Yazılarım
Fıkhî Meseleler
Karz-ı Hasen, Ödünç ve Borç | Karz-ı Hasen, Ödünç ve Borç |
|
|
|
| Cumartesi, 27 Kasım 2010 | |
|
Alışverişte cari olan şart ve rükünler karz için de geçerlidir. Selem alışında ne gibi şartlar geçerli ise borç için de aynı şartlar geçerlidir. Şiddetli ihtiyaca binaen komşular arasında ekmek ve tuz gibi şeyler borç olarak alınıp verilebilir. Ancak gelecek bir menfaati düşünerek borç vermek ise riba, yani faiz sayılacağı için caiz olmaz. Peygamberimiz (sav) “Menfaat celbeden her karz ribadır” buyurmuşlardır. Ancak borç veren kişi borcunun bir kısmını borçlusuna hibe edebildiği gibi, ödünç alan da şart koşulmadığı halde borcunu verirken fazladan verebilir. Buna hediye denir ve vermek de sünnettir. Zira peygamberimiz (sav) birinden borç aldığı zaman verirken gönül rızası ile fazla olarak verirdi. Borcu veren alırken şu kadar fazla isterim der ve şart koşarsa bu faiz olur ve bu muamele haram olur. Borç ve ödünç alınan şeyler misli ile iade edilmesi şarttır. Bu nedenle altına altın, buğdaya buğday ve hurmaya aynı cinsten hurma verilir. Ancak Hanefi fakihleri canlı hayvanların borç olarak alınması ve verilemesinden karşılıklı haksızlık olacağından kabul etmezler. Ancak diğer İslam bilginleri peygamberimizin (sav) deveyi borç olarak alıp sonra ödemesini dikkate alarak hayvanların da borç olarak alınıp sonra en iyi şekli ile ödenmesi gerektiği konusunda ittifak etmişlerdir. Borç vermek sadakadan daha değerli ve faziletlidir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Şayet samimi ve huzur-u kalple Allah için ödünç verirseniz Allah onu sizin için kat kat artırır ve sizleri bağışlar” buyururken peygamberimiz (sav) de “Allah sadakaya on misli, borca ise on sekiz misli sevap verir” buyurarak borç vermenin sadakadan daha faziletli olduğunu ifade etmiştir. Yüce Allah meşru bir sebeple borçlanan kimseye yardımcı olunmasını yüce Allah emr etmektedir. “Borçlu darda ise eli genişleninceye kadar ona mühlet verin. Bilmiş olun ki borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır” buyurur. Kişi borçluya mühlet vermenin ve borcunun bir kısmını sadaka olarak bağışlamanın değerini bilmiş olsaydı elbette borcunu ona hibe ederdi. Yüce Allah bunu hatırlatmaktadır. Peygamberimiz (sav) “arşın gölgesinden başka gölgenin olmadığı mahşerde Allah’ın kendisini arşın gölgesinde gölgelendirmesini isteyen zor durumda kalanlara yardımcı olsun, borçluya kolaylık sağlasın ve onun borcunu indirsin” buyurarak borçluya yapılacak yardımın ahretteki faydalarından birini bize haber vermiştir. Abdullah b. Ömer (ra) “Duasının kabul olmasını, sıkıntı ve kederlerinin giderilmesini isteyen borcunu ödeyemeyene ve zorda kalana yardımcı olsun” demiştir. Bunun peygamberimizin (sav) “Borcunu ödemekte zorluk çekene mühlet verene veya borcunun bir kısmını ona bağışlayan kimseyi yüce Allah Cehennem ateşinden korur” hadisini okumuştur. Peygamberimiz (sav) ayrıca ödeyebileceği halde borcu geciktirmenin zulüm olduğunu da haber vermiş ve “Zenginin borcunu gereksiz ve mazeretsiz olarak geciktirmesi zulümdür. Biriniz alacağını zengine havale edilirse kabul etsin” buyurmuşlardır. Peygamberimiz (sav) yine “İnsanların hayırlısı borcunu en iyi şekilde ödeyendir” buyurmuş ve alacaklıyı memnun etmek ve helalliğini almak şartıyla canlı hayvanların ödünç olarak verilebileceğini belirtmiştir. Yüce Allah borcun şahitler huzurunda yazılmasını emretmiştir. Malı “hayır” ve “hayır vasıtası” olarak kabul eden ve böyle olmasını isteyen yüce Allah malın korunması ve muhafazası mal sahiplerinin de mağdur edilerek haksızlığa uğramaması için “Ey iman edenler, muayyen bir zaman vaadiyle borçlandığınızda onu yazın. Aranızda bir kâtip de doğrulukla yazsın. Yazan Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin. Yazsın. Hak kendi üzerinde olan da yazdırsın. Şayet, borçlu, sefih, küçük ve kendisi yazdıramayacak durumda ise, velisi dosdoğru yazdırsın. Erkeklerden iki de şahit yapın. Eğer iki erkek bulunmazsa Şahitlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahitler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç, küçük veya büyük olsun onu müddeti ile beraber yazmaktan üşenmeyin. Bu Allah yanında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemenize de daha yakındır...” buyurmaktadır. Süfyan-ı Servi (ra) Hz. Abdullah b. Abbas’ın (ra) “Bu ayet vadeli satışlar, yani selem satışı için nazil olmuştur” dediğini nakleder. Peygamberimiz (sav) Medine’ye geldiği zaman Medine halkı iki üç senenin mahsulünü ve meyvesini parayı peşin, meyvesini vadeli olarak alıyor ve selem satışı yapıyorlardı. Peygamberimiz (sav) onlara “Kim selem yaparsa belli ölçü ve ağırlıkta ve belli bir vadede yapsın” emrettiler. İnsanların ihtiyaçlarını en güzel şekilde karşılanması ve karşılıklı haksızlığa uğramamaları için borçlanmayı ve borcunu en güzel şekilde ödemeyi, bunun için de şahitler huzurunda yazılmasını emretmiştir. Bunların Allah’ın emrine uygun olarak yapılması dünyevi ihtiyaçları giderme yanında ibadet etmeyi de içine almaktadır. Mü’min dünyevi ihtiyaçlarını giderirken Allah’ın emrine uygun olarak hareket ederse yaptığı bu davranış ve fiil ibadet olmaktadır. Böylece mü’minin çalışması, insanlara yardımcı olması, ihtiyaçlarını gidermesi ibadet olmakta ve her hali ahrete, ebediyete intikal etmekte, mü’mine sevap ve Allah rızasını kazandırmaktadır. Etiketler: Borç Karz Karz-ı Hasen Allah için borç vermek Ödünç Selem Sadaka Mal Hayır Yardım |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|