Yazılarım
Fıkhî Meseleler
İRADE VE KADER | İRADE VE KADER |
|
|
|
| Çarşamba, 15 Temmuz 2009 | |
M. Ali KAYA1. Allah-ü Teâlâ yaratıcıdır. Yaratmak O’na hastır ve bu yaratması içinde kulların fiilleri dâhildir. İmanı, küfrü, itaati ve isyanı da yaratan Allah’tır. Bütün bu hususlar Allah'ın iradesi, dilemesi, hikmeti, takdiri ve kazası iledir. Yüce Allah buyurdu: “Sizi de fiillerinizi de yaratan Allah’tır.” (Saffat, 37:96) 2. Kulların ihtiyarî ve irâdî fiilleri vardır ve bu fiiller ile sevabı ve ikabı hak ederler. Kulların bu irâdî fiillerinden iyi ve güzel olanında Allah'ın rızası vardır. Kötü ve çirkin olan fiillerinde ise Allah'ın rızası yoktur. Allahın rızasını kazandıracak olan fiilleri işleyenler mükâfatı hak ederler ve cennete girerler. Allah'ın razı olmadığı çirkin ve günah olan fiilleri isteyenler ve işleyenler de azabı ve cehennemi hak ederler. 3. İstitaat, yani kulun bir fiile güç yetirmesi fiil ile beraberdir. Bu fiille beraber bulunan, azalarla, âletlerle ve sebeplerin beraber kullarda mevcuttur. Teklifin sahih olması buna bağlıdır. Allah verdiği nimetlerin karşılığında kuldan ister; sıhhat ve azalarla beraber güç vermediği şeyden dolayı kulu mesul tutmaz. 4. Allah insanı iradesi ve kudreti dahilinde olmayan şeyden dolayı mesul tutmaz. Vurulanda meydana gelen acı vurmanın sonucu oluşur. Bir camın ve bardağın kırılması kulun kırmasından sonradır. Diğer bütün fiiller ve sonuçları buna göre kıyas edilebilir. Kul ister ve bu isteği doğrultusunda harekete geçer, Allah kulun bu isteğine kudreti ile taalluk ederek kulun iradesi istikametinde o fiili yaratır. Sonra kulunu iradesi ve fiili ile ya mükâfatlandırır veya cezalandırır. Çünkü kul istemiş, Allah da onun istediği şekilde yaratmıştır. Kasten adam öldürmeyi yasaklayan ve bundan dolayı kulu cezalandıracağını haber veren Allah’tır. Kul bunu bildiği halde katle teşebbüs ederse Allah bunu yaratır, bu yasağa karşı geldiği için kulu kâtil olduğu için cezalandırır. Çünkü katle sebep olan kuldur. 5. Ecel birdir tagayyür etmez. Maktul de eceli ile ölmüştür. Ölüm Allah'ın kudreti ile yaratılır, ölüm kulun iktisabıdır, Allah kulun iktisabına göre ölümü yaratır. Kulun eceli yine bir başka kulun öldürme fiiline bağlanmıştır. Ölüme sebep olan kulun Allah'a isyan fiilidir. Ancak bu fiilden dolayı ölümü yaratan Allah’tır. Kâtil ise kuldur. Zira iradesi ve fiili ile katle sebep olmuştur. 6. Rızık ister helal ister haramdan olsun rızıktır. Allah'ın kula taktir ettiği rızkı helal ve haram hale getiren kulun kendi fiilidir. Rızkı helalden kazanırsa rızkın hükmü helal olur. Haramdan kazanırsa rızkın hükmü haram olur. Kul helal rızkı haram hale getirdiği ve gayr-i meşru yoldan kazandığı için mesul olur. 7. Hidayet Allah’tandır. Allah dilediği kuluna hidayet verir; dilediğini de sapıklıkta bırakır. Ancak hidayeti isteyen ve sapıklığı tercih eden kulun kendisidir. Zira hidayet de rızık ve şifa gibi Allah’tandır. Ancak kul şifayı doktorlardan, rızkı da sebeplerine sarılarak arar, Allah da lütfu ile verir. Hidayeti de kul aramalıdır ve liyakat kazanmalıdır ki Allah ona hidayet versin. Hidayetin sebepleri ise peygamberler ve alimlerdir. 8. Yüce Allah cennete girecek olanların sayısını ve cehenneme girecek olanların sayısını bilmektedir. Bu sayı ne artar ve ne de eksilir. Bu Allah'ın ilminde olan bilgidir. Bu bilgi bizim fiillerimizi zorlamaz. 9. Kader ilim nevindendir. İlim ise maluma tabidir. Nasıl olacaksa öyle bilir. Malum nasıl bir keyfiyet üzerine olursa, ilim öylece taalluk eder. Öyle ise malumun mekâyisi ve esbabı kadere isnat edilemez. (sözler, 492; İşaratu’l-İ’câz, 82) 10. İlm-i ezelî muhît olduğu için, müsebbebata esbabı birlikte abluka eder, içine alır. (İşâratu’l-İ’câz, 82) Kader ilm-i İlâhinin bir nevidir. İlm-i ilâhî ihtiyarımıza taalluk etmiş. Öyle ise ihtiyarımızı teyit ediyor, iptal etmiyor. (Sözler, 491-492) 11. Teşekki kaderi tenkit, teşekkür kadere teslimdir. (Şualar, 280) Kaderi tenkit eden başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden rahmetten mahrum kalır. (Mektubat, 290) 12. Kudret mastardır, kader mistardır. Kudret o mânevî kitabını o mistar üstüde yazar. (Sözler, 496) 13. Her şey kader ile takdir edilmiştir; kısmetine razı ol ki rahat edesin. (Mesnevi, 122) 14. Maziye, mesâibe kader nazarı ile, müstakbele ve meâsiye teklif noktasında bakmak lâzımdır. Cebir ve itizal burada barışırlar. (Mektubat, 522) 15. Geçmiş şeylere itiraz etmek mânasızdır. Çünkü tamiri kabil değil. (Şuâlar, 292) 16. İmana gel ki, elemden emin olasın. Kadere teslim ol ki, selâmette kalasın. (Mesnevi, 106) 17. “Kadere iman eden kederden kurtulur” kutsi düsturunu kedine rehber et. Hevesli akılsız çocuklar gibi muvakkat, ehemmiyetsiz lezzetlerin peşinden koşma! Düşün ki, fanî zevkler, sana manevî elemler, teessüfler bırakıyor. Sıkıntılar ve elemler ise; bilakis manevî lezzetler ve uhrevî sevaplar veriyor. Sen divâne olmazsan muvakkat lezzeti yalnız şükür için arayabilirsin. Zaten lezzetler şükür için verilmiştir. (Emirdağ Lâhikası, 1:195) 18. Âdetullah üzere, irade-i külliye-i ilâhiye abdin irade-i cüziyesine bakar. Yani kulun iradesinin bir fiile tallukundan sonra Allah'ın iradesi talluk eder. Öyle ise cebir yoktur. (İşâratu’l-İ’câz, 80) 19. İman ciz-ü ihtiyariyi, Allah namına istimal ettirip, her şeye karşı kâfi getirir. Bir askerin cüzî kuvvetini devlet nâmına istimal ettiği vakit, binler kuvvetinden fazla işler görmesi gibi… (Sözler, 218) 20. Kâinatta gâlib-i mutlak hayırdır. (Münâzarat, 4) Hilkatte hayır asıl, şer ise tebeîdir. Hayır küllî, şer cüz’îdir. (Muhakemat, 34) 21. Âlemin her halinde hayr-ı mahz olmaz. (Sünuhat, Tuluât, İşârat, 88) 22. Hasene nurâni olduğu için, tasavvur ve tahayülü dahi hasenedir. (Kastamonu L. 5) 23. Büyük bir hasene ve iyilik çok günahlara kefaret olur. (Emirdağ L. 1:202) 24. Mehâlik ve şer, tahribat nevinden olduğu için illetleri mevcut bir iktidar ve fâil bir icad olmak lazım değildir. Belki bir eme-i ademî ile ve bir şartın bozulmasıyla koca bir tahribat olur. (Lem’alar, 70) 25. Şerr-i kalil için hayr-ı kesir terk edilmez. Terk edilirse, şerr-i kesir olur. Zekât ve cihadda olduğu gibi.. (İşaratu’l-İ’câz, 28) 26. Halk-ı şer, şer değil, belki kesb-i şer şerdir. Zira halk ve takdir umum neticelere bakar. (Lem’alar, 73) 27. Her şey zıddı ile bilinir. Şer olmazsa hayır bilinmez. Elem olmazsa lezzet anlaşılmaz. (Şualar, 207) 28. Musibetlerin, şerrin, hatta günahların aslı ve mayası ademdir. Adem ise şerdir, karanlıktır. (Lem’alar, 207) 29. Fenâlık ve hevesat yolu, tahribat olduğu için gâyet kolaydır. Şaytan-ı ins ve cinnî, çabuk insanları o yola sevk ediyor. (Lem’alar, 73) 30. Allah insanı fıtrat üzere yaratmış ve herkese farklı kabiliyetlerde yaratmıştır. “Herkes kabiliyetine göre iş yapar.” (İsra, 17:84) Herkese kabiiyetine göre yapacağı iş kolaylaştırılır. Sizler hayırlı olanı yapmaya bakın. Herkes yaratılışına göre amel eder. Ameller sonuçlarına göre değerlendirilir. Sonu hayır olan bir amelin başının şer olması önemli değildir. Said Allah'ın kazası ile said olur, şaki de Allah'ın kazası ile şaki olur. Bunun için “Arı su içer, bal akıtır. Yılan su içer, zehir akıtır.” (Tuluat, 73) 31. Cenab-ı Hak, kemâl-i kereminden ve merhametinden ve adaletinden, iyilik içinde muaccel bir mükafat dercetmiştir. Hasenâtın içinde, ahretin sevabını andıracak mânevi lezzetler, seyyiâtın içinde, ahretin azabın ihsas edecek manevî cezalar dercetmiştir. 32. Fena şeyle zihnen meşguliyet de fenadır. (Kastamonu L. 112) 33. Çok iyiler var, iyilik zannı ile fenalık yapıyorlar. Muhali talep etmek, kendine fenalık etmektir. (Münazarat, 13) Etiketler: Kader İrade Hidayet Dalalet Rızk Ecel Cüzi İrade İstitaat Hayır Şer |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|