M. Ali KAYA
Ezan, haber vermek anlamına gelmektedir. İslam dini dilinde ise farz namazların vaktini bildiren ve namazın kılınacağını haber veren ezana mahsus kutsî kelam ve kelimelerdir. Hicretin birinci senesinde Mescid-i Nebevinin inşasından sonra meşru kılınmıştır. Farz değildir; ancak “Şeâir-i İslamiye” denilen İslam alametlerinin birincilerinden olduğu ve topluma bakan mühim hikmetleri bulunduğu için şahsi farzlardan daha önemlidir.
Ezanın kelamları ve kelimeleri vahye dayandığı, Kur’ân-ı Kerimde geçen ve vahiyle nazil olan kutsî kelime ve kelamlar olduğu için “Vahiy dili” dışında okunması ezan sayılmadığı için tercümesi onun yerine okunması câiz değildir. Zira ezanın hikmeti sadece namaza davet değildir ki ilan ve aklın anlaması yeterli olsun. Belki dinin en önemli şeâirleri, imanın esasları ve hakkaniyetinin delilleri olan “ Kelime-i Tevhit” “Kelime-i Şahadet,” “Salat” yani namaza çağrı, “Felaha” yani kurtuluşa davet ve “Allahü Ekber” yani, Allah’ın her hususta kudretini ve büyüklüğünü ihtar ve ilan olduğu, ve bunu en güzel şekilde şeâir olarak “Vahiy dili” olan Arapça ifade ettiği için din ve vahiy dili dışında ezan okumak ve kamet getirmek asla câiz olmaz. Bu durumda ezan okunmuş ve kamet getirilmiş sayılmaz. İslam bilginlerinin ittifak ettiği görüş budur.
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Namaza davet edildiğiniz vakit” buyurarak ezandan bahsetmiştir. Peygamberimiz (sav) hadisleri ile ve müfessirler yorumları ile bu ayeti “Ezan okunduğu zaman” şeklinde tefsir etmişlerdir.
Peygamberimiz (sav) “Namaz vakti girince biriniz ezan okusun ve büyüğünüz size namaz kıldırsın” buyurdular. Bu hadise göre İslam bilginleri “akıl-baliğ herkes ezan okuyabilir ama namaz için liyakat şartı aranır” demişlerdir.
İslam bilginlerinden bazıları ezanın “Farz-ı Kifaye” olduğunu söylemişlerdir. Ancak “Şeâir-i İslamiye” ve “Sünnet-i Müekkede” olduğu konusunda “İcma” vaki olmuştur. Vakit namazları için Sünnet-i Müekkede olan ezan ve kamet cenaze ve nafile namazlar için sünnet değildir. Bu nedenle Cenaze Namazı için ezan okunmaz ve kamet getirilmez. Ezan yerine “Sala” okunması tavsiye edilmiştir. Cumhur-u Ulemaya göre cemaat için “Sünnet-i Müekkede” olan kamet fert için ve tek başına kılanlar için de “Sünnet-i Müekkede”dir. Terk edilmesi caiz değildir. Aynı şekilde kaza namazları için de Sünnettir. Birkaç kaza namazı beraber kılınacak ise bir ezan okunur ve her namaz için kamet yapılır.
Kadınların ezan okumaları sünnet değildir. Ancak Şafi ulemasına göre kadınlar ferdi olarak kılacakları farz namazdan önce kendi işitecekleri şekilde kamet getirirler.
Peygamberimiz (sav) ezanın cümlelerinin ikişer defa, kametin ise birer defa okunmasını emretmişlerdir. Ancak kamette “Kad kâmeti’s-salat” cümlesini iki defa söylemesini bizzat peygamberimiz istemiştir. Bu hadisi esas alan İmam-ı Şafi ve Ahmed b. Hambel (ra) kametin cümlelerini birer birer okunmasına hükmetmiştir.
Ezan okunurken müezzinin okuduklarını tekrar etmek ve sonunda “Ezan Duası” olan “Vesile” duasını okumak sünnettir. Peygamberimiz (sav) “Ezana icabet edin ve müezzinin söylediklerini siz de dinleyerek tekrar edin ve bana vesile duasını okuyun” ferman buyurmuşlardır. Ancak emrin tekrarı adaba aykırı olduğu için “Hayyeal es-salah” ve “Hayyaal el-felâh” yani “Haydi namaza koşun” “Haydi kurtuluşa koşun” cümlelerinde dinleyen “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahî’l-aliyyi’l-azîm” demeleri menduptur, yani sünnettir.
Ezana icabet de iki şekilde olur. Birincisi, “kavlî” icabettir. Bu ezanı dinlemek ve tekrar etmektir. İkincisi, “fiilî” icabettir. Bu da ezanı duyduğu zaman camiye gitmek ve cemaate iştirak etmektir. Ezanda sadece dinleyerek kalben icabet yeterli olmayıp, kendi işiteceği kadar dil ile söylenmesi menduptur.
Ezanın Meşru Kılınması:
Müslümanlar Medine’ye geldikleri zaman bir araya gelip namaz kılıyorlardı. Mescid-i Nebevinin inşasından sonra peygamberimiz (sav) peygamberimiz (sav) sesinin gür ve güzel olmasndan dolayı Hz. Bilâl-i Habeşî’ye “Ey Bilâl kalk insanları namaza çağır” buyurdular. O da “Essalâtü Câmia” yani “Namaz için toplanın” diye sokaklarda gezerek mü’minleri namaza davet ediyordu.
Peygamberimiz (sav) bir gün mü’minleri namaza nasıl davet edecekler konusunda sahabeleri ile istişare etti. Kimisi “Çan çalalım” kimisi, “Boru öttürelim” ve kimisi de “Ateş yakalım” gibi teklifler ileri sürdüler. Peygamberimiz (sav) “Yahudi, Hıristiyan ve Mecusi adetidir. Müslümanlığa ve Müslümanlara yakışmaz. İslam’ın izzetini ortaya koyacak güzel bir davet usulü belirleyelim. Herkes bu konuya kafa yorsun” buyurarak sahabelerini gönderdi.
Sahabeler kafalarında ne yapmaları gerektiği ve nasıl bir teklif götürmek gerektiği konusunda düşünerek evlerine gittiler ve uyudular. Abdullah b. Zeyd ve Hz. Ömer (ra) rüyalarında bir adamın “Allahü Ekber, Allahü Ekber, Eşhedü en Lâ ilâhe illallah, Eşhedü enne Muhammeden Resulullah, Hayyeal es-Salah, Hayyeal el-felah, Allahü Ekber, Lâ ilâhe illallah” diyerek ezan okuduğunu gördüler. Sabah erken gelip peygamberimize (sav) haber verdiler. Abdullah b. Zeyd rüyadaki kişinin iki defa bunu okuduğunu birincisinde kelimeleri ikişer defa, ikincisini birer defa okuduğunu söyledi. Peygamberimiz (sav) bunu beğendi ve “Bu hayırlı bir rüyadır. Bunu Bilâl’e öğretin. Böyle ezan okusun” buyurdular.
Ezan başlı başına bir ibadettir. Sadece namaz vaktini duyurma aracı değildir. Bu nedenle her cemaatin bir müezzini olması ve ezanı okuması sünnettir. Merkezi ezan bu nedenle bir ezan sayılır. Bu da bir çok sünnetin yapılmasını engeller. Bu nedenle caiz değildir. Hatta ezan için cemaat şartı dahi yoktur. Bir fert tek başına namaz kılacak olsa yüksek sesle ezan okuması sünnettir.
Ezanın Sünnetleri:
1. Yüksek bir yere çıkarak okumak. Peygamberimiz (sav) Bilâl-i Habeşî’yi ezanın daha uzaklara duyulması için yüksek bir yere çıkmasını tavsiye etmiştir.
2. Tesvib etmek. Sabah namazında “Essalâtü hayrün mine’n-nevm” demek. Peygamberimiz (sav) sabah namazında Bilâl’e “Essalâtü hayrün mine’n-nevm” yani, “namaz uykudan hayırlıdır” demesini emretti. Böylece bu ifade sabah ezanına dahil olmuş oldu.
3. Ezanı ağır ağır, ikameti peşpeşe seri okumak. Peygamberimiz (sav) Bilal-i Habeşiye “Ezan okuduğun zaman ağır ağır oku. İkâmet getirdiğin zaman da peş peşe serî oku. Ezanla ikâmetin arasına, yemek yiyenin yemeğinden, içenini içmesinden, üzerine sıkışarak helaya girmiş olanın heladan fâriğ olacağı bir zaman fasılası koy” diye talimat verdi.
4. Ezan okuyanın abdestli olması. Abdestsiz ve cünüp olanın ezan okumaları mekruhtur.
5. Kıbleye dönerek okumak ancak “Hayyeal el-Salah” derken sağa, “hayyaal el-felâh” derken sola dönmek. Bilal-i Habeşi (ra) başını sağa ve sola çevirdi.
6. Ezan okumak için ücret almamak. Ezan bir ibadet olduğu için ücret almak caiz değildir. Peygamberimiz (sav) böyle emretmiştir. Yine peygamberimiz (sav) “Yedi sene Allah için ezan okuyana geçmiş günahları affolur ve kendisine cehennemden berat yazılır” buyurmuşlardır.
7. Ezandan iki parmağını kulaklarına koymak. Bu sesin daha uzağa gitmesine sebep olur.
8. Sesinin gür ve güzel bir sesle tertil ile yavaş yavaş okumak,
9. Tercî etmek, yani yüksek sesle okumadan önce içinden okumak, sonra sesini yükselterek okumak.
10. Ayakta okumak.
Ezanın Fazileti:
Peygamberimiz (sav) “Kim ezanın mislini okur ve inanırsa cennete girer” “Kim ezandan sonra salat-ü selam ve vesile duası okursa Allah ona on misliyle rahmet eder. Vesile cennette yüce bir şefaat makamıdır. Kim bana vesile dilerse şefaatim ona vacip olur” buyurdular.
Ezan Allah’ın rahmetini celbeder, bela ve musibetlerin def edilmesine sebeptir. Peygamberimizi (sav) “Ezan okunduğu zaman şeytan oradan bağırarak kaçar” buyurarak bunu ifade etmiştir. Bu nedenle peygamberimiz (sav) “İnsanlar eğer ezan okumak ile namazın ilk safında bulunmanın sevabını bilmiş olsalardı bunun için kavga ederler ve aralarında kura çekerlerdi” buyurarak ezanın faziletini ve önemini belirtmiştir.
Peygamberimiz (sav) “Müezzin, sesinin ulaştığı yerde yaş kuru ne varsa onların tümünün lehinde şahitlik eder ve ezana icabet ederek namaza ve cemaate iştirak edene yüce Allah yirmi beş kat sevap verilir ve iki namaz arasında işlediği günahları mağfiret olunur” buyurdular.
Ezan ve Vesile Duası:
Peygamberimiz (sav) “Ezanı duyduğunuz zaman kim “Ene Eşhedü en lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerîke lehu, ve Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühu. Razîtü billahi Rabben ve bi’l-İslâmi dinen ve bi-Muhammedin (sav) Resûlen nebiyyâ” derse günahları affedilir” buyurarak bunun Ezan duasını ümmetine öğretmiştir.
Yine peygamberimiz (sav) “Ezanı işittiğiniz zaman kim “Allahümme Rabbe hazihi’d-daveti’t-tâmmeh. Ve’s-salâti’l-kâimeh. Âti seyyidina Muhammedeni’l-vesîlete ve’l-fazîlete ve derecete’r-râfiate’-âliyeh. Veb’ashü Makamen Mahmudenillezî veadtehû, inneke lâ tuhlifu’l-mîâd” diye vesile duasını okursa kıyamette şefaatim ona vâcip olur” buyurmuşlar ve “Vesile Duasını” öğretmişlerdir.
Peygamberimiz (sav) “Ezan ile kamet arasında dua reddolunmaz” buyurarak ikisi arasında dua ve ibadet yapılmasını tavsiye etmiş, bizzat kendisi de çeşitli şekilde dua ederek ve farzdan, yani ikametten önce namaz kılarak örnek olmuşlardır.
Ezanın Şartları:
1. Ezanı tam okumak, başkasının ezanına bina etmemek.
2. Tertibe riâyet etmek,
3. Uzun fâsıla vermemek,
4. Ezanı yüksek sesle okumak,
5. Vaktinde okumak.
Müezzin Olmanın Şartları:
1. Akıllı olmak, deli ve sarhoşun ezanı sahih değildir.
2. Müslüman olmak. Müslüman olmayanın ezanı sahih değildir.
3. Mümeyyiz olmak. Mümeyyiz olmayan çocuğun ezanı muteber değildir.
4. Erkek olmak. Kadın ve hünsanın ezanı erkekler için sahih değildir.
5. Namaz vakitlerini bilmek.
6. Bir camide birkaç müezzin olsa hepsinin ezan okuması gerekir; ancak aynı anda koro halinde değil, birbirini takip ederek okunacaktır.
SALA OKUMAK:
Ezandan sonra veya öncesinde salavat okumak adet haline gelmiştir. Bunun sebebi şudur. Ezandan sonra salavat okumak sünnettir. Ancak ezandan sonra yüksek sesle salavat okumak ne asr-ı saadette ne de Tabiin döneminde okunduğu vaki olmamıştır. Ancak Şii Mısır Fatımî Devletinde bir hükümdarın ölümünden sonra müezzinlere ezandan sonra hükümdara dua etmelerini emretti. Müezzinler de bunu uygulamaya koydular. Salahattin Eyyubi Mısırı ele geçirince bu bid’atı kaldırdı, bunun yerine peygamberimize (sav) salavat getirilmesini emrettir. Böylece “Şeâir-i İslamiye”nin korunması sağlanmış ve minareler, ezanın baş ve son tarafında başka isimlerin girmesi engellenmiştir.
KAMET GETİRMEK:
Kamet ezan gibi farz namazın önünde sünnettir. Kametin sünnetleri şunlardır:
1. Farz namazların sünnetidir ve terki câiz değildir.
2. Kadınlar için de sünnettir. Ancak kendilerinin işiteceği kadar sesle okurlar.
3. Birer defa okunur. Ancak “Allahü Ekber” ler ikişer defa okunur.
4. “Hayyaal el-felah” kelimesinden sonra iki defa “Kad Kametis’-Salat” kelimesi söylenir.
5. Seri şekilde okumak sünnettir.
6. Beş vakit namaz ve Cuma namazının sünneti olup Cenaze Namazı, Hüsuf ve Küsuf Namazı için Sünnet değildir. Ancak “Essalâte Camia” yani “namaz için toplanın” diye nida edilir.
7. Ayakta okunur ve cemaat “Kad Kametis-Salat” denince ayağa kalkar.
8. Kamet başlayınca nafile ve sünnet namaz kılmak mekruhtur. Hatta namaza başlanmış ise secde ile bir rekat kılınmamış ise selam verilerek namazdan çıkılır ve cemaate uyulur. Birinci rekatın secdesi yapılmış ise ikinci rekat kılınır, oturup selam verilir ve cemaate uyulur.
9. Ezandan sonra okunan “Vesile Duası” kametten sonra da okunur ve daha sonra niyet ederek farza başlamak sünnettir.
10. Ezan okuyanın kamet getirmesi ve müezzinliğe devam etmesi sünnettir. Peygamberimiz (sav) böyle yapar, ezanı kim okursa kameti de o getirsin” buyurmuşlardır. Etiketler: Ezan Kamet Şeâir-i İslamiye Vahiy dili Din Dili Sünnet-i Müekkede Müezzin Ezan Duası Ezanın Sünnetleri |