Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Fıkhî Meseleler arrow Namazın Rükünleri (Farzları)
Advertisement
Namazın Rükünleri (Farzları) PDF Yazdır E-posta
Pazar, 07 Kasım 2010

M. Ali KAYA
Namazın Rükünleri: (Şafiilere Göre)
Namazın içindeki farzlarına rükün” denir. İmam-ı Şafiye göre bunlar on yedidir.

1. Niyet etmek.
Niyet Allah rızası için namaz kılmaya azmetmektir. Niyetin mahalli kalptir. Tekbir ve rükû gibi namazın bir parçasıdır. Namaza hazır olunca kalben hangi namazı kılacağını ve farz veya sünnet olduğunu ve kaç rekat kılacağını niyetle kastetmelidir. Niyet ve diğer hususlarda vesveseye itibar yoktur. Peygamberimiz (sav) “Vesveseye müptela olan Allah’a itikat etsin ve vesvesesine son versin” buyurmuştur.

Niyetin şartı yedidir. Namaza niyet etmek, hangi namaz olduğunu belirtmek, farz ve sünnet olduğunu ifade etmek, edayı ve kazayı kastetmek, kalp ile getirmek, akabinde hemen tekbir getirmek, niyetten sonra namaza münafi bir şeyden kaçınmaktır. Dil ile ifade etmek ve Arapça söylemek ise sünnettir.

Arapça niyet şöyle yapılır: “Neveytü en usalliye rek’ateyni ferza’s-subhi müstekbele’l kıbleti (muktediyen bi’l-imami) edâen lillahi teâlâ” hemen ardından “Allahü ekber!” diye tekbir alır. Yani, “Niyet ettim Allah rızası için kıbleye dönerek sabah namazını iki rekat farzını edaen kılmaya…” Cemaatle kılıyorsa “uydum imama” kelimesi ilave edilir.  

2. İhram tekbirini almak: Yani, namaza başlama ve ibadet dışındaki her şeyi kendine haram kılma tekbiridir ki “Allahü Ekber” demektir. Bunun da: “Arapça olması, ayakta alınması, Allahü Ekber ifadeleri ile olması, Elifin uzatılmaması, Benin uzatılmaması, kalben olmaması diliyle kendi duyacak kadar sesli ifade edilmesi, vaktin girmiş olması, kıbleye dönük olması, imama uymuş ise imamdan sonra olması” gibi şartları vardır. 

Tekbir alırken elini kulak hizasına kaldırmak, avuçlarını kıbleye çevirmek ve indirirken almak ve elini bağlamadan bitirmek sünnettir. İmam olanın ise cemaatin durumuna göre herkesin duyabileceği kadar yüksek sesle olması gerekir. İki kişilik bir cemaat için yüz kişinin duyacağı kadar sesli söylenmesi gerekmez. Cemaat çok olur da sesin işitilmesi mümkün olmazsa bu durumda müezzinin veya cemaatten birinin imamın tekbirinden sonra yüksek sesle tekbir getirmesi sünnettir. Çok kalabalık cemaatin olduğu zaman Hz. Ebubekir (ra) peygamberimizin tekbirinden sonra tekbir getirerek cemaatin işitmelerini sağladığı rivayet edilmektedir.

3. Kıyam: Ayakta durmak. Bir şeye dayanarak kıyamda durmak zarar vermez. Namaz kılanın gücü yettiği sürece ayakta kılması farzdır. Ancak aciz ise bu durumda istediği gibi kılar. Namazda ciddiyet esastır. Başını sağa sola eğmek, ayakları birbirine yapıştırmak, bir karıştan fazla açmak mekruhtur. Ayak aralarının dört parmak kadar açık olması sünnettir.

4. Fatiha-i Şerifeyi Okumak: Peygamberimiz (sav) “Fatihayı okumayanın namazı yoktur” buyurmuştur. Namazın her rekatında Besmele ile beraber Fatiha okumak farzdır. Şafiye göre Besmele Fatiha’nın birinci ayetidir. Şafii mezhebinde imama uyanların da Besmele ile beraber Fatiha okumaları farzdır. İmam fatihadan sonra bir müddet içinden dua okuyarak cemaatin Fatiha okumalarına imkan vermelidir. Fatihadan sonra zamm-ı sure okumak ise sünnettir. Zamm-ı Surenin bir sure olarak okunması birkaç ayet okumaktan daha efdaldir. “Muğni’l-Muhtaç” isimli kitapta Şeyh Ebu Zeyd’in yirmi kadar sahabeden Fatiha’yı kıyamda okumanın gereği anlatılmaktadır.

Açıktan Fatiha ve zamm-ı sure okunan namazlar sabah, akşam, yatsı namazı ile cuma, bayram, yağmur, hüsuf ve küsuf namazlarıdır. Gündüz kılınan nafile namazlarda gizli okunurken, gece namazlarında sesli okumakta bir beis yoktur.

Cemaatle namaz kılarken cemaatin imamın Fatiha okumasından sonra sesli olarak “Amin!” demeleri sünnettir. Ayrıca cemaat Kunut duası okunurken açıktan “Amin!” demeleri de sünnettir. Bunun dışında imam “Eleysellahu bi-ahkamil hâkimîn” ayetini okuyunca cemaatin kendi işitecekleri kadar “Belâ, ve ene mine’ş-Şâhidîn” demeleri “Febieeyi hadîsin ba’dehû yü’minûn” ayeti okununca “Âmentü billahi” demek sünnettir.

İmamın Fatiha’dan sonra cemaatin de Fatiha okumalarını sağlamak için zamm-ı sureden önce içinden şu duayı okuması sünnettir. “Allahümme bâid beynî ve beyne hatâyaye kemâ bâedte beyne’l-mağribi ve’l-meşrik. Ve nekkınî mine’z-zünûbi kemâ yünekka’s-sevbe mine’d denesi.”

5. Rükûa varmak. Yüce Allah buyurdu “Rukû’a varanlarla beraber siz de rukû’a varın.”  Allahü Ekber diye rükua gitmek, rükûa giderken ellerini kulaklarına kaldırması, rükûda üzerinde su dolu kabın dökülmeyeceği şekilde sırtı, başı boynu aynı hizada olması, elleriyle dizleri tutması ve parmakların düz durması sünnettir.

Rükuda en az üç defa “Sübhane Rabbiye’l Azîm”  demek sünnettir. Yalnız kılan bunu on bire kadar çıkarabilir.
 
6. Rükûda “Tadil-i Erkana” uymak. Buna “tuma’nînet” denir. İki hareket arasında bir miktar durmaktır. Bunun da en azı üç defa “Sübhanallah” diyecek kadar hareketsiz durmaktır. Bundan azı tadil-i erkanı terk sayıldığı için Şafii Mezhebine göre namazın farzını terk etmiş olur. Bu durumda da namazı olmaz. Yeniden kılması gerekir.

7. Rükûdan kalkıp “itidal” üzere doğrulup durmak. Kalkarken “Semiallahü limen hamideh” demek, ellerini kulaklarına kadar kaldırmak sünnettir.

8. İtidal halinde tuma’nînet. Yani, tadil-i erkan üzere bir müddet durmak. Bu esnâda “Rabbenâ leke’l-hamd. Hamden kesîran, tayyiben, mübâreken, mil’essemâvâti ve mil’el-arzı ve mil’e mâ beynehümâ ve mil’e mâ şi’te min şeyîn b’dü” diye Allah’a hamd etmek sünnettir.

9. Her rekatta iki kere secde etmek. Yüce Allah “Secde et ve yaklaş”  ferman etmiştir. Yedi aza üzere secde etmek farzdır. Peygamberimiz (sav) “Yedi kemik üzere secde etmekle emrolundum” buyurmuşlardır.  Secde için eller kaldırılmaz. Secdede en az  üç defa “Sübhâne rabbiye’l-a’lâ”  demek sünnettir. Yalnız kılan bu tesbihi on bire kadar çıkarabilir. Secdede önce dizlerini, sonra omuz hizasına ellerini, sonra alnını ve burnunu koymak, kalkarken önce alnını, sonra ellerini kaldırması sünnettir.

Secdenin sahih olması için secde kastı ve niyeti ile olması, yedi aza üzere secde etmesi, alnın açık olması, hasta ve özür durumu hariç arka tarafın önden yüksek olması ve başın ağırlığının yerde hissedilmesi ve secde mahallinin sertliği hissedilecek şekilde olması ve başın içine gömülmemesi gerekir. Secde edilecek yerde fındık ve ceviz gibi sert yiyeceklerin kırılacak şekilde olması gerekir. Buğday, yün ve pamuk yığını üzerinde secde caiz değildir.

10. Secde halinde tuma’ninet. Yani, tadil-i erkan üzere hareketsiz durmaktır. Secdede dirsekler yanlardan oyluklar karından uzak durmalıdır.

11. İki secde arasında oturmak. Bu oturuşun itidal üzere olması, başka bir kastın bulunmaması, Fatiha veya Tahiyyat okuyacak kadar uzatılmaması gerekir. Zira bu iki rükün arasında fasıla olduğu için rükün kadar olması namazı fesat eder. Oturuşun en uygun olanı müfterişen, sol ayağını yatırıp, sağ ayağının parmakları kıbleye gelecek şekilde dikilerek oturup ellerini açık şekilde uylukların üzerine koyarak bir müddet durmaktır. Bu oturuş esnasında “Allahümmeğfir lî, verhamnî, vecburnî, verzuknî, ve âfinî ve’fuannî” diye dua etmek sünnettir.

İkinci secdeden sonra ikinci veya dördüncü rekata kalkacak ise secdeden doğrudan kalkmayıp hafif oturup aciz olan kimse gibi iki elini dayanarak kalkmak efdaldir.

12. İki secde arasındaki oturuşta tuma’nînet. Yani itminan ve tadil-i erkan ile oturmak gerekir ki bunun en azı üç defa “Sübhanallah” diyecek kadar olması, efdali ise yukarıda geçen duayı okuyarak oturmak ve daha fazla bu oturuşu uzatmamaktır.

13. Selamdan önceki oturuş. Yani Tahiyyatı okumak için oturmak. Ancak bu oturuş son oturuş olduğu için dört rekatlı farzlarda ikinci rekattan sonraki oturuştan farklıdır.  İlk oturuşa “iftiraş” denir ki bu, sol ayağı yatırıp üzerinde oturmak ve sağ ayağı parmakları kıbleye gelecek şekilde dikmek şeklindedir. Selamdan önceki oturuş ise hem iki rekatlı namazlarda, hem dört rekatlı farzlarda son oturuştur. Bu oturuşta sol ayağ sağ ayağın altından çıkarmak ve sol uyluğun üzerine oturmak ve sağ ayağı parmakları kıbleye gelecek şekilde dikmek şeklinde olup buna “teverrük” oturuşu adı verilir.

14. Son teşehhüdde tahiyyatı okumak. İmam-ı Şafi’ye göre tahiyyatın en sahih olanı Abdullah İbn-i Abbas’ın (ra) rivayet ettiği şu ifadelerdir: “Ettahiyyâtü, El-mübârekâtü, essalavâtü, ettayyibâtü lillâhi. Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekâtühü. Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillahi’s-Sâlihîn. Eşehedü en lâ ilâhe illallahü ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasûlüh.”  Peygamberimiz (sav) teşehhüdü sahabelerine sure ezberletir gibi öğretmiş ve ezberletmiştir.

Teşehhüdü, yani tahiyyatı ilk oturuşta okumak sünnettir. Selamdan önce okumak ise farzdır. Bu nedenle sabah namazı hariç diğer farz namazların birinci teşehhüdünde tahiyyatı okumak sünnet olmaktadır. Sehven terkinde ise “Secde-i sehiv” yapmak gerekir. Çünkü Şafii mezhebinde Sünnet-i Müekkede olan fiiller “Vacip” yerindedir. Terki sehv-i secdeyi gerektirir. Yapılmazsa günaha girer.

Teşehhüdün Şartları:
1. Arapça okumak,
2. Kelime ve harflerini düzgün ve doğru okumak,
3. Oturarak okumak,
4. Kendi işiteceği kadar sesli okumak,
5. Fasılasız okumak.

15. Son teşehhüdde Peygamberimize (sav) salavat getirmek: Zira bu Kur’ân-ı Kerimde Allah’ın emridir. Nitekim yüce Allah “Allah ve melekleri nebiyy-i muhtereme salavat getirirler. Ey iman edenler! Sizler de ona teslimiyetle salat-ü selam getirin”  ferman eder. İslam bilginleri “namaz dışında hiçbir yerde peygambere salavat getirmek vacip değildir” diye ittifak etmişlerdir. İmam-ı Azama göre Allah’ın emri olduğu için “Vacip” olan salavat, İmam-ı Şafiye göre namazın rüknü, yani farzdır. Zira İmam-ı Şafii vacibi farz olarak kabul eder. Bu nedenle ayetin vücûbî emri teşehhüd içindir. Salavâta salât kelimesiyle birlikte peygamberin (sav) ismini ve sıfatını da zikretmek şarttır. Üç ve  dört rekatlı farzlarda birinci teşehhütte salavat okumak sünnettir. Son teşehhütte ise farzdır.

Ekmel olan “Salavat” şöyledir: “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin kemâ salleyte alâ seyyidinâ İbrahîm ve âli seyyidinâ İbrahîm inneke hamîdün mecîd. Allahümme bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin kemâ bârekte alâ seyyidinâ İbrahîm ve âli seyyidinâ İbrahîm inneke hamîdün mecîd.”

Son Teşehhütte salavattan sonra dua okumak sünnettir. Bu nedenle kur’ân-ı Kerimde geçen “Rabbenâ âtina fiddünya haseneten ve fil ahreti haseneten ve kınâ azabennâr” ve “Rabbicalnî mukîme’s-Salâte ve min zürriyyetî. Rabbenâ ve tekabbel duâ. Rabbenağfirlî veli vâlideyye ve lilmü’minîne yevme ekûmu’l-hisab” dualarını okumalıdır.

Peygamberimiz (sav) son teşehhüdün dua makamı olduğunu söylemiş ve bir çok dualar okumuş ve sahabelerine de öğretmiştir. Bizzat Hz. Fatıma’ya öğrettiği dua şudur: “Allahümmeğfirlî mâ kaddemtü ve mâ ahhartü, ve mâ esrartü ve mâ a’lentü ente’mukaddimü ve ente’l-muahhir. Lâ ilâhe illâ ente fağfirlî mağfireten min indike verhamnî inneke entel gafûru’r-rahîm. Allahümme innî eûzu bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l-kabri ve min fitneti’l-mahyâ ve’l-memâti ve min fitmeti’l-mesîhi’d-deccâli ve’s-süfyân. Allahümme lâ tuhricnâ mine’d-dünyâ illâ maa’ş-şehâdeti ve’l-îmân.” İlk teşehhütte dua okumak mekruhtur.

16.  Birinci selamı vermek. Selamın en efdali “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” şeklinde olanıdır. Önce sağa selam verilir, sonra sola. Selam verirken başını yanağını görecek şekilde çevirmek sünnettir. Selamda sağdaki melekleri, cemaati ve geçmiş bütün mü’minleri kastetmek menduptur. Sola selam verirken yine aynı şekilde soldaki meleği, mü’minleri kastetmek menduptur. İmam cemaati ve cemaat imamın selamını almayı da kastedebilir.

17.  Rükünlerin tertibine riayet etmek. Tertibi terk etmek namazı ifsat eder. Yani, rukua gitmeden secdeye varmak, kırattan önce rukû yapmak gibi fiiller namazı bozar.


Etiketler:  Namazın Rükünleri Namazın Farzları Niyet Tahiyyat Salavat Selam Secde Ruku
 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ