Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow İMAN VE İSLAM
Advertisement
İMAN VE İSLAM PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 16 Temmuz 2009
Yazı Index
İMAN VE İSLAM
Sayfa 2


24. İdareciye masiyet ve Allah'a isyan emretmediği sürece itaatı farz bilir; masiyet ve isyanı emrettiği zaman o emre itaat etmez, idareciye isyan da etmeden sonucuna katlanır ve bundan dolayı başımıza gelen sıkıntılara sabreder, Allah’tan ferec ve fütühat için yardım bekler ve bu yardımı celbetmek için elimizden gelen gayreti göstermeyi “Cihad” olarak kabul ederiz.

25. Mü’minlere kılıç çekmekten Allah'a sığınır, dili ile iman ettiğini söyleyenin kalbine bakmadan kılıcımızı indiririz.
 
26. İman, hem tasdik, hem iz’an, hem iltizam, hem teslim, hem de manevi imtisaldir. (Hutbe-i Şâmiye, 127)

27. A’mâl-i kalbînin şemsi, imandır. (İşaratu’l-İ’câz, 43) İmanın yeri kabdir; dimağ ise oluyor ma’kes-i nur-u iman / Kalb ile vicdan, mahal-i iman, hads ile ilham, delil-i iman / Bir hiss-i sâdis; tarîk-i iman. Fikr ile iman, bekçi-i iman. (Sözler, 778)

28. İslâmiyet iltizamdır, iman iz’andır. Tabir-i diğerle İslamiyet hakka taraftarlık ve teslim ve ınkıyaddır; iman ise hakkı kabul ve tasdiktir. (Mektubat, 33)

29. İman, sıdk ve doğruluktur. (Hutbe-i Şamiye, 39)

30. İman muhabbeti, islâmiyet uhuvveti istilzam eder. (Hutbe-i Şamiye, 131)

31. İman tevhidi, tevhit teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dareyni iktiza eder. (Sözler, 328)

32. İman ve tevhit yolu, gayet kısa ve doğru ve müstakim ve kolaydır. (Huccetu’z-Zehra, 37)

33. İman yalnız ilim ile değil, imanda çok letâifin hisseleri var. Nasıl ki bir yemek mideye girse, o yemek muhtalif asaba, muhtelif bir surette ınkısam edip tevzi olunuyor. İlim ile gelen mesâil-i imaniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecâta göre ruh, kalb, sır, nefis ve hâkezâ… Letâif kendine göre birer hisse alır, mass eder. Eğer onların hisseleri olmazsa noksandır. (Mektubat, 361)

34. Delâilin zuhûru nispetinde îman ziyadeleşir, teceddüt eder.  (İşârâratu’l-İ’câz, 44)


35. İman umumidir. Her taifede muhtaçları ve sahipleri vardır. Tafargirlik giremez. Yalnız küfre, zındıkaya, dalâlete karşı cephe alır. (Emirdağ Lâhikası, 1:177)

36. İhlâs ile imanı kazanmak kolay, muhafaza etmek zordur.

37. Dakîk mesâil-i imaniyeyi, mîzansız mücâdele suretinde cemaat içinde bahsetmek câiz değildir. Mîzansız mücadele olduğundan tiryak iken zehir olur. Diyenlere, dinleyenlere zarardır. Belki böyle mesâil-i imaniyenin itidâl-i demle, insafla, bir müdâvele-i efkâr suretinde bahsi câizdir. (Mektubat, 45)

38. Kur’ân ve imana ait her şey kıymetlidir. Zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden küçük değildir. (Mektubât, 308)

39. Hayatın zevkini ve lezzetini isterseniz hayatınızı iman ile hayatlandırınız, ferâizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz. (Sözler)

40. Kim Allah'a bir şeyi ortak koşarak ölürse ateşe girecektir. Kim de Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölürse o da cennete girecektir. (Müslim, İman, 151)

41. Mü’minin durumu ne kadar acipdir. Her işinde hayır vardır. Başına hayırdan bir iş gelir buna şükreder bu onun için hayırdır. Başına bir zarar gelir buna da sabreder. Bu da onun için hayırdır. (Müslim, Zühd, 64)

42. Kişi dört şeye inanmadıkça mü’min olmuş olmaz. Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in (asv) Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna, öldükten sonra bedenen tekrar dirilmeye inanmak, kadere inanmak. (Tirmizi, Kader, 10)

43. Rab olarak Allah’ı, din olarak İslâm’ı, peygamber olarak Muhammed’i seçip râzı olanlar imanın tadını alırlar. (Müslim, İman, 56)

44. Üç şey vardır. Kim onları yaparsa imanın tadını alır: Sadece Allah'a kulluk eden, Allah'tan başka ilâh olmadığını bilen, her yıl gönül hoşluğuyla zekâtını veren! Zekâtını da yaşlı, uyuzlu, hasta, değersiz, küçük hayvanlardan vermez, aksine mallarının orta hâllilerinden verir. Zira Cenab-ı Hakk ne en iyisinden vermenizi emretmiştir, ne de en adisinden olana râzı olmuştur. (Ebu Davud, Zekât, 4)

45. Kendimi Allah'a teslim ettim, başka şeyleri terk ettim" demen, namaz kılman, zekât vermendir. Her Müslüman bir başka Müslümana haramdır. İki Müslüman birbiriyle kardeştir ve birbirlerine yardımcıdırlar. Bir kimse Müslüman olduktan sonra müşrikleri terk edip, Müslümanlara karışmadıkça hiçbir ameli makbul değildir. (Nesai, Zekât, 72)

46. Ey Allah'ın Resûlü, bana İslâm hakkında öyle bir bilgi ver ki, bana yetsin ve sizden başka kimseye İslâm'dan sormaya hacet bırakmasın" dedim. Şu cevabı verdi: "Allah'a inandım de, sonra da doğru ol. (Müslim, İman, 62)

47. Kim bizim namazımızı kılar, bizim kıblemize yönelir, bizim kestiğimizi yerse işte o müslümandır. (Nesai, İman, 9)

48. Bütün kemâlatın esası ve madeni iman-ı billah hakikatıdır. (Şualar, 96)

49. İnsan nur-u iman ile alay-ı illiyyîne çıkar; cennete layık olacak bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile esfel-i sâfilîne düşer, cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer. (Sözler, 324)

50. İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir. (Sözler, 328)

Etiketler:  İman İslam İman ve İslam İmanın Şartları İslamın Şartları Din Ehl-i Sünnet İhlas


 
< Önceki   Sonraki >
DIN
İMAN
İHLAS
İSLAM
İMANıN ŞARTLARı
İSLAMıN ŞARTLARı
EHL-I SüNNET