| İnsan, Toplum ve Demokrasi |
|
|
|
| Cuma, 11 Mart 2011 | |
|
M. Ali KAYA İnsanlar hukuk bakımından eşit olmakla beraber kabiliyet, zekâ, kuvvet ve akıl bakımından farklı ve birbirlerine üstündürler. Sosyal hayatta sınıflar ve statüler ancak bu şekilde oluşur. Toplumdaki insanlar da ikiye ayrılırlar. Kabiliyetli ve becerikli olanlar, kabiliyetsiz ve beceriksiz olup yardıma ihtiyaç duyanlar. Kuvvetli ve güçlü olanlar zayıflara yardım etmek, zayıflar da ihtiyaçlarını giderebilmek için güçlülerden yardım istemek durumundadır. Buradan idareciler ve idare edilenler olmak üzere iki sınıf doğuyor. Bir toplumu tek bir kişi idare ediyorsa buna “Monarşi” yani krallık denir. Üstün, elit ve zengin bir zümre idare ediyorsa buna “Oligarşi” yani elitlerin idaresi denir. Şayet asker idare ediyorsa buna “Militarizm” yani askeri idare denir. Şayet toplum idarecisini kendisi hür seçimle liyakat ve hakkaniyet üzere seçerek oluşturduğu parlamento ve meclisle idare ediliyor ise buna da “demokrasi” denir. Demokratik yönetimlerde de hak ve hürriyetlerin kötüye kullanımı ile propaganda ve çeşitli oyunlarla halkı yanıltma ve aldatmalar olabilir. Toplum bilinçlendikçe ve sağlıklı düşünebildikçe bunların önüne geçme imkânı vardır. Demokrasiyi ve kurumları olan siyasi partileri ve parlamentoyu kendi emellerine alet etmeye çalışan askerler, elitler, bürokratlar ve çeşitli kesimler elbette olacaktır. Ancak demokrasi açık rejim olduğu için her şey halkın gözü önünde cereyan eder ve halk bir müddet aldanır; ama devamlı aldatılamaz. Bu nedenle demokrasi çok sesli ve karmaşık bir rejimdir. Demokrasiyi sağlıklı bir şekilde işletebilmek ancak uzun bir demokrasi süreci ve toplumun “demokrasi kültürünü” zaman içinde kazanması ile mümkündür. Demokrasi kültürü nedir? Demokrasi kültürü, “konuşma, anlaşma ve uzlaşma” ve “barış içinde yaşama” kültürüdür. Farklılıkları kabullenme ve daha ilerisi farklılıkları zenginlik olarak görebilme, hürriyet içinde yaşama ve karşılıklı haklara saygı göstermedir. İnsanları insan olarak görme ve insan olduğu için saygı gösterme kültürüdür. Demokrasi karşılıklı saygı ve sevgi ile gelişir. “Büyükleri saymak, küçükleri sevmek ve benden değil diye dışlamamak” “ötekileştirmemek” “bireysel ve toplumsal farklılıkları kabul etmektir. İslama göre “inananlar kardeş” inanmayanlar da “insanlıkta eşit” olarak kabul edilir. Her insan, insan olarak yaratılmış olması ile saygıyı ve hürmeti hak eder. Çocuk on beş yaşına kadar zaten masumdur ve hangi din ve inanç üzerinde olursa olsun ölürse Allah katında günahsız kabul edilir ve cennete girer. Böyle masum bir insana yapılacak her türlü haksızlık elbette büyük günahtır. Yaşlılar zaten hürmete layıktır. Diğerleri de ilimleri, insanlara ve insanlığa yaptığı katkıları ve güzel ahlakları ile derecesine göre saygıyı hak ederler. Haksızlık ve zulüm yapanlar inanan veya inanmayan kim olursa olsun hak ettiği cezayı çeker. Bu konuda ayırım yapılmaz. Nitekim peygamberimiz (sav) “İnsanlar hukuk karşısında tarak dişleri gibi eşittir. Fazilet bakımından ise merdiven basamakları gibi derece derecedir” buyurarak insanlar arasında ayırım yapılmayacağını belirtmiştir. Din bunu emrederken demokrasi de hukuk ve insanlık adına bu amacı gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Böylece hukuk ve insana hizmet bakımından aklı esas alan felsefe ile din aynı noktada birleşmiştir. Demokratik kültür demek hukuka saygı, ilme ve tekniğe önem ve insanlığa hizmet konusunda belli bir kültüre ulaşmak demektir. Sonuçta demokrasinin amacı olan insana hizmet dinin de amaçlarından birisidir. Peygamberimiz (sav) “İnsanların hayırlısı insana yardım edendir.” “kavmin efendisi ona hizmet edendir” buyurarak bunu açıkça belirtmiştir. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri de “Demokratlık ve Hürriyet-i Vicdan İslamiyet’in bu kanun-i esasisine dayanabilir” demektedir. Etiketler: Demokrasi İnsan Hakları Medeniyet Hukuk Toplum Monarşi Oligarşi Militarizm Adalet İnsana hizmet |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|