Yazılarım
Fıkhî Meseleler
İmamet ve Cemaat | İmamet ve Cemaat |
|
|
|
| Pazartesi, 08 Kasım 2010 | |
|
Cami, cemaat ve Cuma Namazı İslam’ın şeâirlerinden ve en önemlilerindendir. İnsanların ve bilhassa Müslümanların birliği ve beraberliği camide, cemaatle ve bilhassa Cuma Namazları ile sağlanabilir. Din birliği ve inanç birliği ile beraber ibadette birlik ve beraberlik sosyal hayatta da birliğin ve beraberliğin, kardeşliğin temelidir. Bu nedenle dinimiz cemaate, cemaatin toplanacağı camilere ve Cuma Namazına büyük önem vermiştir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde cemaatle namaz kılmamızı tavsiye etmiş “Rükû edenlerle beraber siz de rükua gidin” emretmiştir. Bu emir delalet-i zanniye olduğu için farzıyet ve vücubiyet ifade etmemektedir, bu nedenle cemaat “Sünnet-i Müekkede”dir. Ancak Cuma Namazı için hem müstakil bir surenin inzal edilmiş olması hem de “Ey İman edenler! Cuma günü namaz için ezan okunup çağrıldığınız zaman hemen Allah’ın zikrine koşun ve alış-verişi bırakın. O zikir sizin için bilseniz daha hayırlıdır” buyurarak delalet-i kat’iye ile Cuma Namazını farz kılmıştır. İslam bilginlerinin çoğu, yani Cumhur-u Ulema cemaatle namaz kılmayı Cuma Namazı için erkeklere farz-ı ayn, Cuma namazı dışında kalan namazlar için ise farz-ı kifaye olduğunda ittifak etmişlerdir. Peygamberimizin (sav) bu konuda çok hadisi vardır. “Bir beldede üç kişi bulunduğu halde cemaatle namaz kılmazlar ise muhakkak şeytan onlara musallat olur” buyurmuştur. Cemaat kadınlar ve misafir olanlar için de sünnettir. Kadınlar da camiye ve cemaate iştirak edebilirler. Bu onlar için de sünnet olmakla beraber genç kızların evlerinde kılmaları daha evladır. Kadınlar da evlerinde kendi aralarında cemaatle namaz kılabilirler; ancak bu namazda imam olan kadın ön safta ileri geçmeyerek kadınlar arasında durur ve sadece imamlık yapar ve tekbirleri okumaları yapar. Bir kimse evinde hanımı ve çocukları ile cemaat yaparsa bu cemaat sevabına nail olmalarını sağlar ancak cami sevabını vermez. Bu nedenle erkeklerin camide cemaatle kılmaları daha evladır. Şartlarına uyduğu ölçüde sevabı artar. Peygamberimiz (sav) “Cemaatle namaz yalnız namaz kılmaktan yirmi beş ve bir rivayette yirmi yedi derece daha üstündür” buyurmuşlardır. Bir beldede cemaatle namaz kılınan cami ve mescit gibi bir yerin olmaması durumunda evlerde ve iş yerlerinde cemaatle namaz kılmak cemaat sorumluluğundan kurtarmaz. Bu nedenle her beldede Allah’a topluca ibadet edilecek cami ve mescitlerin yapılması şarttır ve bu “Şeâir-i İslamiye”dendir. Cemaat ne kadar çok olursa namazın sevabı o kadar artar ve duaların kabulü o derece daha makbul olur. Dört mezhebin dördü de hak olduğu için “Ehl-i Sünnet ve’-Cemaat” olduktan sonra ona iktida etmek / uymak gerekir. Hatta fasık ve facir de olsa imama uymak caiz ve arkasında namaz kılmak makbuldür. İmam arkasında namaz kılan cemaatin yanılmasından dolayı sehiv secdesi gerekmez, cemaatte olduğu için bu affedilmiştir. Ehl-i bid’a ve dalalet üzere olduğu açıkça sabit olan ve ehl-i dalaleti teşvik eden bir imama namazda uymak, başka iman yoksa caiz olmakla beraber, mecbur değildir. İsterse terk edebilir. Ancak bu fitneye sebep olamamak için avama telkin edilmez. Remi ve camide görevli olan imam cemaat olmasa da her vakit camiye gitmesi ve camiyi açık tutması gerekir. Böyle yaptığı taktirde cemaat oluşur. Aksi halde cami cemaatsiz kalır ve imam uhrevi ve dini bakımdan vebal altında kalır. İmam olanın namazı özürsüz cami dışında makbul olmaz. Görevi ihmal yanında cemaat oluşturma gibi kutsi bir görevi ihmal etmiş olur. İmamın tadil-i erkan üzere farz ve sünnetlere uyarak namaz kılması ve kıldırması gerekir. Ancak çok uzatarak usandırması ve bıktırması doğru değildir. Namazda itidal üzere olması gerekir. Zayıfı, hastayı, yaşlıyı ve işi gücü olanları dikkate almalıdır. İmamın ezandan hemen sonra namaza başlamayarak vakit ezanı ile kamet arasında peygamberimizin (sav) tavsiyesi olan “abdesti bozup yeniden abdest alacak kadar” ve “ezanı işitince evinden çıkıp namaza yetişecek kadar” bir süre beklemesi sünnettir. Cemaatle namaz kılmak büyük fazilet olduğu gibi, iftitah tekbirini imamla beraber almak da büyük fazilettir. Ancak imam selam vermeden imama uyan cemaat sevabını alsa da cemaatin faziletinden mahrum kalır. Korku, şiddetli yağmur, rüzgar, fırtına, çok soğuk ve sıcak, cemaati rahatsız edecek sarımsak kokusu ve hastalık gibi mazeretler cemaate gitmemek için mazeret olabilir. Bunlar dışında evi camiye yakın olanın devamlı camiyi ve cemaati terk etmesi caiz değildir, mesul olur. İmam Olmanın Şartları: İmam olacak kişilerde aşağıdaki şartlar aranır. 1. Müslüman olması. Müslüman olamayan imamın arkasında namaz olmaz. 2. Aklı başında olması. Deli, sarhoş ve sersem imama uymak caiz olmaz. 3. Mümeyyiz olması. 4. Kendisine uyanlara göre imamın namazının sahih olması. Yani arkasında şafi cemaati bulunma ihtimali olan bir imamın abdestinin Şafi mezhebine göre de sahih olması gerekir. Eli kadına veya avretine dokunmuş ve kendi mezhebine göre abdesti bozulmamış bir imam Şafi cemaate imam olamaz. Şafi mezhebinde biri imamın bu durumunu bilirse ona uyması caiz olmaz. Uyarsa namazı sahih olmaz. Bilmezse namazı sahihtir. Yine eli kanamış ve abdestini tazelememiş bir Şafi imama Hanefi cemaatin uyması da sahih olmaz. Bilmiyorsa bir beis yoktur. 5. Kıble konusunda ayrı içtihatlarda bulunanın birbirine uymaları caiz olmaz. Bu durumda her biri diğerinin namazının fasit olduğu kanaatindedir. 6. İmamın başkasına iktida etmiş olmaması. Bu durumda imam konumunda değildir. 7. İmamın namazını iâde ediyor olmaması gerekir. Daha önce vaktin farzını kılan sonra aynı namazı kılacak olan cemaate imam olamaz. Ancak cemaat olarak aynı vaktin namazını iade edebilir. Ancak abdestli teyemmüm etmiş imama, mukim olan seferi olarak namaz kılana uyabilir. Bu durumda imam iki rekatta selam verir, cemaat selam vermeden kalkar ve dörde tamamlar. Ancak mukim olanın imam olması daha iyidir. Evla olan da budur. 8. Erkeğin, erkeğe, hünsanın hünsaya ve kadının kadına uyması caizdir. Erkeğin kadına ve hünsaya uyması caiz olmaz. 9. İmamın kıraati ve teşehhüdü düzgün okuyor olması. Kıraatte manayı bozacak kadar veya ne dediği anlaşılmayacak şekilde okuyana uymak caiz olmaz. Daha bilgini varken görevli olmadığı halde cahile uymakla namaz sahih olsa da doğru değildir ve mekruhtur. Peygamberimiz (sav) imam tayin etmez müezzin tayin ederdi. “Biriniz ezan okusun, en bilgininiz imam olsun” buyururdu. Sonra da ezan okuyana kamet yaptırırdı. İmamlığa önce âlim ve adil olan imamlığa en layık olandır. Sonra caminin resmi imamı, o yoksa cemaatin en bilgini, sonra kıraati düzgün olanı, sonra yaşlı olanı, sonra soylu olanı, sonra evli olanı gelir. Peygamberimiz (sav) “Allah’ın kitabını en iyi okuyan cemaate imam olur, kıraatte müsavi iseler fakih olan, onda da müsavi iseler önce hicret eden, onda da müsavi iseler yaşça büyük olan imam olsun” buyurmuşlardır. Ev sahibi imamlık sıfatlarını haiz ise misafire imam olması daha uygundur. Ancak imamlık sıfatını haiz olanın olmayana izin vermesi caiz olmaz. Şartları müsavi ise tercihan izin verebilir. Cemaatin imama uyabilmeleri için de belli şartlar vardır. Bunlar; 1. İmama uyma niyeti getirmesi. Cuma namazı için niyeti iftitah tekbiri ile beraber yapmalıdır. İftitah tekbirinden sonra Cuma sahih olmaz. Niyette “uydum hazır olan imama” demesi yeterlidir. 2. İmama uyanın imamı görmesi veya sesini işitmesi gerekir. Yoksa aralarından irtibat olmaz. Ancak mekân birliği ve cemaat ile imam arasında yol gibi irtibatı kesen şeylerin olmaması şarttır. Bu nedenle radyo ve televizyon sesi ve görüntüsü ile imama uymak caiz değildir. 3. İmam ile me’mumun bir yerde bulunması. Cami müştemilâtı ile beraber bir mekân sayılır. Aralarında bina ve yol gibi irtibatı kesen engellerin olması imama uymaya engeldir. Kırda olsa aralarında en çok yüz elli metreden fazla uzaklık olmaması gerekir. 4. Cemaatin imamın arkasında durması. Farz dışında aynı namaz olmak şartıyla nafile namazlar da cemaat halinde imama uyarak kılınabilir. Tek kişi imama uyacaksa imamın sağına ve bir ayak gerisinde durur. Şayet iki kişi olsalar arkasında saf tutarlar. İmam arkasında önce erkekler, sonra çocuklar ve sonra kadınlar saf tutarlar. Kadın kadınlara imamlık yapacak olursa aralarında durur ve öne çıkmaz. Bir saffı tamamlamadan diğer safı oluşturmak mekruhtur; ancak cemaat sevabından mahrum etmez. Safların düzgün olması gerekir. Bunun için imam “Safları düzeltin” demesi sünnettir. 5. İmam ile imama uyanların kıldıkları namaz aynı namaz olmalıdır. Farklı olursa me’mumun, yani uyanın namazı olmaz. 6. Cemaatin imama her konuda uyması gerekir. İmam birinci kadeyi terk ederse cemaat de terk eder. İmam kunutu terk ederse cemaat de terk eder. İmam secde-i sehvi ve secde-i tilaveti terk ederse cemaat de terk eder. 7. İmama uyanlar ihram tekbirini imamdan sonra almaları gerekir. İmamla beraber ve imamdan önce alsa namaza girmiş sayılmaz. Peygamberimiz (sav) “İmam kendisine uyulsun diye imam olmuştur. Öyle ise imam tekbir aldığında siz de tekbir alın” buyurmuşlardır. 8. Ehl-i bid’a bilinen birinin arkasında namaz kılmak mekruh ise de sahihtir. Ancak ayaklarını meshettiği bilinen bir Caferî’nin arkasında ehl-i sünnet itikadındaki birinin namaz kılması sahih olmaz. Zira ehl-i sünnete göre ayakları yıkamak farzdır. Etiketler: Cemaat İmam İmamet ve Cemaat Cuma Namazı Cami İmam Olmanın Şartları İmama Uymanın Şartları |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|