Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow İslamda Hilafet ve Siyaset
Advertisement
İslamda Hilafet ve Siyaset PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 13 Aralık 2010

M. Ali KAYA
İmana ve dine sahip çıkmak, Allah’ın emirlerini yerine getirip yasaklarını uygulamak, adaleti sağlamak, anarşi ve terörü önlemek, hak ve adaleti icra etmek için bir lidere ihtiyaç vardır. Bu lider eskiden bir tek fert olan idarecilerdir.
Günümüzde ise birey yerine, bireyin seçimle başa getirildiği kurumlar bu görevleri yapmaktadır. Toplum bireysellikten kurumsallığa geçmiş görünmektedir.

Peygamberimiz (sav) hayatta iken mü’minler imanlarından dolayı, mü’min olmayanlar da peygamberimizin (sav) kendileri ile yaptıkları sözleşme gereği Medine toplumunun lideri, idarecisi konumundaydı. Peygamberin (sav) vefatından sonra sahabeler peygamberimizden (sav) aldıkları dersin gereği, Allah’ın emri olan istişare ile bir araya geldiler ve “Seçim” ile peygamberimizden (sav) sonra dini ve adaleti ayakta tutmak için “halife” olarak Hz. Ebubekir’i (ra) seçtiler. Böylece seçime dayalı “Hilafet” modeli ve Cumhuriyet sistemi oluşturuldu.

Daha sonra İslam bilginleri “Halife/Cumhurbaşkanı” olmanın ve “Seçimin” şartlarını aşağıdaki gibi belirlediler.

1. Müslüman olmak: Müslümanların hakim olduğu yerde elbette çoğunluğun, yani cumhurun temsilcisi olacak Cumhurbaşkanı elbette Müslümanlardan olmalıdır.

2. Mükellef olmak: Akıl, baliğ ve mükellef olmayan, sorumluluk duygusundan yoksun birisinin lider ve başkan olması düşünülemez.

3. Erkek olmak: Kadın seçme ve seçilme hakkına haizdir; ancak Cumhurbaşkanı adayı olamaz. Şuranın üyesi olabilir ve şuranın sözcüsü sayılan başbakan da olabilir; ancak son söz sahibi olan Cumhurbaşkanı olamaz. Peygamberimiz (sav) Krallıkla idare edilen İran devletinin başına kral olarak bir kadını getirmeleri üzerine “Başına bir kadın hükümdar tayin eden millet iflah olmaz” buyurmuştur.

4. Duyuları salim olmak: Duyular denince beş duyu akla gelmelidir. Göz, kulak ve diğer azalardır.

5. Bilgin ve Müçtehit olmak: Cumhurbaşkanı olacak kişi bilgi ve içtihat sahibi olmasa da “Şura” üyeleri ve “Ulema Heyeti” bu vazifeyi yapabilir.

6. Cesur Olmak: Adalet ve cesaret liderin en belirgin özelliğidir.

7. İleri Görüşlü Olmak: Dünya siyasetine ve geleceğe yönelik görüşlerinin isabetli olması gerekir.

8. Adil olması: Adaleti gerçekleştirecek için “Hukuk” bilgisi yanında bunu gerçekleştirecek kudret, irade ve kararlılığa da ihtiyaç vardır.

Bu sayılan şartları taşımayan birisi sözün kendisinde bittiği ve son karar merkezi olan Cumhurbaşkanı adayı olamaz.

Ehl-i Sünnet’e ve Cumhur-u Ulemaya göre devlet başkanı “Seçim” ile belirlenir. Seçim usulleri farklı olmakla beraber sonuçta “Seçim” esastır. Halife ancak seçimle belirlenir. Şia ise “Atama” usulünü esas almışlar ve “peygamberin yerine halife seçmesi nübüvvetin gereğidir” demişlerdir.

Halifenin seçimi üç şekilde olur:

1. Müslüman, mükellef, adil (büyük günahlardan sakınan) kendisini lekeleyecek şeylerden koruyan, şahsi menfaat peşinde olmayan ve toplumun menfaatini esas alan, bilgili ve şahsiyetli “Şura Üyelerinin” tespit ettiği adayların seçimi ile. Bunun günümüzde en gelişmiş şekli “Millet Meclisinin” adayı belirleyerek seçmesi şeklindedir.

2. Adil halifenin vefatından önce âdil ve liyakatli birini aday olarak göstermesi şeklindedir. Bu da Hz. Ebubekir’in (ra) Hz. Ömer’i aday olarak göstermesi esas alınmıştır.

3. Hilafetin şartlarını taşıyan birisinin aday olması ve halktan biat alması iledir. Bu seçim şekli farklı adayların ortaya çıkması ve çoğunluğu ele geçirenin halife olması ve diğerlerinin de ona biat etmesi veya birinin hilafete geçmesi, diğerinin de muhalefette kalması şeklindedir ki bu uygulama Hz. Ali (ra) ve Hz. Muaviye (ra) mücadelesi ve dönemi esas alınarak belirlenmiştir.

Görüldüğü gibi her üç durumda da halife seçimi, adayların belirlenmesi ve halkın biatının alınması şeklindedir. Hiçbirisinde atama ile ve babadan oğula geçme şeklinde bir hilafet yoktur. İlk iki durumda aday belirleme ve sonuçta seçim esastır. Son şıkta ise adayların ortaya çıkarak halkın biatına müracaat etmeleri söz konusudur. Nitekim peygamberimiz (sav) “Benden sonra hilafet otuz senedir. Sonra saltanat gelecektir” buyurmuştur. Peygamberimizin (sav) bu hadisi seçimle gelen ve otuz sene devam eden “Hulefa-i Raşidinden” sonra Hz. Muaviye (ra) ile saltanata dönüşmüştür.


Etiketler:  Hilafet Siyaset Seçim Adalet Hak İslamda Hilafet ve Siyaset Cumhur Cumhurbaşkanı
 
< Önceki   Sonraki >
ADALET
HAK
SIYASET
HILAFET
CUMHUR
SEçIM