Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Felsefe arrow MİMSİZ MEDENİYET
Advertisement
MİMSİZ MEDENİYET PDF Yazdır E-posta
Cuma, 07 Mart 2008
Yazı Index
MİMSİZ MEDENİYET
Sayfa 2
M. Ali KAYA

1876 Fransız İhtilal-i Kebiri ile uyanan batı, Hıristiyan taassubunu ve kilisenin istibdadını kırarak “Fikir Hürriyeti” ile yeni bir medeniyetin temellerini attı. Fikir hürriyeti ilmi gelişmelerin önünü açtı. Kralların ve idarecilerin bilginlere ve kaşiflere değer ve destek vermesi de maddi gelişmeyi ateşledi. Buharlı gemilerin icadı ve demir ile kömür madeninin İngiltere’de ortaya çıkması İngilizlerin de bundan istifadesi sömürgeciliğe, bu da zenginliğe sebep oldu.

Batıdaki bu gelişmeler buna ayak uyduramayan Osmanlı’nın yıkımını hızlandırdı. Petrolün keşfi ve petrol ile çalışan makinelerin icadı da batının medeniyeti sömürgeciliğe alet etmesine ve sonuçta iktidar mücadeleleri de birinci dünya savaşına sebep oldu.

Diğer taraftan “Emek-Sermaye” mücadelesi “Kapitalizm ve Komünizm” mücadelesi şeklinde dünyada tesirini göstermeye ve tüm insanlığı etkilemeye başladı. Tek İslam devleti olan Osmanlı da bundan ister istemez etkilendi. Matbuat ve Radyo gibi kitle iletişlim vasıtaları da fikir mücadelelerine büyük bir güç verdi. Vahşî Batı bütün gücü ile Osmanlı’ya yüklenince kaçınılmaz son kendini gösterdi. Tüm dünyada helaket ve felaket kol geziyordu.

İşte böyle bir ortamda “helaket ve felaket asrının adamı” olan Bediüzzaman “mukadderat-ı İslam için kurulan bir meclis-i misaliye” davet edilir. “Bu mağlubiyetin sonu ne olacak?” diye soruldu.

Asrın sahibi, müceddidi ve vekili olarak Bediüzzaman cevap verdi: “Musibet mutlak şer değildir. Bazen saadette felaket olduğu gibi, felaketten de saadet çıkar. İslamın istiklali ve ilây-ı kelimetullah için farz-ı kifaye olan cihat görevini yapan ve hilafetin bayraktarı olan Osmanlının felaketi gelecekte İslam dünyasının saadeti ile telafi edilecektir. Zira şu musibet İslam kardeşliğinin inkişafını tacil etti. Avrupa üzerimize geldikçe Müslümanlar İslam kardeşliğine ve birliğe olan ihtiyacını anlayacaktır. Bunun sonucu olarak önce bağımsızlık sonra da İslam kardeşliği çerçevesinde bir araya gelme ihtiyacı doğacaktır. Yirmi ölsek üç yüz dirileceğiz. Harikalar asrındayız. Biz bu mağlubiyetle geçici saadeti kaybettik ama gelecek devamlı bir saadet bizleri beklemektedir” şeklinde cevap verdi.

Meclis izahını isteyince şöyle devam etti:

Devletler milletler muharebesi tabakat-ı beşer muharebesine yerini terk ediyor.” İnsanlık artık yeni bir döneme girdi. Komünizm ve kapitalizm insan tabakalarını etkilemektedir. Devlet ve sınır tanımamaktadır. Ama insanlık kısa zamanda bunu da aşacaktır. Komünizmin esaretini kabul etmeyeceği gibi, kapitalizmin ücretine de tenezzül etmeyecektir. “Zira beşer esir olmak istemediği gibi, ecir olmak ta istemez.” Hürriyetler asrındayız. Bu hürriyet mücadelesinde terazinin hürriyet kefesi ağır gelecek, istibdat ve esaret zincirlerini kıracaktır. İslamın fıtratına uygun olan hürriyettir, Müslümanlara yakışan da hürriyet mücadelesinde yerlerini almaktır. Biz mağlup olmakla bu yola girdik. Galip olmuş olsaydık hasımlarımızın elinde bulunan cereyanlara kendimizi kaptırır ve onların hakimiyeti için çalışırdık. Bu da bizim için çok büyük bir felaket olurdu” şeklinde cevap verdi.

Gerçekten de kapitalizm ve komünizm elinde insanlığın fıtratına aykırı ve zararına çalışan bu medeniyet ki biz ondan hep zarar gördük, kötülükler iyiliklerine galip geldiğinden insanlığın uyanması ile çökmeye ve yıkılmaya ve dirilmemek üzere ölmeye mahkumdur. Nitekim öyle oldu. Komünizm o kadar baskı ve istibdada rağmen 70-80 senende yıkıldı. Vahşi batı kapitalizmi de sefih, inatçı ve gaddar olan medeniyeti ile yıkımını hazırlamaktadır.


Biz galip gelmekle galibiyetin sebebi olan bu iki cereyandan birisine kendimizi kaptıracaktık. Sonra da Asya’ya ve İslam dünyasına kabul ettirmeye çalışacak ve geleceğimizi karartmış olacaktık. Günümüz İslam dünyası “Hürriyet Mücadelesinde” yerini almakla gelecekte İslamdan kaynaklanan büyük bir medeniyetin temellerini atmış olmaktadır. Günümüzün mimsiz batı medeniyeti yıkılırken, İmandan ve Kur’andan kaynaklanan gerçek medeniyete yerini terk edecektir.


 
< Önceki   Sonraki >
HüRRIYET
KAPITALIZM
MEDENIYET
FIKIR HüRRIYETI