Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow AMELSİZ İLMİN ZARARLARI
Advertisement
AMELSİZ İLMİN ZARARLARI PDF Yazdır E-posta
Cuma, 19 Haziran 2009
M. Ali KAYA
Bilgisiz ve basiretsiz amel eden kimse nereye gittiğini bilmediği bir yola giren kişi gibidir. Ne kadar hızlı gitse o derece hedefinden uzaklaşır. Ne kadar amel işlerse işlesin kendisine fayda sağlamaz. Allah ancak bilgiye dayanan bir ameli ve amelle desteklenen bir ilmi kabul eder. Bilgi insanı amele götürür. Ameli olmayanın bilgisi olmaz, yani ansiklopedik bilgisi vardır ama pratikte uygulanmadığı için detaylar konusunda bilgisi eksik olur. Böyle bir bilgi de işe yaramaz.

Bilgisiz amel insanı fesada götürür. Bilgisizce amel edenin yıktıkları yaptıklarından fazladır, zararı faydasından çoktur, ifsadı ıslahından fazla olur. Bu sebepledir ki Hz. Ali (ra) “Âlimler ikiye ayrılır. Birincisi, bilen ve bildiği ile amel eden bilgindir. Bu kurtuluşa erer. İkincisi, bilir ama bildiği ile amel etmez. Bu ise helak olur” demiştir. Heva ve hevesine uyarak ameli terk eden âlimden daha bedbaht kimse olamaz. Zira kendisi bildiği ile amel etmemiş ve helak olmuştur; ama kendisinin öğrettiği cahil onunla amel etmiş ve kurtuluşa ermiştir. İnsanı cahillerin derecesine indiren şey, cahiller gibi dünyalık peşinde koşmak ve onlar gibi heva ve hevese uyarak dünyalık peşinde koşmaktır.

İlim amel edildikçe artar. Nitekim peygamberimiz (sav) “Bildiği ile amel edene Allah bilmediğini öğretir” buyurmuşlardır. Bilgin bildiği ile amel etmez ve onu başkasına öğretmeye çalışmazsa o zaman ilim onu terk eder. Zamanla cahillerden olur. Bu hususu da peygamberimiz (sav) “Kişi öğrendiği müddetçe âlimdir, biliyorum diye öğrenmeyi ter ettiği zaman cahildir” hadisi ile bize öğretmiştir.

 İlim amelden ayrılmaz. Bilen amel eder, amel ettikçe ilim artar. Bir şeyi bilen yapar, yapan detayları da öğrenme ihtiyacı hisseder. Bu sebeple ilmi artmaya devam eder. Bildiğini yapmayan kimsenin öğüdü ve öğretmesi de kalplere tesir etmez. Tıpkı yağmurun kaya üzerinden kayıp gittiği gibi kalbe tesir etmeden unutulur gider.

Peygamberimiz (sav) “Kişinin ilmi artar da Allah korkusu ve Allah’a olan yakınlığı artmazsa Allah’tan uzaklığı artar” buyurdular. İlim amel etmek ve Allah’ın rızasını kazanmak için öğrenilmelidir. Bu da bildiği ile amel etmeye ve uygulamaya bağlıdır. Allah insanları bildiklerini uygulayıp uygulamadıkları ile sorumlu tutacaktır.
 
Nice ilimler vardır ki sahibinin kibrini ve küfrünü artırır. İlim böylece kişiyi dalalete sürükler. İşte bu nevi ilimden peygamberimiz (sav) Allah’a sığınmıştır. Nitekim şeytan ilminden dolayı meleklerin katına yükselmişti, ama bu ilim onu Allah’ın emrine itiraz etmeye cesaret vererek Allah’ın lanetine uğramasını netice verdi.

Bir kimsenin ameli ilmine uygunsa onun kurtuluşuna hükmedilir. Allah katında amel kişinin kurtuluşuna ve azabına delildir. Allah cenneti lütfundan vermekle beraber adaletini göstermek için cezayı sadece imansızlığından ve amelinden dolayı verir ve amelini de şahit tutar. 

Hz. Ali (ra) “Bildiklerinizle amel edin ki doğru yolda olmuş olasınız. Tereddüt etmeyin ki kuşkuya düşmeyesiniz. Şüpheye düşerseniz bu sizi küfre kadar götürebilir. Nefsin ürettiği bahanelerden dolayı ona ruhsatlar vermeyin. Böyle yaparsanız gevşersiniz. Hakta gevşeklik göstermek ise insanı hüsrana uğratır. Dinde derin kavrayış sahibi olmak hakkın bir göstergesidir. Dini iyi anlarsanız aldanmazsınız. Nefsinize çokça öğüt veriniz ki rabbinize itaat etsin. Nefsini aldatan hakka karşı isyan etmiş olur. Allah’a itaat eden güvencede olur. Allah’a isyan eden ise sonunda pişman olur” demiştir.

İki insan doymaz, birincisi dünyayı isteyen, ikincisi de ilmi isteyen. Dünyayı isteyen helale kanaat ederse selamette olur. İlmi isteyen de ehlinden öğrenir de gereğince amel eder ve ilmini dünyaya alet etmezse kurtulur. Aksi takdirde helak olur. Kim ilmi dünyalık elde etmek için öğrenirse onun ahirette payı olmaz, ancak ilim sahibinin ihlâsa ve ahrete yönlendirir. Bunun için her ne suretle olursa olsun ilimden vazgeçmemek gerekir. Kim ilmi ahiret için ve Allah için öğrenir ve bunu da Allah için yayarsa o da hem dünyada hem ahirette sonsuz mükâfatı hak eder.

Dünyaya talip ve siyasete meftun bir ilim adamını görürse onun bilgisinin eksik ve yetersiz olduğuna hükmedebilir. Zira bir şeyi aşırı seven kör ve sağır olur. Sevdiğinin kusurunu görmez ve yanlışını işitmez. Âlimler dünyaya dalmadıkları ve siyasete bulaşmadıkları sürece güvenilir insanlardır. Âlimin dünyayı sevmesi, ilmini kazanç vasıtası yapmasıdır. Siyasete girmesi de bir sultana tabi ve alet olmasıdır. Bir sultana itaat eden ve tabi olan kimseyi dininiz açısından sakıncalı biri olarak görmek yanlış değildir.

Kim de böbürlenmek ve başkalarına üstün gelebilmek ve böylece insanların teveccühünü kazanmak için ilim öğrenirse cehennemdeki yerini şimdiden hazırlamış olur.


Bütün bu anlatılanlar ayet ve hadislerden alınmış ve İslam bilginlerinin sözlerinden yola çıkarak yazılmıştır.

Etiketler:  İlim Amel Bilgi Uygulama Hz. Ali Âlim Alimler
 
< Önceki   Sonraki >
HZ. ALI
ÂLIM
İLIM
BILGI
AMEL
ALIMLER