Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow Namaz Vakitleri
Advertisement
Namaz Vakitleri PDF Yazdır E-posta
Cuma, 05 Kasım 2010
M. Ali KAYA
Beş vakit namazın her biri belli vakitlerde kılınır. Her vakit namazın başlama ve bitiş zamanı vardır. Bu iki vakit arasında kılınan namaz makbuldür. Vaktin dışında kılınan namazın iadesi gerekir. Vakti çıkan namaz ise ilk fırsatta kaza edilir. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Şüphesiz namaz mü’minlere belli vakitlerde farz kılınmıştır”  buyrularak vaktinde kılmanın farziyetini ifade etmiştir. Yüce Allah İsra ve Miraç gecesinde beş vakit namazı farz kıldıktan sonra Cebrail (as) Allah’ın emri ile gelerek namaz vakitlerinin başlangıcını ve son vaktini ve nasıl kılınacaklarını peygamberimize (sav) öğretmiştir. Nitekim peygamberimiz (sav) “Cebrail (as) bana Beytullah’ın yanında iki defa imamlık yaptı. Birinde namazın ilk vakitlerinde, ikincisinde ise son vakitlerindeydi. Sonra ‘Ya Muhammed bu vakitler senden önceki peygamberlerin vaktidir. Namaz vakti de bu ikisi arasında kalan zamandır”  buyurdular. Bu hadis dışında sahabeden bu konuda pek çok rivayet vardır. Bu nedenle beş vakit namaz ve namazın vakitleri mütevatir olup sahabenin ve ümmetin icması ile sabit olmuştur.
 

Peygamberimiz (sav) “Kim namazın bir rekâtına vaktinde yetişirse o namaza yetişmiş sayılır. Güneş doğmadan Sabah Namazının bir rekâtına yetişen o namaza yetişmiş sayılır. Akşam güneş batmadan ikindinin bir rekâtına yetişen o namaza yetişmiş sayılır”  buyurarak nasıl olsa güneş doğuyor veya güneş batıyor namazı sonra kılarım demeyi yasaklamıştır. İmam-ı Şafii (ra) bu hadisi esas alarak birinci rekâtı kıldıktan sonra güneşin doğması ile namazın bozulacağı görüşünü reddeder ve tamamlanmasını ister ve bu namaz vaktinde kılınmış sayılır demiştir. 

Sabah Namazı:
Sabah namazının vakti fecr-i sadık ile başlar ve güneşin doğuşuna kadar devam eder. Bu husus peygamberimizin (sav) hadisleri ile sabittir. Peygamberimiz (sav) sabah namazını en az kırk ayet okuyacak kadar uzatarak okur ve tamamlardı. Sonra sahabeler evlerine alaca karanlıkta dönerlerdi ve karanlıktan tanınmazlardı.  Sahabeler evlerine döndükleri zaman evde bulunanlar kalkmamışlarsa kaldırır ve namazlarını güneş doğmadan kılarlardı. Bu nedenle İmam-ı Şafi (ra) sabah namazının erken kılınması gerektiğine hükmetmiştir.

Şafii uleması “Namaz vakti girince uykuda olanı uyandırmak sünnettir. Peygamberimiz (sav) bir gün namaza çıktı ve uykuda olanlardan kime rast geldiyse uyandırdı” demişlerdir. Şafiye göre “Sabah namazının efdal vakti tam fecir zamanıdır. İhtiyar vakti ortalık aydınlandığı vakittir. Cevaz vakti ise kırmızılığın doğduğu vakittir.”

Hz. Ömer (ra) Ebu Musa el-Eş’âri’ye yazdı bir mektubunda “Sabah namazında mufassal surelerden ikisini okumayı tavsiye etmiştir.”  Elbette bu Resulullah’ın namazda okuduğu için yapmıştır. İnsanlar işin kolayına kaçıp kısa sureleri okumayı adet edinmesinler için devlet başkanı olarak emretmiştir. Bu da sabah namazının camilerde erken kılınarak dağılan cemaatin evlerinde uyuyanları uyandırarak namazlarını kazaya bırakmamalı konusunda çok güzel bir uygulamadır.

Her vaktin bitimi diğer namazın vakti ile bittiği halde sabah namazını vakti güneşin doğması ile biter ve güneş doğduktan öğle namazına kadar sünneti ile beraber kaza edilir. Peygamberimizin (sav) uygulaması ve Şafi’nin içtihadı böyledir.


Öğle Namazı:
Güneşin tam tepede olduğu vakte “Zeval Vakti” denir. Öğle namazı vakti ise zevalden batıya doğru kaymaya başladığı zaman başlar. Her şeyin gölgesinin kendi boyuna ulaşmasına kadar devam eder. Güneş tam ortada bulunduğu zaman namaz kılınmaz. Peygamberimiz (sav) “Sıcak şiddetlendiği zaman öğle namazını serinliğe bırakınız; sıcağın şiddeti cehennemin nefesidir”  buyurmuşlardır.

İkindi Namazının Vakti:
İkindi namazının vakti her şeyin gölgesinin iki misline çıkmasından sonra başlar ve güneşin batmasına kadar devam eder. Yukarıda geçen hadiste belirtildiği gibi peygamberimiz (sav) “güneş batmadan ikindinin bir rekâtına yetişen kimse ikindi namazına yetişmiştir” buyurmuşlardır. Ancak güneşin sararmasına kadar namazı tehir etmek mekruhtur. Peygamberimiz (sav) “İkindi namazını kaçıran kimse sanki ailesini ve malını kaybetmiş gibidir”  buyurmuşlardır.

Akşam Namazının Vakti:
Akşam namazının vakti güneşin batması ile başlar. Kırmızı akşam şafağının kaybolması ve batıda eseri kalmaması ile sona erer.  Peygamberimiz (sav) akşam namazını güneş batıp perdeye bürününce kılıyordu.  Akşam namazının vakti en çok bir buçuk saat, yani 90 dakikadır. İmam-ı Şafi ise 45 dakika ile bir saat içinde namaz vaktinin çıkacağı görüşündedir. Bu nedenle ilk vaktinde kılmak diğer vakitlerden çok daha önemlidir. Şafii mezhep imamlarına göre akşam namazının efdal vakti ilk on beş dakikadır. 

Günümüzde Astronomi geliştiği için takvimlerde belirtilen resmi saatler ile belirlenmekte ve buna uymak gerekmektedir. Bu konuda şüpheye yer yoktur.

Yatsı Namazının Vakti:
Akşam namazının vaktinin çıkması ile başlar, fecr-i sadıka, yani sabah namazı vaktine kadar devam eder. Ancak İslam bilginleri gecenin üçte ikisinden sonraya bırakmanın doğru olmayacağı görüşünde ittifak etmişlerdir.

Peygamberimiz (sav) bir gün önemli bir konudan dolayı yatsı namazını tehir etmişti. Hz. Ömer (ra) “Ya Resulallah! Kadınlar ve çocuklar yattılar, yatsı namazını kılmaz mıyız?” dedi. Peygamberimiz (sav) “Ümmetime sıkıntı vermek istemeseydim yatsıyı bu vakitte kılmalarını isterdim”  buyurdular. Bu nedenle kışın yatsıyı geciktirmek, yazın ise ilk vaktinde kılmak efdaldir.

Bu belirlenen vakitler namazların vakitleridir. Eskiden ilim ve fen gelişmediği için vakitler güneşin hareketine ve gölgesine göre belirleniyordu. Günümüzde ise Astronomi gelişmiş ve vakitler fenni hesaplarla belirlenmiş takvimler oluşturulmuştur. Resmi olan Diyanet İşleri Başkanlığının belirlediği vakitlere uymak dinin, peygamberimizin (sav) belirlediği vakitlere uymak anlamına gelmektedir.

Peygamberimiz (sav) Hz. Ali’ye (ra) “Yâ Ali! Üç şeyi vakti gelince geciktirme. Vakti gelince namaz, hazır olunca cenaze ve dengini bulduğunuz zaman bakire kızı evlendirme”  buyurmuşlardır. Bu nedenle namazı vaktinde kılmak gerekir.

Ancak Ramazanda oruçlu olanlar için yemek hazırlanmış ise önce yemeği yiyip namazı sonraya tehir etmek peygamberimizin (sav) tavsiyesidir. Nitekim peygamberimiz (sav) “Akşam yemeği hazırlanmış ise önce yemeği yiyiniz”  buyurmuşlardır. Ramazan dışında ise peygamberimiz (sav) “Yemek veya bir başka bahane ile namazı tehir etmeyiniz”  buyurdu.

Yine peygamberimiz (sav) kendisine sorulan “Hangi amel Allah katında daha efdaldir?” sorusuna “Vaktin evvelinde kılınan namaz”  şeklinde cevap vererek vaktin evvelinde namaz kılmanın Allah katında en değerli ibadet olduğunu açıkça ifade etmiştir.

Namaz Kılmanın Tahrimen Mekruh Olduğu Vakitler:
Namaz belli vakitlerde kılınan bir ibadet olduğu için vaktin dışında ve peygamberimizin (sav) yasakladığı vakitlerde kılmak tahrimen mekruhtur. Bu nedenle üç vakit namaz kılmak mekruhtur:

1. Cuma günü hariç diğer günlerde zeval vaktinde, yani güneşin tam ortada olduğu ve kızdırdığı zaman namaz kılmak mekruhtur. Ancak Cuma gününe ve camiye has olmak üzere Cuma Namazından önce mescide girenin Şafi Mezhebine göre mescide hürmeten iki rekât “Tahiyyatu’l-Mescid” namazını kılması mekruh değildir. Bu namaz camiye giren her mü’mine sünnettir. Cuma gününün hürmetinden dolayı zeval vaktinde camiye girenin kılması mekruh değildir. Diğer günler mekruhtur.

2. Sabah namazının farzını kıldıktan sonra güneş bir mızrak boyu yükselene kadar nafile namaz kılmak mekruhtur. Ancak Sabah namazının farzı vaktini geçmemesi için kılınabilir. Zaten güneş doğmadan birinci rekâtın secdesini yapan o namazı vaktinde kılmış sayılmaktadır.

3. İkindi namazının farzından sonra güneş batıncaya kadar nafile namaz kılmak da mekruhtur. Ancak ikindinin farzı vakit çıkmadan kılınabilir.

Ancak farz olan ve bir özürden dolayı vaktin evvelinde kılınamayan farz namazlar ile unutulan ve o anda hatırlanan vaktin farz namazı hatırlandığı anda ve sabah namazı uykudan uyandığınız andan itibaren ilk önce kılınması gerekir. Nitekim peygamberimiz (sav) “Kim bir namazı kılmayı unutmuş ise onu hatırladığı anda kılsın. Çünkü yüce Allah beni zikretmek için namaz kıl (Taha, 20:14) buyurmaktadır”  buyurmuşlardır.

Unutulan namazın revabıt sünnetlerden olan nafile namazın kerahet vaktinde olsa da kılınması konusunda peygamberimizin (sav) şu hadisi delildir. Ümm-ü Seleme (ra) peygamberimizin ikindiden sonra iki rekât namaz kıldığını görür ve sorar. “Bu kıldığınız ne namazıdır?” Peygamberimiz (sav) “Abdulkays kabilesinden bazıları Müslüman olmak için gelmişlerdi. Onlarla meşguliyetimden öğlen namazının son sünnetini kılamamıştım. Şimdi hatırladım da onu kıldım”  buyurmuşlardır.

Ayrıca Mekke’ye ve Kâbe’ye has olarak “Mescid-i Haramda” kerahet vakti yoktur.  Kâbe’de herkes istediği vakit istediği kadar nafile namaz kılabilir. Nitekim peygamberimiz (sav) “Kâbe’yi ziyarete gelen hiç kimseyi gece veya gündüzün hiçbir vaktinde namaz kılmaktan men etmeyin”  buyurmuşlardır.

Bu istisnalar dışında üç vakitte nafile namaz kılmayı peygamberimiz (sav) yasaklamıştır. Güneş doğduktan bir mızrak boyu yükselene kadar, Öğleyin zeval vaktinde ve ikindiden sonra güneş batana kadar.” 


Etiketler:  Namaz Vakitleri Namaz Sabah Namazı Öğle Namazı Akşam Namazı İkindi Namazı Yatsı Namazı Namazı Kılmanın Mekruh Olduğu Vakitler
 
< Önceki   Sonraki >