Yazılarım
Fıkhî Meseleler
Namaz Kılmayanın Durumu | Namaz Kılmayanın Durumu |
|
|
|
| Cumartesi, 01 Ocak 2011 | |
|
M. Ali KAYA Namazı inkâr ederek terk eden Şafi Mezhebine göre “Mürted” olur ve “mürtedin hakk-ı hayatı yoktur.” Çünkü “Namaz dinin direğidir.” Namaz gibi dinin esaslarından birini inkar etmek elbette dini inkar etmekle aynı anlamı taşımaktadır. İhmal ve kusur sonucu namazı terk eden ise tövbe ederek namaza başlamalı ve kılmadıklarını kaza etmelidir. Kılınmayan namazları kaza etmek iman edenlerin Allah’a borcudur. Bunu tamamlamadığı zaman namaz borcundan kurtulamaz. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Ailene namazı emret, kendin de namaza sabırla devam et ve sebat göster” buyurur. Peygamberimiz (sav) “Kişi ile küfür arasında namazı terk vardır” buyurmuşlardır. Namazı terk etmek iki şekilde olur. İkincisi, farz olduğuna inandığı halde tembellik, ihmal ve gafletle kılmamaktır. Bu durumda kişi Allah’ın farzını ihmal ve terk ettiği için büyük günaha girmiş olur. bu durumdaki bir mü’mine nasihat ederek namaza başlatmak büyük sevap ve fazilettir. Tövbeye ve namaz kılmaya davet edilir. Peygamberimiz (sav) “Allah günde beş vakit namazı farz kıldı. Kim bu namazın hakkını vererek ikame eder, kılarsa Allah-ü Teâla onun günahlarını affedeceğini ve cennete alacağını vaat etmiştir. Kim namazını kılmazsa Allah’ın ona böyle bir va’di yoktur. Dilerse affeder cennetine alır, dilerse azap eder” buyurmuşlardır. Bu hadiste namazı terk edenin küfre gireceği değil, günaha gireceği açıkça ifade edilmiş ve Allah dilerse onu affedebilir diye imanının ve diğer ibadetlerinin olduğuna dikkat çekilmiştir. Geçmiş Namazların Kazası: Namazı vaktinde kılmamak ancak şu şartlarda caizdir: 1. Namazın affına sebep olan hayız, nifas, cünûn yani delilik ve baygınlıktır. Delilik ve baygınlıkla namazını kılamayan aklı başına gelince ve ayıkınca kaza etmekle yükümlüdür. Hayız ve nifas sebebiyle namaz kılamayanın namazını Allah affetmiştir. Sonradan kaza etmesine gerek yoktur. 2. Uyku ve unutkanlık sebebiyle vaktinde kılınmayan namazdan dolayı kişi günahkâr olmaz; ancak unutan aklına gelir gelmez, uykuda olan da uyanınca hemen namazını kılmalıdır. Ancak bu şekilde sorumluluktan kurtulurlar. Unutkanlık sebebiyle namaz kılmanın günah olamaması için meşru bir sebebi olması gerekir. Oyun ve eğlenceye dalarak namazı unutan sorumluluktan kurtulamaz. Ancak meşru bir işi yaparken dalgınlıkla unutan kişi mazurdur. Bu nedenle vaktin geçmesi kişiyi günahtan kurtarır. Üzerinde kaza namazı olan kimse ikiye ayrılır: Birincisi, sahib-i tertip olup üzerinde dört vakit namaz borcu olmayan kişilerdir. Böyle birisinin namazı kazaya kalırsa bu kaza namazını kılmadan bayram ve vitir namazı dahi hiçbir namazı kılamaz. Önce kazaya kalan namazını kılar sonra bu namazları kılabilir. Sahib-i tertip kaza namazı kılarken de tertibe uymak zorundadır. Akşam namazı kazaya kalan birisi yatsı vaktinde önce akşam namazını sünneti ile kılacak, daha sonra yatsı namazını kılacaktır. Önce yatsıyı kılar da akşamı kılmadığını hatırlarsa akşamı kılar, sonra yatsıyı yeniden kılacaktır. Aksi taktirde yatsı namazı sahih olmaz. Sahib-i tertip tertip üzere namazını kaza ettiği gibi, sünnetleri de kaza etmek durumundadır. Zira onun kaza namazı bir veya iki vakittir ve bu namazı kılmak kolaydır. Böyle bir mü’min fazilet sahibi salih bir insandır. Azimetle amel etmek durumundadır. Azimet ise bunu gerektirmektedir. İkincisi, üzerinde pek çok kaza namazı olan bir mü’mindir. Böyle birisi beş vakit namazı revatıp sünnetleri ile beraber kılmakla yükümlüdür. Zira bu namazlar farza tabidirler ve terki caiz değildir. Ancak böyle birisi fazilet sahibi ve salih bir mü’min olmadığı için üzerinde Allah’ın emri ve farzı olan namazlar varken bunları kaza etmeyerek fazilet sahibi mü’minlerin adeti olan ve farza tabi olmayan “Evvabin” “Kuşluk” “Abdest Namazı” “Tesbih Namazı” “Teheccüd Namazı” gibi namazları kılması caiz değildir ve kendisinden kabul edilmez. Onların yerine kaza namazı kılması farzdır. Aynı durum borcu olanın bunu ödemeyerek zekât vermesi, zekât borcu olanın bunu vermeyerek sadaka vermesi ve hayır yapmak için para harcaması durumunda da böyledir. Bu nedenle zekât verecek kişinin önce borcunu ödemesi, kalanından zekât vermesi gerekir. Yine zekât borcu olanın önce zekâtı vermesi, kalanından sadaka verip hayır yapması gerekir. borç da ikiye ayrılır. Biri vadeli borç, diğeri vadesiz borç. Vadeli borcun vadesi gelmden ödenmesi gerekmediği için zekat hesaplanırken vadesi gelmeyen borçlar hesap edilmez; ancak vadeli olmayan ve vadesi geçen borçlar çıkarılarak önce bunlar ödenir, sonra kalanından zekat verilir. Etiketler: Namaz Namazların Kazası Namaz Kılmayanın Durumu Mürted Namaz Dinin Direği Geçmiş Namazların Kazası |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|