Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow FIKIHTA İSTİNBÂT
Advertisement
FIKIHTA İSTİNBÂT PDF Yazdır E-posta
Cuma, 14 Ağustos 2009
M. Ali KAYA
İstinbat, nebt kökünden gelir. Nebt ise, kuyu kazılırken ilk çıkan sudur. Mutlak usul kurallarının birinden kıyas yoluyla hüküm çıkarmaya “istinbat” denir. İstinbat, önemli, sıkıntılı ve karışık fıkhî meselelerin hallinde ve edile-i tafsiliye denilen kitap ve sünnetten uzun, detaylı araştırmalar ve tetkikler sonucu mana ve hüküm çıkarma metodudur. İstinbat denmesinin sebebi ise, “Nüsûstan” yani, sarih nass olan kitap ve sünnetten meâni istihrasındaki külfete ve meşakkate işaret etmektir. Fukaha ve ulemanın şanı ve şerefi, ilmî üstünlüğü ve fazileti kendilerine yüklenen güçlük ve külfet sebebiyledir. Bu konuda mesele halleden akıl ve anlayışı ile öne çıkanlar ilim ve fazilet bakımından üstünlük kazanırlar.

Ahkâm-ı Şer’iyyeyi edile-i tafsiliyeden çıkarmak için derin bir düşünce, ince fikir ve yüksek akla ve zekâya, her konuda geniş bir fikir ve ihata sahibi olmaya ihtiyaç vardır. Bu vasıfları üzerinde taşımayan ve bu yolda meleke-i istinbata malik olmayan bir zat velev ki mesail-i fıkhıyeyi istediği kadar toplamış ve öğrenmiş olsun “fakîh” olamaz. Bu gibilere ancak “âlim” denir. Binaenaleyh âlim başkadır, fakîh daha başkadır. Âlim kimin fıkhî meselelerde kimin ne dediğini ve hangi meselenin nerde ve hangi kitapta olduğunu bilir. Fakîh ise doğrudan doğruya yeni meselelere yeni hükümler çıkarabilir. Fakihler de kendi aralarında dereceleri vardır. Müçtehit imamlar elbette âlimlerin en üst dereceli fakihlerindendir.

Şer’î deliller iki kıma ayrılır. Birincisi, nasslar, İkincisi de nass olmayanlar. İslam fıkhında her nevi istinbat Kur’an ve Sünnet nasslarına dayanır. Nasslar “Kitap ve sünnet” nass olmayanlar da “Kıyas ve İstihsan” gibi delillerdir. Nass olmayanlar da esasen yine nasslara dayanan çıkarımlardır.

Fakih nasslardan istinbat etme metotlarını bilmelidir. Usul-i fıkıh nasslardan hüküm istinbat yollarını gösteren ve bunları geniş olarak açıklayan ilimdir. Nasslardan istinbat metotları da ikiye ayrılır. Birincisi, Lâfzî metotlardır. Bunlar ayet ve hadisin lafızlarına ve bunların ihtiva ettiği umum ve hususu anlamaya dayanır. İkincisi, mânevi metotlardır. Bunlar da “Kıyas, İstihsan, Mesalih ve Sedd-i Zerayi” gibi nass olmayan delillerden hüm çıkarma metotlarıdır. Ama mana olarak nasslara aykırı olmaması ve nassların uzak ve manevi manalarına dayandığı için sonuçta yine nassları açıklamaya yönelik ve şariin muradına ve rızasına uygun olacak şekildedir.

Fakihler nassların zahirinden hüküm istinbat ederlerken manaya delaletin lafzî mantukundan mı, yoksa fehvay-ı kelamdan alınan mefhum ile midir? Lafızlardan anlaşılan şey, ibare ile midir, işaretle midir? Bütün bunlar lafzî istinbat metotlarını teşkil eder.

Şüphesiz islamî nasslar Arapçadır. Dolayısıyla mananın doğru anlaşılması için Arapçanın çok iyi bilinmesi gerekir. Ayrıca mananın mecaz, kinaye, teşbih gibi manalarını anlayabilmek için “Edebiyat, Bedi, Beyan ve Meânî” gibi ilimlere ıttıla şarttır. Nassların anşaşılmasında bunları çok büyük önemi vardır. Arapça dili bilimi olan “Sarf ve Nahiv” yanında peygamberin sünnetine ait hususların da toplanması şarttır. Zira peygamberimiz (sav) ayetlerin anlaşılması ve hükümlerin uygulanmasında ortaya koyduğu metotları vardır ve bunların bilinmesi de şarttır.

Allah'ın muradı ve rızasına uygun amel ve ibadet edebilmek için usulcüler teklifî hükümleri ihtiva eden Kur’ân ve Sünnet nasslarının fıkhî tefsir ve hüküm istinbat mototlarını açıklamışlar ve bu amaçla bir takım kaideler ortaya koymuşlardır. Bu kaideler sayesinde fakihler istinbat yollarını, zahiren birbiri ile çatışır gözüken nassların telif edilmesini, yer, zaman ve şartlara, ruhsat ve azimetlere göre ortaya koydukları hükümleri ve zarurî hükümlerin toplamına aykırı düşen hususî meselelerde nassların nasıl tevil edileceğini bilirler.

Fakihler istinbat konusunda ne kadar bu kaidelere uyarlarsa o derece hüküm çıkarırken hataya düşmekten korunurlar ve Allah'ın iradesine ve rızasına uygun hükmü nassların zahirinden ve manevi yönden ortaya koymuş olurlar.

Aristo Mantık ilmini tedvin ederken burhanın doğru olması ve çıkarımların sahih olması ve hakikatı ortaya koyması için lafızların tespitine önem vermiştir. Bunu yaparken “Tasavvur, Tasdik, Tarif, Had ve Burhan”ın manaları üzerinde durmuştur. Sonra “Kıyas” ve şekillerini ele almıştır ki bütün bunlar mantık ilminin lafzî metotlarını teşkil etmektedir.

Usul-i Fıkıhta da lafzî kaideler dörde ayrılırlar.
1. Açıklık ve maksada delaleti kuvvetli lafızlar. Buna kelamın sarahati ve manaya delaleti denir. Nass sarih ve manaya delaleti kat’î olabilir.
2.  Lafzı sahihtir; ama manaya delaleti sarih değildir. Manaya delaleti mantuk ile midir, lâzime midir yoksa mefhum ile midir? Burada manaya delaleti kat’i olmayabilir.
3. lafızların muhtavası umum, husus, mutlak ve mukayyet olmakla “itlak ve takyid” gibi delaletin hudutları muhtelif olabilir.
4. Teklif siygaları ve kipleri manayı ve delaleti farklı muhatapları olabilir.

Bütün bunlar fıkhî istinbat yolları olmakla beraber hukuk lafızlarını tefsire yarayan ve bu lafızların amaçlarını ortaya çıkaran kaide ve kurallardır. Hem İslam fıkhı hem de beşerî hukuk için son derece yararlıdır.

İstinbat metotlarını tespit eden ve fıkhın kaynaklarını açıklayan ve bu konuda kaideler, usul ve esaslar ortaya koyan ilk büyük müçtehit İmam-ı Şafii el-Kureyşî’dir. (ra) Şafii (ra) sahabelerden ve tabiinden ve kendisinden önce gelen âlimlerden intikal eden fıkhı ve meseleleri hazır bulmuş, çeşitli görüşlere sahip olanların mücadeleleri ile karşılaşmış ve “Metot/Usul” kaidelerini bunlar üzerine bina etmiştir. Böylece Şafii (ra) “İstinbat kaidelerini tedvin eden ilk bilgin” olmayı hak etmiştir. Tadvin ettiği bu kaideler “Usul-i Fıkıh” ilminin doğmasına sebep olmuştur. Sonra “Tefsir ve Hadis Usulü” Usul-i Fıkıh örnek alınarak tedvin edilmiştir.

Fıkıh Usulü, istinbat ölçülerini teşkil eden, yanlışları doğrulardan ayırt etmeyi öğreten normatif bir ilimdir; asıl konusu “Fıkıh”tır. Şafii bu konuda Arap diline, Hanefi, Maliki mezheplerinin görüşlerine vakıf ve Hadis ilmine mükemmel derecede sahipti ve bundan dolayı “Usul-i fıkhı” ortaya koymaya layıktı. O da kendisinden sonra gelecek olanlara kesin ölçüler vererek bunu yapmıştır.   
  
Nasslardan Hüküm İstinbatına Misaller:
Sahabelerden İbn-i Mesud, Hz. Ali ve Ömer b. Hattap (ra) verdikleri hükümlerinde hiçbir kayıt ve esasa bağlı olmadan fikir beyan etmiyorlardı. Mesela, içki içene verilecek ceza konusunda Hz. Ali (ra) “kazf cezası uygulanır” derken “içki içenin hezeyanda bulunacağını, hezeyan soncu iftira edeceğini, dolayısıyla cezasının da iftira cezası olması gerektiğini” istinbat etmiş ve hüküm buna göre verilerek sonuçta Hz. Ali’nin (ra) bu içtihadı kabul görmüştür.

Abdullah b. Mesut (ra) “kocası ölen hamile hadınların iddetinin doğuma kadardır” hükmnü verirken bu hükmü “Hamile kadınların iddeti doğumları ile tamamlanır” hümkünü (Talak, 65:4) ayetinden istinbat ediyordu. Burada bu hükmü istinbat ederken Abdullah b. Mesut (ra) “kocaları ölen kadınların dört ay on gün iddet beklemeleri” (Bakara, 2:234) ile ilgili ayetin önce nazil olduğunu ve sonra gelen Talak Suresinde bu hükmün hamile kadınlar için ayrı ve özel bir hüküm içerdiğine dikkat çekiyordu. Burada da fıkhın bir kaidesi ortaya çıkmaktadır o da “Sonra gelen nassın önce gelen nassı tashih veya neshetmesi” kuralıdır.

Diğer bir örnek Sünnetten verilebilir. O da "Hakim öfkeli iken hüküm vermesin" hadisidir. Bu hadise kıyasen hâkimin GAM, gussa, açlık ve Uyku galebe ettiği Zaman da hüküm veremiyeceği istinbat edilmiştir. Bu durumlarda Hakim celseye ara verir ve sonra düşünerek, Hüsn-ü niyete, adaleti ortaya çıkarmaya ve Allah'ın rızasına Uygun kararını verir. Hatta bazen OLUR Ki hüküm istinbatı için hâkimin Uzun zamana ihtiyacı vardır.

Etiketler:  Usul-i Fıkh Fıkıh İstinbat İmam-ı Ali İmam-ı Şafi Fakihler Fakih Ahkâm-ı Şer'iye Kitap ve Sünnet
 
< Önceki   Sonraki >
İMAM-ı ŞAFI
FıKıH
USUL-I FıKH
FAKIH
İSTINBAT
KITAP VE SüNNET