M. Ali KAYA
Lügat anlamı “ bir şeyi güzel bulmak” olan istihsan, Usul-ı Fıkh ıstılahında “ Bir delile binaen hafî kıyası celî kıyasa tercih etmek” veya “istisnayı gerektiren hususi bir delile binaen cüz’î bir hükmü külli bir hükümden veya umumî bir kaideden istisnâ etmektir.” Misal verecek olursak “yırtıcı kuşların atıkları temiz değildir; ancak karga, doğan kuşlarının gagalarından necaset akıtmadıklarından dolayı istisna tutmak istihsandır. “Olmayan şeyin üzerine akit fasittir” ancak selemi kira, mudaraa ve müsaakat akitlerinin sıhhatine istihsanen hükmedilir.
İstihsan, fakahate, yani ince ve derin düşünceye ve meseleleri anlama ve kavrama kudretine delalet eder. Akla ve hevaya göre hükmetmek değil, bilakis fakihin zekası ile bulduğu kuvvetli bir delile dayanarak amel etmektir. Bu nedenle istihsan kıyastan ve mesalih-i mürseleden çok farklıdır. Kıyas nasslarda ve icmada benzeri ve misli olan olaylarda cereyan eder. İstihsan ise benzeri olan fakat bir delilden dolayı umumi bir hükümden istisna edilen bir meselede cereyan eder. Mesâlih-i mürsele ise dinde üzerinde kıyas edilebilecek benzeri olmayan olayda tatbik edilir ve hüküm bazı nassların tamamından elde edilen manaya veya külli esaslara uygunluğuna binaen müstakil olarak sabit olur.
Mesela: Bayî ile müşteri semenin miktarında ihtilafa düşerlerse yazılı bir delil yoksa o zaman kaideten ve nassen yemin müşteriye düşer. Zira “Beyyine müddeî için yemin münkir üzerinedir.” Ancak hâkim hem müşteriye, hem de müddeî olan bayiye teklif eder. Bu durumda bayi de münkir durumundadır. Hakimin bayiye yemin teklifi kıyas-ı hafi olup istihsandır.
Şayet bir taraf yemin ederse davayı yemin eden kazanacaktır. Şayet iki taraf da yemin ederse durum ne olacaktır? Malın satışında ihtilaf olduğu için bu satış feshedilecektir.
**
Serahsî, Mebsut isimli eserinde istihsanı “Kolaylık için güçlüğü terk etmektir” şeklinde tarif eder. Delil olarak da “Allah sizin için kolaylık diler, güçlük dilemez” (Bakara, 2:185) ayetini ele alır. Benzer ayetler de vardır: “Allah sizden hafifletmeyi diler. Zira insan zayıf yaratılmıştır.” (Nisa, 4:28) “Allah size hiçbir güçlük yapmayı murat etmez” (Mâide, 5:6) “Allah dinde size hiçbir güçlük kılmadı” (Hac, 22:78) ayetleri ve peygamberimizin (sav) “Dinin hayırlısı kolaylıktır.” “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz” hadislerine dayanır.
Hz. Aişe (ra) “Hazreti-i peygamber (sav) iki şey arasında muhayyer kalınca onlardan daima en kolay olanını tercih ederdi. Ümmeti hakkında da daima en hafif olanını isterdi” demiştir.
Peygamberimiz (sav) tayin etmiş olduğu kadı ve valilere daima “Bu din kolaylık dinidir. Dinde kim şiddet gösterirse sonuçta zararlı çıkar. Daima doğru olun ve hakka gidin. Herkesi sevindirin. Çölde giden bir yolcunun sıcaktan korunmaya çalıştığı, serinliğinden istifade ettiği gibi, siz de kendinizi yormadan akşamın, sabahın ve geceden istifade ederek yolunuza devam edin” buyururlardı.
İstihsan, meşakkatin kaldırılması, güçlük çıkaran hükümlerin bazı makul şartlarla değiştirilmesi ve hafifletilmesini tavsiye etmektedir. Misafirin dört rekât namazları iki kılması, orucu tutmakta muhayyer olması, ayakta namaz kılmaya gücü yetmeyenin oturarak kılmasına izin verilmesi, hasta ve misafire Cuma namazının farz olmaması, su bulunmayan yerde teyemmüme müsaade edilmesi gibi hükümler hep kolaylık prensibinin gereğidir.
Burada dikkat edilecek husus kolaylık şeriatın ahkâmının uygulamasını kolaylaştırmak içindir. Yoksa zorluk ve meşakkat var diye hükmü ortadan kaldırmıyor, alâ kaderi’l imkan uygulanmasını sağlıyor.
İstihsan’ın Çeşitleri:
İstihsan dayandığı delile göre istihsan çeşitli kısımlara ayrılır. Delil nass veya icmâ veya zaruret, veyahut hafî kıyas veya da örf ve maslahat olabilir.
1. Delili Nass Olan İstihsan: Nass ya Kur’ândan veya sünnetten olur. Bir insan “malım sadakadır” derse “yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra” (Nisa, 4:12) ayeti gereği ve “mallarından zekat olarak al” (Tevbe, 9:103) ayeti mucibince zekata tabi malların kastedildiğine hükmedilir. Bu bir istihsandır. Sünnete misal ise “unutarak yemenin ve içmenin orucu bozmayacağı” hadisine göre orucun devamına hükmedilir.
2. Delili İcma Olan İstihsan: Bu şer’î meselede icmanın vuku bulması sebebiyle kıyasın muktezasının terk edilmesidir. İstisna akdinin cevazına alimlerin icmâsı buna delildir. Zira kıyasa göre akit ancak eşyanın varlığı ile geçerli olurken sanatkarın yapacağı işe göre önceden anlaşması istihsanen caiz olur.
3. Delili Örf Olan İstihsan: İhtiyacın zorlaması gereği olarak kıyasa ve umumi kaideye aykırı olan şeyin örfe uygun cevazına hükmetmek bu nevi istihsandır. Kullanacağı su ve ne kadar içeride kalacağı belli olmadığı halde hamama girme ücretinin takdirinin meşruiyeti böyle bir istihsan sonucudur. Örfe göre takdir edilen fiyat herkes için eşit olarak kabul edilir ve insanlar sıkıntıya sokulmaz.
4. Delili Zaruret Olan İstihsan: Zaruret gereği kıyas terk edilerek ihtiyacın mucibince amel olunmasının cevazına hükmedilir. Necasetten taharet farz olduğu halde kaçınılması mümkün olmayan sıçrantı ve çamurların taharete engel olmayacağı konusunda verilen fetva ve cevaz böyle bir istihsandır.
5. Delili Kıyas-ı Hafî Olan İstihsan: Müşteri ve satıcı anlaştıkları malın fiyatı üzerinde ihtilaf etseler her ikisine de yemin ettirilir. Bu hüküm kıyas-ı hafiye göre istihsanen verilen bir hükümdür.
6. Delili Maslahat Olan İstihsan: Bu da külli kaideden istisna etmeyi gerekli kılan bir istihsandır. Sefih ve aklı olmayan birinin malını ona buna vermesi veya vakfetmesinin önüne engel olmak için kendisi malından tasarruftan men edilir ve sözüne itibar edilmez. Bu maslahata binaen yapılan bir istihsandır. Dolayısıyla “Vasiyet” ve “Hibe” kaidesi burada işletilemez. Yine “Hâşimî olana zekat verilmez.” Bu hadis ile sabittir; ancak İmam-ı Azam (ra) perişan olmamaları için bunlardan ihtiyaç sahipleirne beytü’l-malden zekat malından verilmesini müstahsen görmüştür.
Ayrıca işçiye verdiği zararı ödetmek ve tazmin ettirmek kıyasa göre gerekmezken, maslahata binaen istihsanın ödemesine hükmedilir. Burada işçinin ihmalkarlığını önlemek ve malı korumak için maslahat ödenmesini gerektirir. Ancak elde olmayan sebeplerle zarar vaki olmuşsa ödenmez.
İstihsan’ın Hüccet Olması:
Cumhur-u Ulemaya göre İstihsan şer’î bir hüccettir. Gerçi İmam-ı Şafii (ra) önceleri istihsanı kabul etmeyerek “İstihsanla amel kendiliğinden din icat etmektir” demiştir ancak sonradan kabul etmiştir. Şafi mezhebi imamlarından “Tacu’l-İslam” lakabı ile meşhur İbn-i Sem’ân “Eğer İstihsan delilsiz olarak insanın hoşuna gittiğini söylemesi, heva ve hevesine göre fetva vermesi anlamında ise elbette batıldır. Kimse istihsana bu manayı vermemiştir. İstihsan belli bir delili bırakıp daha kuvvetli bir delile başvurma anlamında olduğu için de kimse bunu reddetmemiştir” demiştir. Cumhur ise, “Dindeki kolaylık ve yüsrün” İstihsan ile alınan hükümlerin de hüccet olmasını gerektirir demişlerdir. Sonuçta İstihsan sadece akla dayanmamaktadır, ya nassa veya icmaya veyahut örfe dayanmaktadır. Bunlar ise dinin kabul ettiği delillerdendir.
Peygamberimiz (sav) her ne kadar istihsana göre değil, kendisine arz edilen meselelerde vahyi beklerdi. Ama o zaman din tamam olmamıştı. Peygamberimizin (sav) vefatı ile din tamam olunca artık vahiy beklemek ve bu konuda Allah'ın hükmünü beklemenin anlamı kalmamıştır. Mevcut nasslara göre veya akla göre hükmedilecektir. Bu nedenle istihsana karşı olanların düşünceleri yersizdir. Hem İstihsan kıyas ve maslahat gibi delillerle amel etmek olduğundan müstakil bir hüküm kaynağı sayılmaz. Etiketler: İstihsan Din Kolaylıktır Dinde Kolaylık Kıyas Usul-i Fıkh Maslahat Din Anlayış Akıl |