Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
DİN NEDİR? PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 01 Ağustos 2009
Yazı Index
DİN NEDİR?
Sayfa 2

M. Ali KAYA
Din, lügat anlamı olarak “itaat, hesap verme, hüküm ve ferman, millet, şeriat, ceza ve mükâfat günü, hesap, boyun eğme” gibi anlamlara gelmektedir. Genel kabul gören mana ise yaratıcının kuluna mesajı ve kulun yaratıcısına boyun eğmesidir. Buna ulûhiyet ve kulluk münasebeti demek daha doğru olacaktır. Dinin iki temel kavramı vardır. Bunlar “İman” ve imanın gereği olan “itaat”, yani ibadettir. Bütün dünyada din denince kabul gören ve anlaşılan “inanç ve Allah'a giden yol”un din olduğu hususudur.

Kur’ân-ı Kerimde din, “tevhid, şeriat, İslam, itaat, hesap günü ve millet” anlamında kullanılmıştır. Din günü, “yevmü’d-din” kelimesi ceza ve hesap günü anlamında iki ayette geçer. (Fatiha, 1:4; Zariyat, 51:6) “Millet-i İbrâhim” ifadesi “İbrahim’in (as) tevhidi esas alan dini” anlamında da geçmektedir. (En’âm, 6:161) “Hanif ve Müslüman” tabiri ile beraber (Hac, 22:78) geçtiği de dikkate alınırsa dinin tevhidi esas alan ve insanları Allah'ın birliğine inanmaya davet eden, şirkten sakındıran ilâhî kaynaklı iman ve inanç olduğu anlaşılır. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Allah yolunda gereği gibi cihat edin. Sizi o seçti ve size babanız İbrahim’in Müslüman olarak isimlendirdiği dinde size hiçbir zorluk yüklemedi. Öyle ise namaz kılın ve zekât verin. Allah'a yönelin. Sizin Mevlâ’nız O’dur. O ne güzel mevlâ ve ne güzel vekîldir” (Hac, 22:78)


Dinin iman ve bunun gerektirdiği ibadet ve ahlak olarak tanımlamak ve anlamak daha doğrudur. Çünkü Allah'a iman eden elbette ona itaat edecek, itaat yolları içinde en güzeli Muhammed’in (as) takip ettiği yoldur. Bunun için yüce Allah “Resule itaat Allah'a itaattir” (Nisa, 4:80) buyurur. Bu durumda din “Kişinin peygambere itaat ederek Allah'a bağlı bir hayat sürmesidir.” (Bakara, 2:193; Enfal, 8:39)

Kur’ân-ı kerim dinin “Tevhit” esasını kabul eden ve bir olan Allah'a teslimiyeti ifade eden “İslam” dini olduğunu kabul eder. (Âl-i İmran, 3:19, 85, 99) Allah katında din İslam’dır (Âl-i İmran, 3:19) ve Allah İslam’dan başka dini kabul etmez. İslam’dan başka din arayan ahirette büyük bir hüsrana maruz kalır. (Âl-i İmran, 3:85)

Yüce Allah mabuddur, kul ise ona itaat eden “abd” ve kuldur. İbadet demek itaat demektir. İtaat eden kula “âbid” denir. Din ise “Ubudiyet” yoludur. Din Allah tarafından gelir ve kul ile Allah arasındaki ve kul ile mahlûkat arasındaki münasebetleri tanzim eder. Bunun için dinde “İman, ibadet, hukuk, ahlak ve muamelat” ile ilgili bütün hususlar vardır. Olmayan da dinin ölçülerine göre akıl tarafından belirlenir ki bu da “Şeriat” adını alır.

Dinin Tanımı:
Din, tanımı yapılan en zor kavramlardan birisidir. Zira tanım bir şeyin anlaşılması için yapılır. Yeryüzünde pek çok farklı din olduğu ve her din mensubu kendi anlayışına göre dinin tanımını yapmak istediği ve bir diğer tanımı kabul etmekte zorlandığı için ortak bir tanıtma birleştirmek mümkün olmamaktadır.

Kapsamlı bir tarif yapabilmek için her şeyden önce “Hak Din” kavramında birlik sağlamak gerekecektir. Dini sadece sosyolojik, antropolojik ve psikolojik yönden ele alan batılıların yaklaşımı ile dini anlamak mümkün olmadığı için doğru bir tarif yapmaları elbette imkânsızdır. Şahsî tecrübeler de bu konuda yetersiz kalmaktadır. Ferdî tecrübe, zihnî, hissî ve tabbüdî unsurlardan yola çıkarak yapılacak bir tarif de insanların anlayışlarını ortaya koymaktan öte bir anlam taşımaz.

Her şeyden önce din bir eğitim kurumudur. Hayvanları dünyaya belli şeyleri yapmak için bilgili bir şekilde gönderen yaratıcı, insanı hiçbir şey bilmeden dünyaya göndermektedir. Burada hayvanların bildikleri yapmak ve uygulama amacına hizmet etmeleri, insanın da öğrenme amacına göre eğitim alması için dünyaya gönderildiği sonucunu çıkarmaktayız. Bu durumda insanın vazifesi “taallümle tekemmüldür.” Hal böyle olunca din de öğrenilecektir. Allah dünyayı insan için bir okul olarak yaratmıştır. İnsan yaratılıştan kendisine verilen kabiliyetleri eğitim ve tecrübe ile geliştirerek yaratılış amacına hizmet edecektir. Din Allah tarafından insanlara inzal edilen kitapların istediği bir hayat olunca dinin vazıının Allah olduğu açıkça ortaya çıkar. Allah insanlara dünyanın yaratılış amacını ve insanların dünyaya gönderiliş gayesini öğretmek ve vazifelerini hatırlatmak için muallim olarak peygamberleri göndermiştir. Onlara bizzat öğretecekleri şeyleri kendisi öğretmiştir. Sonra kendilerinden sonra insanlara yol gösterecek kitapları bizzat kendisi inzal buyurmuştur. Bu durumda dünya okulunda insanın okuyacağı kitabı ve örmek alacağı öğretmeni Allah seçmiştir. İşte Allah'ın kitabına ve peygamberin örnek yaşayışına ve öğretilerine yani sünnetine uygun yaşamaya din denir.

Dinin temel kavramları kutsal kitaba ve peygamberlerin öğretilerine uygun bir şekilde anlaşılmazsa o zaman insanların heva ve heveslerine, düşünce ve felsefelerine, beklenti, ihtiyaç ve korkularına göre farklı anlayışlar ortaya çıkar ki bu durumda gerçek ortada kaybolur. Din yerine pek çok felsefî ekoller ve batıl inanç ve düşünceler meydana çıkar. Günümüzde dinin tarifinde ve anlayışında yaşanan farklılıklar ve ihtilafların sebebi budur. Allah'ın yerini tabiatüstü varlıklar, melek kavramı yerine tabiat güçleri ve tabii kanunlar, peygamber kavramı yerine bilginler ve filozoflar, ibadet yerine ayin ve törenler, kutsal kitap yerine ahlâkî öğretiler, ilim yerine görüşler ve inanç yerine hurafeler ortaya çıkar.

İslam bilginleri dinin tarifini Kur’ân-ı Kerim ve peygamberimizin (sav) hadisleri çerçevesinde yapmışlardır. Buna göre “Hak Din: Akıl sahibi insanları iradeleri ile hayra götüren ilâhî kaynaklı öğreti, iman ve amel-i salihdir.” İlâhi kaynaktan gelmeyen hiçbir öğreti ve düşünce sistemi din olarak nitelenemez.  

Dinin Kaynağı:
Dinin kaynağı vahiydir. Vahiy ise vasıtalı ve vasıtasız olarak insanların en seçkinleri olan peygamberin kalbine Allah'ın konuşmasıdır. Allah'ın dini birdir. O da ilk insan Hz. Âdem’den son peygamber Hz. Muhammed’e (sav) kadar bütün peygamberlere Allah'ın öğrettiği “Tevhit” dinidir. Bu dine “İslam” dini denir. Bir olan Allah'a teslimiyeti esas alır. Bu dinin iman esasları altı olup asla değişmez. Zira “İman” bu altı esasın mecmuundan meydana gelen bir hakikattir. Bir esasının eksik olması imanı ortadan kaldırır.

Allah'a inanan elbette ona itaat edecektir. İtaat ise yine Allah'ın istediği şekilde ve peygamberin uyguladığı biçimde olacaktır. Bunda dinin ikinci kısmı olan “Salih Amel” adı verilir. Salih amel kulu Allah'a yaklaştırır ve rızasını kazandırır. Salih amel, muamelât, ibadet, ahlak ve cezaların tümünü içine alır.

Böylece dinin iki kanadı olan “İman” ve “Amel-i Salih” her yönü ile ilâhî kaynaklıdır. İnsanların akıllarının ve düşüncelerinin ürünü değildir. Batıl inançlar, ameller ve davranışlar hak dinin yanlış anlaşılmasından ve ilâhî kaynaklı dine insan düşüncesinin karışmasından ortaya çıkar. Hak din ilâhi olduğu için bir tane, batıl dinler ise din konusunda akıl ve düşünce üretenlerin sayısınca çoktur.

Dinde iman esasları değişmez; ancak zamanın şartları, insanların ihtiyaçlarına göre ilâhî amirler ve yasaklar, yani amele ve muamelâta ait hususlar değişebilir. Bu değişen kısma “Şeriat” denir. İnançlar değişmez, ama şeriatlar değişir. Bunun için bütün peygamberlerin inançları bir şeriatleri farklıdır.


 
< Önceki   Sonraki >
DIN
SALIH AMEL
ŞERIAT
İMAN
İSLAM
PEYGAMBERLER
TEVHIT
KUR'AN
DIN NEDIR
HANIF DINI
BâTıL DIN
HAK DIN
İSLAM DINI
UBUDIYET