Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow İcare ve Cealet / Kira ve İşçilik
Advertisement
İcare ve Cealet / Kira ve İşçilik PDF Yazdır E-posta
Salı, 30 Kasım 2010
M. Ali KAYA
İCARE:
İcare ücret anlamına gelmekle beraber fıkıhta menfaat üzere yapılan akittir.
İcâre alışverişte olduğu gibi icab ve kabul ile mün’akid olur. bir şeyi icarlarmak için hem zaman, hem de çalışma yeri belirtilmesi gerekecektir. Bir araba veya at kiraya verilecek olsa yeri ve zamanı belirtilmesi gerekir. “Bu atı buradan falan yere beni ve eşyalarımı götürmek şartı ile şu kadara kiraladım ve “kiraya verdim” ifadeleri ile anlaşma sağlanır. Şayet çalışma yeri belli değilse bu durumda zamanı mutlaka belirtmek gerekir. “Falana bir sene eğitim ve öğretim yaptırmak kaydı ile şu kadara anlaştım” gibi…

İcare iki nevidir. Birincisi “İcare bi’l-ayn” muayyen olan bir şeyi, tarla, araba, at, ev vb. icar etmek ve kiralamak. İkincisi, “İcâre fi’z-zimmet” dir. Bu belli vasıfları olan bir şeyi, bir işi yapmak üzere ücret mukabilinde anlaşmaktır. Yapılacak belli bir iş veya kiralanacak bir tarla gibi şeyleri icar etmek icare bil’-ayn, bir kumaşı dikmek üzere almak ise icare bi’z-zimmetdir. İcarede menfaatin bir değerinin olması gerekir. Altın, gümüş ve mücevherat ziynet için icare edilemeyeceği gibi bir av köpeği av için icar edilemez. Kiralanan şeyin istifade edilebilir olması gerekir. Susuz bir bahçe ve tarlanın geliri olmayıp masrafını ancak karşılıyorsa onu icare etmek caiz olmaz.
 

Vekâletle yapılan hac ve umre ile zekat dağıtımı hariç namaz ve oruç gibi Allah için yapılması gereken bir ibadet para karşılığı yaptırılırsa ibadet vasfını kaybeder. Bu nedenle sahih olmaz. Ancak ilim öğretmek, Kur’ân-ı Kerimi öğretmek gibi kişiyi başka iş yapmaktan engelleyen, devamlı yapılması gereken ve zaman gerektiren ibadet ve menfaat karışımı işleri ücret mukabilinde yapmakta sakınca yoktur.

Hayatta olan bir kimse okuduğu Kur’ân-ı Kerimden ve dinlemesinden manevi olarak faydalandığı gibi, ölüler için okunan ve sevabı ölmüşlere bağışlanan Kur’an-ı kerim ve ibadetlerin sevabından da ölüler istifade ederler. Bu konuda ölmüş ile diri arasında yapan ile ruhuna bağışlanan arasında fark yoktur. Sevabı, feyzi, bereketi ve fazileti hiç eksilip noksalaşmadan ruhuna gider ve fayda sağlar. Azapta ise azabını hafifletir, değilse nurunu ve sevabını artırır. Bu nedenle ücretle Kur’an okunsa ve hatim indirilse bundan ücret almak caizdir. Zira bu okunan kur’anın değil, ona ayrılan zaman ve verilen emeğin karşılığıdır. Sevabı ve ibadet niteliği değişmez. Aynı kişi o emeği ve zamanı bir başka faaliyet için vermiş olsaydı elbette belli bir kazanç elde edecekti. Bu nedenle örfe uyugn ve fahiş olmamak şartıyla, ibadet niyetini ve Allah rızasını da düşünerek okur da ücretini alırsa caizdir.

Cemaat halinde kur’anı okumak, birinin okuduğunu diğeri dinlemek ve hatim duası yapmakta büyük sevap ve fazilet vardır. Bir kimsenin konuşmasını bir kişi de bin kişi de aynen dinlediği gibi, bir kişinin okumasından bir kişi de bin kişi de aynı sevabı ve mükafatı alır. Nur ve nurani olan şeyler bölündükçe çoğalır. Işık gibi. Ne kadar ayna varsa bir ışık lamba ile ayineye girer ve bir başka yeri o ayineden aydınlatır. Maddi ve zulmani şeyler ise bölündükçe azalır. Para ve mal gibi.

Kira İle İlgili Hususlar:

1. Bir ev kiraya verilirse anahtarı kiracıya teslim etmek gerekir.
Şayet evin tamire ihtiyacı varsa masrafları ev sahibine aittir.

2. Mal müstecirin, icar alanın ve kiralayanın kusur ve ihmali olmadan telef olursa zamin olmaz. Kendi kusur ve ihmali sonucu telef olur ve zarar görürse zamindir, ödemesi gerekir.

3. Nerede olursa olsun bir müslümanın gayr-i müslimin yanında ve işinde çalışması caizdir. Hz. Ali (ra) bir Yahudi’nin bahçesinde kuyudan su çekerek çalıştı ve ücretini de aldı. Buna binaen Avrupa’ya çalışmak için gitmekte bir sakınca yoktur; anacak emek vermeli ve işini güzel yapmalıdır ki kazancını helal etsin. Yoksa helal olmaz. Helallik parada değil, emektedir.

4. Paranın kendi başına helal ve haram olarak değeri yoktur. O bir emeğin karşılığı olursa helal, yoksa haksız kazanç olur. Peygamberimiz (sav) para getirmedi. Kullandığı para da Hırıstiayn Bizans dinarı ile Mecusi İran dirhemi idi. İlk para İslam dinarı olarak Emeviler zamanında basılmıştır.

5. Bir işçi kasden olmamak şartıyla elinde kırılan ve bozulan bir malzemeden ve maldan dolayı sorumlu değildir.

İcare Akdi Aşağıdaki Hususlardan Dolayı Münfesih Olur:

1. Kiraya verilen şeyin helak olması. Ev kiralanır da yıkılırsa anlaşma iptal olur.

2. İcarlanan şey müstecire teslim edilmeyerek tutulur ve hapsedilirse,

3. İcar edilen şey ayıplanırsa. Bu durumda müstecir muhayyerdir. İsterse feshetmez. Ancak bir kimse taralayı icarlar, mahsulü eker de afet olur mahsul alamaz zarar ederse kirasını yine de vermek durumundadır. Ancak araba kiralar, yarı yolda arızalanırsa bu durumda yarı yola kadar olan masrafını keser, geri kalanını iade eder.

CE’ALET:
Lügatte yapılan iş karşılığında ücret almaya verilen addır.
Fıkıh ve hukuk dilinde ise, yapılacak muayyen ve meçhul bir iş mukabilinde belli bir ücret taahhüt etmektir. Bunun dört rüknü vardır:

1. Sığadır.
“Falan eşyamı getirene şu kadar para vereceğim” demek o işin yapılması karşılığında çalışmaya verilen izin sayılır. Bu işi iltizam edenin sözle ve sözleşme yaparak kabul etmesi gerekmez, işi yapan ücreti hak eder.

2. İşveren ile işçnin bulunmasıdır.
Bunun da şartları, akıl baliğ olması ve alışverişe yetkili olmasıdır. Çocuk, deli ve sefih olanın iş yapma yetkisi yoktur. Yaparsa ücreti vermek gerekir; ancak böyle birine güvenerek anlaşma yapılmaz.

3. İşin kendisidir. İşde ise külfetin bulunması şarttır. Ortada çalışma, emek ve amel yoksa ücret tahakkuk etmez. İşin kaba güç gerektirmesi de gerekmez, zaman da bir külfet sayılır. Bir yerde bekçilik yapmak gibi…

4. Ücrettir. Ücretin semen/para cinsinden olması veya satılık bir eşya olması fark etmez.

Ce’alet ile İcare Arasındaki Farklar:

1. İcarede alışverişte olduğu gibi icap ve kabul lazımdır. Ce’alet de ise işverenin sözü yeterlidir. İşçinin anlaşma değil, işi yapması yeterlidir.

2. İcarede müstcirin malum olması gerekir. Ce’alette ise işi yapan ücreti hak eder.

3. Ce’alette ücret tahakkuk etmesi için işin yapılması şarttır. İcarede ise menfaatın tahakkuku şart değildir. Bir evi icar alan içinde oturmasa da ücretini vermek durmundadır.

4. İcarede olduğu gibi ce’aletde de ücretin muayyen, yani belirtilmiş olması şarttır.


Etiketler:  İcare Cealet Kira İşçilik Sözleşme Akit Vekâlet Mal Kiracı Ücret İş İşçi Emek
 
< Önceki   Sonraki >