Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow Kefaretler ve Dini Cezalar
Advertisement
Kefaretler ve Dini Cezalar PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 13 Kasım 2010

M. Ali KAYA
Kefaret, örten ve gizleyen anlamındadır. İşlenen bir kusurdan ve günahtan dolayı tövbe edip Allah’tan af ve mağfiret dilemek niyetiyle yapılan, ceza özelliği de bulunan bir tür mâlî ve bedenî ibâdettir.
Kefaret Allah için Allah nâmına verilen bilâhare bozulan ahdi, miktarı malum olan fidye ile telâfî etmek veya bedenen edası mümkün olmayan ibadeti mal ile eda etmek amacı ile fakire ve muhtaca yardımcı olmaktır.

Yemin ile orucun kefâreti Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet ile sabittir. Mü’min yalan yere yemin etmiş ise hayatta iken kefaretini ödemekle mükelleftir. Hayatta iken gaflet veya ihmal ile vermemiş veya imkan bulamamış olduğu oruç ve yemin kefaretini vasiyet ederek terekesinin üçte birinden vermesi gerekir. Yaşlılık ve hastalık sebebi ile tutamadığı oruçların kefaretini de vermeye mecburdur. Bu durumda kefaret aynen orucu tutmak gibidir. Kadın hastalık, hayız ve nifastan dolayı tutamadığı oruçlarını ya bilâhare kaza ederek günü gününe tutacak veya buna sağlığı müsaade etmezse bu durumda kefaretini ödeyecektir Buna da fırsat bulamamış ise vasiyet edecektir ve malından kefareti ödenecektir.

Namaz İbadetine Gelince: Şafii ulemasına göre namazı ne suretle olursa olsun terk eden kimse bunu kaza etmekle mükelleftir. Cumhur-u ulemaya göre namaz ibadetinin kaza dışında mal ile kefareti söz konusu değildir. Ancak bir kısım Hanefi âlimlerine göre “namazın da oruca kıyas edilerek kefareti olabilirliğine” hükmetmişlerdir. Kılmadığı her vakit namaz için bir fidye miktarı kefaret vermekle kefaretini ödeyebilir. Hanefi âlimlerine göre bu şekilde namaz kefaretinin ödenmesi “aff-ı ilâhiyeye mazhariyeti umulan” bir durumdur.

Allame İbn-i Âbidîn’in “Dürrü’l-Muhtar”da “Meyyit mal bırakmazsa vârisi borç alarak devir suretinde kefaretini ödemeye çalışır” ifadesi ile fakir için ruhsat olarak devir yapmayı meşru görmüştür. Ancak bunu zenginler mallarını kurtarmak için su-i istimal etmişlerdir. Bu ise doğru değildir. Az bir mal ile “devir” şeklinde “hile-i şerî’yenin su-i istimali” şeklinde olduğu zaman amacı dışına çıkılmış olur. Bin liralık bir kefaret, on lira ile kurtarılmaya çalışmak gibi kabul edilemez durumlar ortaya çıkar. Bunda ise ne fakire yardım, ne de gerçek anlamda kefaret ödeme söz konusu değildir.

1. Oruç Kefâreti:
Ramazan orucunu eda ederken, herhangi bir mazeret olmaksızın, oruçlu olduğunu bildiği halde orucunu kasten bozan kimse kefareten tutması ve vermesi gereken kefarettir. Bu konuda İmam-ı Şafi (ra) ramazan orucu ancak kasten “cinsî münâsebet” sonucu bozulursa kefaret gerektirir. Bu da peygamberimizin (sav) Ramazan ayında hanımı ile cinsî münasebette bulunan bir sahabe hakkında kefaretle hükmetmesini delil olarak gösterir.  Hadiste yeme ve içme geçmemekte ve peygamberimizin bu konuda bir başka ifadesi de bulunmamaktadır. Bu nedenle Şafi’ye göre kasten yeme ve içme kefaret gerektirmez. Hanefi uleması ise kasten yeme içmeyi cinsî münâsebete kıyas ederek aralarındaki ortak illet sebebine bağlarlar.

Orucu kasten bozmanın kefareti imkanı varsa bir köle azat etmek veya iki ay ara vermeden oruç tutmaktır. Buna gücü yetmezse altmış fakiri sabah akşam iki öğün doyurmaktır. Bu üçüncü şık yemek bedelinin fakire verilmesi şeklinde de olabilir. Kefaretle ilgili bu hükmün ölçüsü Kur’ân-ı Kerimde kefaretle ilgili ayetin “ailenize yedirdiğiniz ortamla yemek”  ifadesi esas alınarak belirlenmiştir.

Kefareten oruç tutanlar iki ay ara vermeden oruç tutmalıdırlar. İki ay altmış gün olmayabilir. Zira kameri aylar bazen 29, bazen 30 çeker. İki ay ceza olarak oruç tutar, bir gün de tutmadığı ve bozduğu orucu kaza eder. Böylece 60 veya 61 gün oruç tutmalıdır. Sadece kadınlar hayız müddetini ilave ederler ve bu süre oruca ara verme anlamına gelmez.

Kefaret ve kaza orucuna geceden niyet etmek ve kefaret orucu olduğunu veya kaza olduğunu belirtmesi şarttır. Oruca gerek seferi olması ve gerekse hasta olması durumunda bir gün ara veren hiç başlamamış gibidir ve yeniden tutması gerekir.

Kefaret bir ceza olduğu için kasten bozulmuş bir çok oruç için bir kefaret yeterlidir. İki ay peş peşe ara vermeden oruç tuttuktan sonra tutmadığı veya bozduğu oruçların tamamını tutarak borcundan kurtulur.

2. Yemin Kefareti:
Bir kimse Allah için bir şeyi yapmaya azmeder ve yemin ederek şahitler huzurunda kastını gösterdiği halde bu yeminin gereğini yapmayarak bozması durumunda ceza olarak kefaret vermesi gerekir.

Yüce Allah yemin kefareti konusunda şöyle buyurur: “Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkan sözde yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat, bilerek kasıtlı olarak yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da kefareti ailenize yedirdiğiniz ortalama bir öğün yiyeceğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek veya bir köle azat etmektir. Bunlara da gücü yetmeyen üç gün oruç tutmalıdır. Yeminlerinizin kefareti budur.” 

Bu ayete göre yemini bozmanın kefareti öncelikli olarak on fakiri yedirme ve giydirme, köle azat etme veya üç gün arka arkaya oruç tutmaktır. Hanbeli ve Hanefiler oruçta ara vermeden üç gün arka arkaya tutmayı şart olarak kabul ederler.

3. Zıhar Kefareti:
Zıhar, sözlükte “arka ve sırt” anlamına gelmektedir. Cahiliye döneminde bir erkek hanımına “Sen bana anam gibisin” veya “senin sırtın veya şu uzvun anamın sırtı ve uzvu gibidir” derse bunu boşama sebebi olarak kabul ediyordu.
Kur’ân-ı Kerim “İçinizde zıhar yapanların kadınları onların anaları değildir. Onların anaları kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar yalan söylüyorlar. Kuşkusuz Allah affedicidir ve bağışlayıcıdır. Hanımlarından zıhar sebebiyle ayrılmak durumunda olanlar dönmek isterlerse onlara dokunmadan önce köle azat etmelidir. Buna gücü yetmeyen aralıksız iki ay oruç tutmalıdırlar. Buna da gücü yetmeyen altmış fakiri doyurur. Bunlar Allah’ın hükümleridir”  buyrulur.

Kefaretlerde köle azadının ilk şart olarak zikredilmesi İslam’ın hürriyete verdiği önemi göstermektedir.

4. Adam Öldürmenin Kefareti:
İslam’ın korumayı amaçladığı en önemli şey insan hayatıdır. Bir müslümanın müslümanı, zımmîyi veya gayr-i müslimi hatâen, yanlışlıkla öldürmesi sonucu hukukî ve cezâî müeyyidelere ilaveten bir de kefaret ödemesi gerekir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Bir Müslümanın bir mü’mini öldürme hakkı yoktur. Şayet hata ile bir müslümanı öldürenin bir köle azat etmesi veya ölenin ailesine teslim edecek bir diyet vermesi gerekir. Bunları bulamayan da kesintisiz iki ay oruç tutmalıdır”  buyurur.

Kefaret bir nevi tövbe ve ibadet olduğu için mü’min hata ile öldürdüğü bir insan için diyeti dışında kefareten de iki ay ibadet olarak oruç tutar. Ancak gayr-i müslim biri hata ile bir mü’mini öldürmüş ise bu durumda sadece diyet öder, kefaretle yükümlü değillerdir.

5. Hacda Traş Olma Kefâreti:
Hac mevsiminde ihrama girip ibadete başlayan mü’min vakti gelmeden traş olamaz. Şayet bir mazeret ve hastalık sebebiyle vaktinden önce traş olmak zorunda kalırsa kefaret ödemek zorundadır. Kur’ân-ı Kerim “Sizden her kim hasta olur veya başına gelen bir eziyet sebebiyle vaktinden önce traş olursa ona oruç, sadaka ve kurban olmak üzere fidye gerekir”  buyurur. Hz. Peygamber (sav) bu kefaretin üç gün oruç tutmak veya altı fakiri doyurmak veyahut bir koyun kurban etmek şeklinde ödeneceğini”  açıklamıştır. Ancak bu orucu ara vermeden tutmak zorunlu değildir.

6. Hayızlı Kadınla Cinsî Münasebette Bulunmanın Kefâreti:
Kur’ân-ı Kerim hayızlı kadınla cinsî münâsebette bulunmayı yasaklamıştır.  Bu nedenle kadınla hayızlı olduğu günlerde cinsî münâsebette bulunmanın haram olduğu konusunda icma vaki olmuştur. Cumhur-u ulemâya göre bu günahı işleyen kimse Allah’a tövbe ve istiğfarda bulunmak zorundadır. Bir kısım alimlere göre ilk günlerde bu günahı işleyen tövbe ile beraber bir dinar (4.25 gr. altın) son günlerde cinsî münâsebette bulunanlar ise bunun yarısı kadar altın kefaret olarak fakirlere vermek zorundadır. Bunu unutarak ve kasıtla yapmak arasında fark yoktur.


Etiketler:  Kefaretler Dini Cezalar Oruç Kefareti Yemin Kefareti Devir Zıhar Kefareti Adam Öldürmenin Kefareti
 
< Önceki   Sonraki >