam ve debdebe içinde yaşasınlar, iki cihan serveri kuru hasır üstünde uyusun da hasırın izleri yüzünde belli olsun reva mıdır?” dedi. Peygamberimiz (sav) “Ya Ömer! Ben dünyayı neyleyeyim? Benim halim uzun bir sefer çıkan bir yolcunun yolda bir ağaç altında biraz gölgelenmesi gibidir. Varsın dünya onların olsun. Ya Ömer! Sen bu taksime razı değil misin ki Allah dünyayı onlara ahireti bize vermiştir?” buyurdular. Hz. Ömer (ra) peygamberimize (sav) hanımlarından ayrılmasının sebebini sordu. Peygamberimiz (sav) ona durumu haber verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra) gitti kızı Hafsa’yı azarladı. 


Etiketler:  Dava İman Davası Peygamberimiz Hz. Ömer İman İlim Zenginlik Hz. İsa Havariler
Devamını oku...
 
Yenilikler ve Teknik Gelişmeler PDF Yazdır E-posta
Pazar, 12 Haziran 2011

M. Ali KAYA
Giriş:
Peygamberimiz (sav) “Kim yeni ve güzel bir sünnet/âdet ihdas eder ve kendisinden sonra onunla amel edilirse, onunla amel edenlerin ecri ve mükâfatı ondan hiçbir şey eksilmeksizin aynen kendi amel defterine yazılır” (İbn-i Mâce, Mukaddime, 14) buyurarak hayırlı iş ve güzel adet ile yenilikleri teşvik etmiştir.

Önceleri peygamberimizin (sav) mescidinde kandil bulunmuyordu. İlk olarak Hıristiyan asıllı olup sonra Müslüman olan Temim-i Dârî (ra) İran’dan gelirken bir kandil getirerek Mescid-i Nebeviye getirdi ve yatsı namazında yaktı. Sahabelerden Abdullah b. Mesud (ra) kiliselerde bulunduğu için bunu tereddütle karşıladı. (Heysemi, Zevaid, 2:15) Ancak peygamberimiz (sav) mescidinin kandille aydınlandığını görünce çok sevindi. Temim-i Dariye dua etti. (Buhari, Salat, 22; Müslim, Salat, 272; Heysemi, Zevâid, 2:15) Daha sonra sahabeler ve müslümanlar yenilikleri güzel karşılamaya ve gerek mescitleri, gerekse ihtiyaçları kolaylaştırmak için insanlara hizmet etmeye devam ettiler. Emeviler döneminde mihraplar ve minareler camilere ilave edildi. (İslam Ansiklopedisi, Mihrap ve Minber Maddesi, 8:325)


Etiketler:  İlim Fen Teknik Teknoloji Sünnet Bid'at Kuvvet Atmaktır İlim Çinde de olsa alınız Hikmet Yenilikler Teknik Gelişmeler
Devamını oku...
 
Nur Ayetinin Risale-i Nur İle Alakası PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 07 Nisan 2011

M. Ali KAYA
“Risale-i Nur” ve Risale-i Nurun membaı olan “Hizb-i Nuri” ve “Cevşenü’l-Kebîr” okunduğu zaman kâinat dile gelmekte ve açıklanan her bir ism-i ilâhi bu kâinattaki bir âlemi nurlandırdığı görülmektedir.
Zulümat karanlıklarını izale etmekte, gafleti ve bu gaflete sebebiyet veren tabiatları ve tağutları parça parça etmektedir. Ehl-i dalaletin boğulduğu tabiat perdesinin arkasında “Tevhit Nurları” görünmekte ve orayı nurlandırmakta olduğu hem göze, hem akla, hem diğer duygulara görünmektedir.

Risale-i Nur kâinatı baştanbaşa âyineler hükmünde tecelliyat-ı esmaya mazhariyetlerini öyle göstermektedir ki gafletin imkânı olmamaktadır. Böylece Risale-i Nurlar kâinat kadar geniş bir mertebe-i huzuru anlayarak okuyanına kazandırmakta ve kâinat genişliğinde bir ubudiyet dairesi açmaktadır. (Kastamonu Lâhikası, 2006, s.332)


Etiketler:  Nur Risale-i Nur Nur Ayeti Cevşen Hizb-i Nuri Nur-u İlâhi Nur-u Kurani Vahy İlham
Devamını oku...
 
Nur AyetininTefsiri PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 07 Nisan 2011

M. Ali KAYA
“Allah göklerin ve yerin Nuru’dur. O’nun nuru içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer ampul gibidir. O ışık cam bir fanus içindedir. Cam ise sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Onun ışığı ne doğudan ve ne de batıdan gelmeyen bereketli bir zeytin ağacındandır. Ateş değmediği halde her yeri aydınlatır. O nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. Allah insanlara misaller vererek gerçekleri açıklar ve Allah her şeyi bilir.”
(Nur, 24:35)

Nur, Allah’ın hidayetidir. Hidayetin vesilesi ise kâinattaki deliller, yani Allah’ın ayetleridir. Kur’ân ve peygamber ilâhi hidayetin araçlarıdır. Bu nurun güneşe değil de kandile benzetilmesi hidayete muhatap olan insanın kalbindeki ve kafasındaki Allah bilgisi ve din bilgisidir. Ancak bu kişinin kendisinde olan duyguları kullanması ve kuvve-i kutsiye olan vahye yönelmesi iledir.


Etiketler:  Nur Ayeti Nur Nur Ayetinin Tefsiri Misbah Zücace Kuvve-i Kutsiye Ruh Şecere-i Mübareke Nur Üstüne Nur
Devamını oku...
 
Ruh ve Ruhun Fonksiyonları PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 07 Nisan 2011

M. Ali KAYA
Ruh, hayat, akıl, şuur ve kalpten ve bunlara bağlı olan duygulardan mürekkep bir hakikattir ve ilâhî bir nefhadır. Hayat varsa ruh da vardır.
Ruh hayatın tekamülüne göre tekamül eder. Bediüzzaman Said Nursi Ruh’u “Zihayat, zîşuur, nurânî, vücud-u hârici giydirilmiş; câmî, hakikattar, külliyet kesbetmeye müsait bir kanun-u emrî” (Sözler, 2004, s. 842) olarak tarif eder. Ceset ruhun hanesi ve libasıdır. Ceset ruha dayanarak ayakta kalır. Ruh ise bizatihi kâimdir. Ceset harap olsa ruh daha ziyade serbest olur ve melek gibi göğe uçar. (Barla Lâhikası, 2006, s.416)

Bedenin azaları olduğu gibi ruhun çeşitli duyuları, duyguları ve fonksiyonları vardır. Bunları bazılarını şöyle sıralayabilir.


Etiketler:  Ruh Ruhun Fonksiyonları Akıl Hayal Hafıza Fikir Hayat Kuvve-i Kutsiye
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 42